Bir Çöküşün Filmi — Bilim ve Sanat

Malcolm Lowry, ömrü boyunca tek romanla ün kazanmış bir İngiliz yazar. John Huston da, Volkanın Altında (Under the Vulcano) adıyla bu romanı sinemaya aktarmış. Amerikalı yaşlı ve usta yönetmen, bu uyarlama işinin hakkını vermiş doğrusu.

Volkanın Altında, bir çöküşün anlatılmasıyla çöküş sanatının (dekadans sanat) birbirinden çok farklı şeyler olduğunu kanıtlıyor. Çöküş sanatı da ölümü, çirkinliği, kötülüğü anlatır, ama bu tür bir filmde fonda da, çevrede de bunlardan başka bir şey yoktur. Yücelik, güzellik gibi olumlu duygular, ya da yardımlaşma, dostluk, gelecek umudu gibi kavramlar, çöküş sanatı içinde kendilerine yer bulamazlar. Bu türden bir film, dünyaya ölümün, kötülüğün, çirkinliğin gözlükleriyle bakar, bu nedenle örneğin çirkinliği anlatmak yerine, doğrudan doğruya çirkinliğin kendisi olur.

Oysa çöküşü anlatmak çok daha farklı bir şeydir. Bir filmin teması, kahramanın çöküş süreci olsa bile, eğer film dünyaya kahramanın felsefesiyle bakmıyorsa, eğer filmin fonunda ya da anlattığı çevrede yaşamın gerçek zenginliği yer alıyorsa, bu film dekadans sanatın bir ürünü olmayacaktır. Nitekim Volkanın Altında‘da baştan sona bir insanın çöküşünü izliyoruz. Ama Huston bu sürecin içine girerek, bu sürecin bir parçası olarak anlatmıyor, olaylara dışardan bakıyor.

Volkanın Altında 1 Kasım 1938 akşamı başlıyor ve İngiltere’nin Meksika’daki eski başkonsolosu Bay Firmin’in yaşamının son 24 saatini anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesindeki dünya dengesi, bitmek üzere olan İspanya İç Savaşı’nın etkileri, Nazi Almanyası’nın pervasızlığı, en önemlisi de Nazilerin desteğinde Meksika’da güçlenen faşist hareket gibi toplumsal süreçler, filmin fonunu oluşturuyor. Bu karmaşık tablo önünde Bay Firmin kronik alkolizmiyle başbaşadır. Aile ilişkileri, mesleki ilişkileri, komşuluk ilişkileri (herhalde alkol yüzünden) tümden bozulmuştur. Toplumsal olaylarla ilgili görünmesine karşın, çevresindeki gerçek dünyayı algılayamamaktadır. Kendisine bir gelecek düşünememekte, alkole ve eski anılara sığınmakla yetinmektedir. Olayların, Meksikalıların adeta bir bayram gibi yaşadığı Ölüler Günü’ne raslaması, sanki Bay Firmin’in yaşayan bir ölü olduğunu çağrıştırıyor, Meksika’nın, Eisenstein’dan bu yana bir çok sinemacının ilgisini çekmiş olan bu ölüm kültürünü Huston da başarılı bir simgesel anlatım için kullanıyor.

Filmde başka simgeler de var: Bütün görkemiyle filmi açan ve kapatan volkan, tavuklu yaşlı kadın, kendisine ameliyatla bir katilin elleri takıldığı için cinayet işleyen piyanist, öldürülen köylünün, filmin sonunda başıboş kalan atı… Bütün bu simgelerle, filmin toplumsal fonu üzerine, ikinci bir katman olarak çevre yerleştirilmiş oluyor.

Bay Firmin’in çöküşü işte bu fonun önünde, bu çevrenin ortasında yer alıyor. Kendisini terketmiş olan karısını büyük bir özlemle bekliyor görünmesine karşın, kahramanın karısının mektuplarını okuyacak kadar bile iletişim kurma gücü kalmamıştır. Acaba bu durum kendiliğinden, kaçınılmaz olarak varılmış bir nokta mıdır? Huston’un filmi bu soruya olumsuz yanıt veriyor. Filmin dokusu içinde Bay Firmin’in kendi çöküş sürecinden sorumlu olduğunu hissediyoruz. Tıpkı cinayet işleyen piyanist gibi Bay Firmin de yakın çevresini batağa sürükleyecektir.

Albert Finney’in olağanüstü oyunu, çevre anlatımının zenginliği, simgelerin seyircide uyandırdığı karmaşık duygular… Neden olarak bunlardan hangisini düşünürseniz düşünün, sonuçta Huston’un bu güzel, çok güzel filmi büyük bir zevkle izleniyor.

Hüray-Caner Fidaner
Sinemadan/Videodan
Bilim ve Sanat
Mayıs 1987, 77:54

* Volkanın Altında (Under the Vulcano) Yönetmen: John Huston, Oyn: Albert Finney, Jacqueline Bisset, Anthony Andrews, Görüntü Yönetmeni: Gabriel Figueroa, Senaryo: Malcolm Lowry’nin romanından Guy Gallo, Müzik: Alex North, Renkli bir ABD filmi, 1984 yapımı.

Eski Toprak: John HUSTON

Halen seksen yaşında olan John Huston, Amerikan sinemasının en önemli yönetmenlerinden birisi. Aynı zamanda oyunculuk da yapan Huston’un ilk yönettiği film, Malta Şahini. Daha sonraki filmleri arasında Sierra Madre Hazineleri (B. Traven’den), Deniz Ejderi (Moby Dick), Zafer Madalyası (The Red Badge of Courage), Afrika Kraliçesi (The African Queen), Kırmızı Değirmen (Moulin Rouge), Prizzilerin Onuru (Prizzis’ Honor), Volkanın Altında (Under the Vulcano) sayılabilir. Huston şu sıralarda James Joyce’un bir kısa öyküsünden uyarlanan Ölü (The Dead) adlı filmi çeviriyor. Sierra Madra Hazineleri‘nde bir oyuncu olan babasını yöneten Huston’un son filminde de kızı Anjelica Huston oynuyor, bu filmin sahne uyarlamasını da John Huston’un oğlu Tony Huston yapmış.

Video izleyicileri yönetmen Huston’ı yukarıda sıraladığımız filmlerin son ikisinden anımsayacaklar. Oyuncu Huston’ı ise video-kulüplerde “Hitchcock’un Seçtiği Dört Öykü” adıyla bulunan filmlerden bir çakmak şakasını anlatan “Güneyden Gelen Adam”da, yaşlı bahisçi olarak izledik.

H-C.F.

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “Bir Çöküşün Filmi — Bilim ve Sanat

  1. Pingback: Bilim ve Sanat yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Korkma Evladım — derleme | YERSİZ ŞEYLER