Kahraman Fotoğrafçı Örgütçülere Karşı — Bilim ve Sanat

Yetmişli yılların başında sinemamıza damgasını vuran bir Yeşilçam akımı vardı. Bu dönem filmlerinde erkekler ya esas oğlandır ve “iyi” şablonuna uyar, ya da örneğin kaçakçı patron ve fedaileridir ve “kötü” şablonuna uymaktadır. Kadınlar derseniz, ancak bir erkeğin yanında var olabilen, kimliksiz ve kişiliksiz yaratıklar olarak anlatılırlar. Yetmişli yılların sonlarına doğru, Yılmaz Güney’le birlikte, sinemamızda Yeşilçam-dışı gerçekçi bir akım doğdu. İzleyicinin de artan desteğiyle bu gerçekçi akımın yıldan yıla etkinliğini arttırdığını gözledik. Seksenli yılların bütün savlı filmleri, bu akımın gelişmiş bir uzantısı olarak görülebilir. Gerçekçi nitelikler, çok satışlı filmleri de etkiledi. Bu durum aslında hem neden, hem de sonuçtu. Gişe kaygısının ağır bastığı güldürü filmlerine olsun, türkücü filmlerine olsun, “sosyal içeriğin” katıştırıldığını gözledik. Belki bu gelişmede, Yeşilçamın geleneksel seyircisinin televizyondaki Dallas dizisinden başını kaldıramaz olmasının da payı vardır. Sonuç olarak gerçek Yeşilçam melodramları sinema salonlarından TV dizilerine ve “TV’de Türk Sineması” saatlerine aktarılmış oldu.

Sinemamız, elbette, zorunlu olarak gerçekçi çizgide kalabildiği ölçüde gelişecektir. Prenses‘in(*) biçim özelliklerindeyse bunun tam tersini gözlüyoruz. Filmde “iyi” fotoğrafçı, kişiliksiz Nevres’i (yani “Prenses”i) “kötü” örgütçüden “kurtarıyor”. Sinan Çetin, eski filmlerinde (örneğin Çiçek Abbas‘ta) kullanabildiği çok daha gelişmiş biçim yapısını Prenses‘te neden kuramıyor?

Bunun tek nedeni, filmin kaynaklandığı ideolojik kurguda aranmalı. Filmin ideolojik yapısı, yanlış ve aşılmış varsayımlardan yola çıkıyor. Bu felsefe gerçek bir film üretemeyeceği için de görüntülerle sözler ayrı kanallardan ayrı birer “film” ortaya çıkarıyor. Yani bir yandan Yeşilçam görüntülerini izliyor, öte yandan yönetmenin sözlerini dinliyorsunuz.

Filmin düşünsel yapısının dayandığı ve temelden yanlış olan önermelerden başlıcaları şunlar:

1. İnsanlar, dünya görüşlerine göre ikiye ayrılır: Özgür olanlar ve bir gruba ya da ülküye bağlananlar. (Yanlış: Gerçekte, insanlar değil, ama dünya görüşleri ikiye ayrılır: Her olguda maddesel gerçekliğe öncelik tanıyan materyalizm ile düşüncenin ya da ruhun belirleyiciliğini savunan idealizm. Bu açıdan, Prenses‘te birbirine seçenek olarak sunulan kişilerin her ikisi de bir düşüncenin ürettiği karakterlerdir, bu nedenle de gerçeklikleri oluşamıyor, “iyi” ve “kötü” olarak kalıyorlar.)

2. İnsanlar istedikleri dünya görüşünü kendileri seçerler. (Yanlış: İnsanların dünya görüşleri, içinde bulundukları toplumsal koşulların ürünüdür. Filmde bu koşulları hiç göremediğimiz için, kişiler birer ‘resim’ olarak kalıyor. Filmde fotoğrafçının Nevres’i ilk gördüğünde “Müthişsiniz! Müthiş bir resimsiniz!” sözleri de bunu anlatıyor.

Filmde bu iki temel yanlış, daha özel yanlışlar halinde yineleniyor. Örneğin, filme göre insanlar dünya görüşlerini “özgür olarak” seçebiliyorlarsa, kimi toplumsal çalkantılardan şu ya da bu görüşü seçmiş kişiler, ya da doğrudan doğruya o görüş, o düşünce sorumlu olmalıdır. Oysa gerçekte toplumsal ortamı yaratan düşünceler değildir, tersine düşünceleri, ya da düşünce akımlarını toplumsal ortamlar yaratır. Eğer filmin yanlış ideolojisini doğru kabul ederseniz, toplumsal kargaşalardan korunmak için düşüncelerin ya da beğenmediğiniz şekilde düşünen kişilerin baskı altına alınmasını da kabul etmiş sayılırsınız. Zaten Prenses‘te, örgüt, eylem, halk gibi sözcüklerin yakın geçmişte, sık sık duyduğumuz kimi bildirilerdekine koşut olarak, yanlış ve yanıltıcı anlamlarda kullanılmış olması bir rastlantı değildir.

Prenses‘in en önemli çelişkisi de burada zaten: Filmin kahramanı olan “kahraman fotoğrafçı” istediği kadar “şahsi ve özgür” bir yaşam peşinde olduğunu ileri sürerek toplumsal sorumluluk ve bağlanmalardan kaçınsın, sonuçta film şimdiden geçersizleşmiş bi siyasal yaklaşıma hiç de “şahsi ve özgür” olmayan bir şekilde bağlanıyor. Böylece Prenses, Yeşilçam görüntüleri eşliğinde yapılan kuru bir idealist propaganda konuşması olmaktan ileri gidemiyor.

Yine de filmin geleceği için bir umut kapısı var: İstanbul’un her fetih yıldönümünde Fatih filmini, her ramazanda Çağrı filmini programına alan TRT bakarsınız Prenses‘i de keşfeder ve her yıl eylül ayında gösterir!

Hüray-Caner Fidaner
Sinemadan/Videodan
Bilim ve Sanat
Haziran 1987, 78:54

(*) Prenses, Yön: Sinan Çetin, Oyn: Mahmut Hekimoğlu, Serpil Çakmaklı, Tunç Okan, 1986 yapımı

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “Kahraman Fotoğrafçı Örgütçülere Karşı — Bilim ve Sanat

  1. Pingback: Bilim ve Sanat yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Korkma Evladım — derleme | YERSİZ ŞEYLER