Aşkın Toplumsallığı — Bilim ve Sanat

Aşk olgusunun hem bireysel bir yönü vardır, hem toplumsal yönü. Aşkı konu alan filmlerde, bazan bunlardan birincisi, bazan da ikincisi ağırlık taşır. Aslında aşkın bireysel ve toplumsal yönleri bir bütün oluştururlar. Çünkü burada kastedilen ve kadın-erkek arasında yaşanan özel iletişim, toplumsal ortamla da yakın bağlar içindedir. Ayrıca aynı toplumsal ortamda bile olsalar kişiler arasındaki bireysel farklılıklar bu duygu alışverişine yansır. Bu etkilerin doğurduğu çatışmalar filmi izlenir hale getirir. İyi bir film, anlattığı aşkın bireysel ve toplumsal yönlerini diyalektik bir bütünlük içinde aktarabilmelidir.

Toplum salt bireylerin yan yana gelmesiyle oluşmuş bir kalabalık değildir. Aşk olgusu da bu kalabalıktan rasgele seçilmiş kişiler arasında yaşanmaz. Bireylerin birbirleriyle ve bireylerle toplum arasında etkin dinamik etkileşimler bulunur. Gerek ussal erekse çoşkusal boyutlar taşıyan bu etkileşimleri gözardı eden, ya da tek boyutlu değerlendiren, bu nedenle de sağlam çözümlemeler yapamayan filmlerde aşk olgusunu doğuran adeta sihirli bir güçtür. Nedensel ilişkiler kurulamadığından tipler yaşamazlar, bu da ilişkinin yüzeyselliğini sonuçlar. Bireysel ve toplumsal bağlantıların gözardı edilmesi filmdeki gerçeklik duygusunu zedeler ve bu nedenle bu tarz filmler inandırıcı olmayan, masalsı bir şekilde sonlanırlar.

Aşkı salt bireysellik çerçevesinde ele alan filmlerin geniş yığınlara ulaşamama tehlikesi vardır. Film, sinema sanatının, dönemindeki özgün bir örneği bile olsa bu durum değişmez. Bunun iyi bir örneği Sevmek Zamanı‘dır. (Metin Erksan)

Öte yandan, bir aşkı özgün kılan bireysel niteliklere ağırlık vermeyip, aşkın yaşandığı dönemin toplumsal ortamından fotoğraflar sunan filmler kitlelere ulaşsa bile tiplerini ve ilişkiyi canlı hale getiremez. 1960’ların Türk Sinemasında izlediğimiz Yeşilçam melodramları, ya da şimdiki arabesk filmler buna örnek olarak verilebilir. Bir fotoroman-film olarak görünen Geç Kalan Sevgi (Falling In Love/Ulu Grosbard) de bu grupta yer alır. Herkesin belli ritüellere sahip olduğu, evlilik kurumunun eskidiği, duyguların yüzeyselleşip ortakuyumculuğun kol gezdiği ABD’de Noel hediyesini aynı mağazadan seçen kadın ve erkek birbirlerine aşık olurlar. Böyle başlayan öyküye iki ünlü oyuncunun bile yaşam kazandırması olası değildir.

Oysa, toplum içinde kişilerin rollerini, ilişkilerini, değer yargılarını toplumsal değişme sürecinde ele alan Bir Yudum Sevgi‘de de (Atıf Yılmaz) sıradan insanların aşkı anlatılır. Burada toplumsal üretime katılma sırasında beklentileri ve etkinliği artan kadının olumlu gelişmesinin sonucudur kurduğu ilişki. Edilgin ve tüketici olmayan bu ilişki, rastlantılara dayalı sihirsellikten de çok uzaktır.

Rive Droite, Rive Gauche (Sağ yan, Sol yan) (*) adlı film, aşkın bireysel ve toplumsal yönlerini bağdaştırabilen bir başka örnek. Görüntüde ideal bir evlilik sürdüren, başarılı bir meslek yaşamı olan avukat Senanques, sadakat yönünden eşiyle, temel ahlaki değerler açısından da işiyle çatışma içindedir. Benzer çatışmaları yaşayan genç dul Saşa’ya aşık olur. Bu filmde iki kişiyi yalnızca “aşık” olarak değil, yaşadıkları çağın, toplumun yarattığı çelişkiler içinde görürüz. Onlar kadar çevrelerindeki insanların da düşünsel niteliklerine ters düşmeyen iletişimlerini izleriz.

Aşıkların ortak bir çatışmaları vardır: Her ikisinin de dürüstlük anlayışı ile eleman olarak çalıştıkları büyük şirketlerin kâr dürtüsü uyuşmazlık içindedir. Günümüz aydınının bu özgün çatışmasının oluşturduğu fon önünde gelişen aşk, seyirciye kanlı canlı bir ilişki olarak aktarılır. Sonuçta görüyoruz ki kâr için çalan, saldıran, öldüren “güçlü” tekellere karşı aydınların da ellerinde dostluk, dürüstlük, aşk gibi insani silahlar bulunmaktadır.

Hüray-Caner Fidaner
Sinemadan/Videodan
Bilim ve Sanat
Eylül 1987, 81:56

(*) Rive Droite, Rive Gauche (Sağ Yan, Sol Yan) Yönetmen: Philippe Lebre, Oyn: Gerard Dèparie, Nathalie Baye, 1985 yapımı Fransız Filmi.

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “Aşkın Toplumsallığı — Bilim ve Sanat

  1. Pingback: Bilim ve Sanat yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Korkma Evladım — derleme | YERSİZ ŞEYLER