“Her Şeye Rağmen” — Bilim ve Sanat

13 Mart günü İsveçli genç yönetmen Ann Zacharias’ın Testet (Test) adlı filmiyle açılan I. Ankara Film Şenliği, 20 Mart akşamı ödül töreni ve Woody Allen’ın Radio Days (Radyo Günleri) filmiyle kapandı. Böylece “Ankara’da bir film şenliği yapılır mı, yapılmaz mı?” tartışmaları da sona erdi. Sayın Aziz Nesin’in ödül töreninde vurguladığı gibi, bu şenlikten çıkarılacak en önemli ders, parçalanarak değil, birleşerek bir şeyler yapılabileceğinin anlaşılması oldu. Şenliğin hiçbir çevre tarafından göz ardı edilemediğinin en önemli göstergesi de, Kültür Bakanlığı’ndan gelen parasal katkıydı. Şenlik programındaki sergiler, açıkoturumlar, söyleşiler, karikatür-kısa film-ilk film yarışmaları, toplu gösteriler ile çok sayıda yerli-yabancı film Ankaralı sinemaseverlere dolu bir hafta yaşattı. Gelecek yıllarda şenliğin gelişeceğini, uluslararası bir kimlik kazanacağını ummak aşırı bir iyimserlik değil. Ankara’da sanatla ilgilenen kuruluşların ortak çabası genişleyerek sürebilirse, umuyoruz ki önümüzdeki yıllarda daha seçkin filmler getirilebilecek, Metropol’ün göstericileri gibi teknik sorunlar giderilebilecek ve seyirci sayısı artacaktır. Şenliğin uluslararası özgün bir kimlik kazanması için, İlk Filmler Seçici Kurul Başkanı Bay Verdone’nin söylediği gibi Anadolu Kültürüyle sıkı bağlantılar kurması gerekiyor. Ödül heykelciklerinin bir Hitit Kabından esinlenerek yapılmış olması bu bağlantılara güzel bir örnek. Bunun gibi, örneğin, gelecek yıl etkinliklerin bir kısmı için müzeler (Anadolu Medeniyetleri, Resim-Heykel, Etnoğrafya Müzeleri gibi) kullanılabilir.

Bu yazımızda şenlikte gösterilen filmlerden yalnızca birini, İlk Filmer Yarışmasında en iyi film seçilen “Her Şeye Rağmen”i söz konusu edeceğiz.

Her Şeye Rağmen, Yön: Orhan Oğuz, Oyn: Talat Bulut, Şerif Sezer, 1987 yapımı.

Başarılı bir görüntü yönetmeni olarak tanıdığımız Orhan Oğuz’un ilk filmi, şenliğin en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu ve en iyi kadın oyuncu ödüllerini aldı. Filmde, hapisten çıkan Hasan’ın yeniden topluma uyumu anlatılıyor. Hasan, yetkin bir insan değildir, kimi zayıflıkları vardır, örneğin karşıt cinsle insani ilişkilerinde tutuktur, içedönüktür, ama topluma ve kendine karşı sorumluluklarının da farkındadır. Karşı tip Ayşe ise benzer bir sorunu yaşamakta ancak farklı çözümlemektedir. O da Almanya’dan geldiği Türkiye’ye uyum sorunlarıyla karşı karşıyadır. Ancak Ayşe topluma uyum sağlama çabalarını kendi ayakları üzerinde durmak yerine kendisine daha kolay gelen, başkalarına bağımlı yollar arama üzerinde yoğunlaştırmaktadır. Bu iki insanın karşılaşmaları, iki kişiliğin, iki yaşam görüşünün çatışmasına yol açacaktır.

