Güneye Giden Yollar — Bilim ve Sanat

Bir toplumsal olay çok sayıda insanı etkiler, ama bu etkiler herkeste başka başka sonuçlara yol açar. Bunun nedeni insanların birbirinden farklı ruhsal yapılarıdır. İşte Joseph Losey, gerek toplumun farklı kesimlerinden olan insanların içinde bulundukları ortamı, gerekse aynı toplumsal kesimden insanlarda ortaya çıkan sonuçları büyük bir başarıyla sinema diline aktarabilen bir yönetmen.

Losey’i, Türkiye’de de gerek sinemalarda, gerek videoda izlediğimiz filimlerinden tanıyoruz. Sinemalarda gösterilen filmlerinden Arabulucu (To Go Between), Troçki (The Association of Trotsky), M. KLein ilk akla gelenler. The Accident, The Servant, Steaming gibi filmlerini de videoda görmüş olabilirsiniz. Güney Yolları (Les Routes du Sud) da (*) bu son grupta yer alıyor.

Güney yolları ön planda bir baba-oğul çatışmasını işliyor. Baba (Yves Montand), İspanya iç savaşını çocuk denecek yaşta izlemiştir ve halen onun anıları, düşleriyle yaşamaktadır. Oğul ise (Laurent Malet) hem Paris’te öğrenim görmekte hem de bir yandan babanın izinde senaryo yazarlığı yapmakta diğer yandan öğrenci olayları içinde Franko’ya karşı olanları desteklemektedir. Bu iki kişi arasındaki çatışma çeşitli alanlarda sürmektedir, aile içinde, politik kimliklerinde,, karşıt cinsle ilgili tutumlarında, meslek ilişkilerinde…. Giderek bu çatışmanın bir karşıtlık olmayıp aslında bir çeşit yarışma olduğunu ve daha çok da babanın oğluyla yarıştığını ayrımsarız.

Babanın toplumsal kimliği belirgin biçimde eski olarak kalmıştır; Eski kuşak, eski solcu, eski yazar… Düşünceleri her ne kadar hep toplumsal olaylarla ilgili görünüyorsa da, baba, sonuçta toplumdan ayrı anılarla dolu bir evde düşleriyle yaşayan, oğlunun anatsal çalışmalarını, üçüncü kişilerden, toplumsal eylemlerini ise televizyondan öğrenen bir kimlik kazanmıştır. Bu durumu, en iyi biçimde, babanın çözümlenmemiş eski çatışmalarının onun eylem ve ürünlerine yansımasında izleriz. Toplumsal ortamda çözümlenmiş çatışmalar onun dünyasında henüz çözümlenmediğinden, bunları ürünlerine yansıtmakta, ancak bu çerçevede yazdığı senaryoya alıcı bulamamaktadır. Baba, “anıların cennetinde” ama “düşlerin cehenneminde” yaşamaktadır.

Filmde, toplumsal olayların bireyde yarattığı sonuçlar ile bireysel çatışmalar çok özgün biçimde bütünleştiriliyor. Babanın çözüleyemediği bireysel çatışmaları oğluyla ilişkilerine, onunla yarışma biçiminde yansıtmakta, sonuçlandıramadığı toplumsal çatışmaları ise düşleriyle dile gelmektedir. Bu iki boyutun birbirinden kopuk olmadığını, birbirlerini etkilediğini, hatta içiçe olduklarını izleriz. Bildik baba-oğul çatışması tersine dönmüştür, baba oğula kendini kanıtlama çabasındadır. Bu ilişkiyi atış yarışması, sokakta ayak topu oynama gibi tipik Losey sahnelerinde duyumsarız. Bu kendini kanıtlama çabasının toplumsal boyutu ise, babanın düşlerine, yazılarına yansıyan “ihanet” kavramı olmaktadır. Belki İspanya’dan ayrılmış olması, belki anlayamadığımız bir başka neden ya da nedenler, babayı gerçekte ihanet etmediğini kanıtlama çabası içine sokmuştur. Bu çaba, çatışmasını çözümleyemeyen babayı giderek düşlerinin etkisine sokacak, toplumsal dış gerçeklikten tümüyle ayıracaktır. Babanın oğluna karşı tutumu iki uca savrulmaktadır; bir yandan kendi yapamadığı eylemi oğlunun gerçekleştirip Franko’yu öldürdüğünü düşler, öte yandan rus ruleti sahnesinde izlendiği gibi oğluna yönelik saldırgan duygularını dizginleyemez.

Filmdeki kadınlar, önce anne, sonra Julia (Miou Miou) kimliğinde baba ile oğul arasındaki sorunlarda arabulucu rolü oynamaktalar. Anne, “Oğlun seni görmeye gelmiş” diyerek İspanya’ya gitme görevini üstleniyor, Julia ise rus ruleti sahnesinde, eşiğine gelinen ölümü engelliyor.

Filmin başında varolan ve giderek yükselen, yoğunlaşan çatışmalar, bir yandan Franko’nun ölümüyle, öte yandan oğulun attığı iletişime dönük adımlarla bir ölçüde çözümlenecek, filmin sonlarında baba “anıların cennetine”, oğul ise yaşadığı gerçek dünyaya dönecektir.

Güney yolları, gençliğe bir selam niteliği taşıyor. Baba figürünün alabildiğine nostaljik, edilgen, kapalı özellikleri karşısında sade ve gürültüsüzce birçok alanda enerji harcayıp ürün alabilen bir oğul bir anlamda geleceğin, yaşamın simgesi oluyor.

Hüray-Caner Fidaner
Sinemadan/Videodan
Bilim ve Sanat
Mart 1987, 75:52

(*) Güney Yolları (Les Routes du Sud), Yön: Joseph Losey, Oyn: Yves Montand, Miou Miou, Laurent Malet, Senaryo: Jorge Semprun, Gör. Yön: Gerry Fisher, 1978 Fransız-İspanyol ortak yapımı.

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “Güneye Giden Yollar — Bilim ve Sanat

  1. Pingback: Bilim ve Sanat yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Korkma Evladım — derleme | YERSİZ ŞEYLER