Topluma uyum konusunda bireyin sağlıksızlığını konu alan Ses (Zeki Ökten) ile toplumun sağlıksızlığını işleyen Sen Türkülerini Söyle (Şerif Gören) ile karşılaştırıldığında, Her Şeye Rağmen‘de Orhan Oğuzz’un konuyu daha gerçekçi bir biçimde, şematizme düşmeden işlediğini görüyoru. Diyaloglardan çok sinema diline önem vermiş. Geleceği simgeleyen çocuğun Hasan’la kaldığı filmin finali, Amansız Yol‘un (Ömer Kavur) finalini uzaktan uzağa çağrıştırıyor. Her Şeye Rağmen‘de yalın bir öykü anlatılıyor, anlaşılırlıktan ödün vermeden akademik ögeler kullanılıyor. Filmin her sahnesi duygu yüklü. Adeta Hasan’la birlikte yeniden toplumu tanıyor, insan ilişkilerine bir daha bakıyoruz. Filmdeki rolü gereği uzun süre hapiste yatmış insanın fiziksel hastalığını vurgulamak üzere hayli kilo almış olan Talat Bulut, huzursuz Almancı kadın rolüyle Şerif Sezer gösterişsiz yalın oyunlarıyla dikkati çekiyorlar.

Sinema şenliği ve bu yolla Türk Sinemasının kazandığı yeni yönetmenleri izlemek önemli bir coşku ve haz kaynağı Ankara’lılar için.

Hüray-Caner Fidaner
Sinemadan/Videodan
Bilim ve Sanat
Nisan 1988, 88:54

Ankara 1. Film Şenliği’nde Ödül Kazananlar

Ankara 1. Film Şenliği kapsamındaki ‘İlk Filmler Yarışması’nda Orhan Oğuz’un “Her Şeye Rağmen” adlı yapıtı en iyi film seçildi. Roma Üniversitesi Sinema Bölümü Başkanı Prof. Mario Verdone’nin başkanlığı ve Nijat Özön’ün Sekreterliğinde Mengü Ertel, Şeref Gür, Prof. Alim Şerif Onaran, Hale Soygazi ve Osman Şahin’den oluşan seçici kurul Engin Ayça’nın “Bez Bebek” filmini ikincilik, Şahin Kaygun’un “Dolunay”ını da üçüncülük ödülüne değer gördü. “Her Şeye Rağmen” filmiyle Orhan Oğuz en iyi yönetmen seçilirken aynı filmdeki rollerinden dolayı Talat Bulut en iyi erkek oyuncu, Şerif Sezer en iyi kadın oyuncu olarak ödüllendirildiler.

Verilen diğer ödüller ise şöyle:
(*) “Bir Kırık Bebek” filmindeki oyunuyla Orhan Çağman en iyi yardımcı erkek oyuncu,
(*) Aynı filmdeki oyunuyla Derya Yücel en iyi yardımcı kadın oyuncu,
(*) “Bez Bebek” filmiyle Engin Ayça en iyi senaryo,
(*) “Dolunay”daki çalışmasıyla Salih Dikişçi en iyi görüntü yönetmeni,
(*) “Her Şeye Rağmen”, “Çark”, “Sis” ve “Sızı” filmlerindeki çalışmalarıyla Cahit Berkay en iyi film müziği yapımcısı.

Seçici kurul ayrıca, “ustalara gösterdikleri özeni yeni sinemacılardan esirgedikleri için en iyi Stüdyo ödülünü vermemeyi” kararlaştırdı.

Kısa Film Yarışması’nda “Marjinal” Birinci…

Ankara 1. Film Şenliği’ndeki bir diğer yarışma da kısa filmler arasındaydı. Bu yarışmada Oğuzhan Tercan’ın 16 mm’lik “Marjinal” filmi birincilik ödülüne, Neşet Kırcalıoğlu’nun 35 mm’lik “Uslu Köyün Masalı” filmi ikincilik, Mehmet Güreli’nin 16 mm’lik “Vapurlar” filmi de üçüncülük ödülüne değer görüldü. Seçici Kurul Hilmi Etikan (Başkan), Bilgin Adalı, İbrahim Demirel, Nezih Danyal, Oğuz Onaran, Tan Oral ve Mahmut T. Öngören’den oluşmuştu.

“Sinemamız” Karikatür Yarışması

Şenlikte yer alan Sinemamız konulu karikatür yarışmasında Birol Bayram Büyük Ödül’ü aldı. Sefa Sofuoğlu, Ümit Öğmel, Eray Özbek, Muhammet Şengöz, Ahmet Karaca’nın mansiyon aldığı yarışmada seçici kurul Behiç Ak, Semih Balcıoğlu, Nezih Danyal, Ferruh Doğan, Kamil Masaracı, Tan Oral ve Ali Ulvi Masaracı’dan oluşmuştu.

İzledikten Sonra

* Mimar Sinan Üniversitesinin hazırladığı ve ünlü yönetmenleri tanıtan filmler, gerçek birer emek ürünü. Televizyonda, “Sinema Tarihinden” başlığıyla sunulan filmlerden önce gösterilen bu belgeselleri izlemelerini, yalnızca sinemayla yakından ilgilenenlere değil, sinemayı merak edenlere de öneriyoruz.

* Bir kısım önemli filmlerin, televizyonda Türkçe dublaj yerine özgün dilinde ve Türkçe altyazısıyla gösterilmesi çok olumlu bir uygulama. Ancak bu uygulamayla, TRT’nin çeviri konusunda kullandığı kimi ölçütler de ortaya çıkıyor. Bu cümleden olarak, 2 Mart günü gösterilen Sidan Karanoviç’in yönettiği Arada Birşey adlı Yugoslav filminin altyazılarından sorumlu olan isimsiz çevirmene iki küçük anımsatmamız olacak: 1- “Show you breasts” söü, Türkçeye “Omuzlarını göster” değil de “Göğüslerini göster” olarak çevrilseydi daha doğru olurdu, 2- “Are you a member of communist party?” sorusu da, aslında, “Herhangi bir partiye üye misin?” değil de, “Komünist partiye üye misin?” anlamına gelir.

Televizyonda Sinema, Nisan 1988

Dikkat Kaçırmayın!

TV’de yayınlanacağı açıklanan filmlerin ancak bir kısmı gerçekten yayınlanıyor. Geçen ay bu sütunlarda önerdiğimiz sekiz filmden ancak dördünü TV’de izleyebildik, bunlardan birisi de erken tarihte gösterildi. Nisan listesinde ise önemsiz Amerikan macera filmleri ağırlıkta. Bu ay sinema salonlarına ya da videoya daha çok vakit ayırabilirsiniz.

* 12 Nisan Salı (TV-1): Once Upon A Time in America (Bir Zamanlar Amerika’da), Yön: Sergio Leone, Oyn: Robert De Niro, Elizabeth McGovern, 1984 yapımı, 192 dakika. Daha önce de ilan edilip yayınlanmayan bu film bir başyapıt. Görmediyseniz görün, gördüyseniz herhalde yeniden TV başına oturmak isteyeceksiniz.

* 19 Nisan Salı (TV-1): Prizzis’ Honor (Prizzilerin Onuru), Yön: John Huston, Oyn: Jack Nicholson, Kathleen Turner, Anjelica Huston, 1985 yapımı. Yönetmenin son dönem filmlerinden bir Mafya güldürüsü. Yönetmenin kızı olan Anjelica Huston, bu filmdeki rolüyle “En iyi yardımcı kadın oyuncu” oskarını almıştı.

* 22 Nisan Cuma (TV-2): All That Jazz, Yön: Bob Fosse, Oyn: Roy Scheider, Jessica Lange, 1979 yapımı, 113 dakika. Geçen ayki listede de varolan bu film, dansla müziğin kaynaştığı görsel bir şölen.

* 24 Nisan Pazar (TV-1): Annie, Yön: John Huston, Oyn: Albert Finney, Caroll Burnett, 1982 yapımı, 128 dakika. Kısa bir süre önce, gece geç saatte gösterilen bu sevimli müzikal, gerçek seyircileri olan çocuklar görebilsin diye bir kez de 23 Nisan ertesi sabahı için programa alınmış.

* 26 Nisan Salı (TV-1/Öğleden sonra): Aaahh Belinda. Yön: Atıf Yılmaz, Oyn: Müjde Ar, Macit Koper. Hâlâ görmediyseniz, öğleden sonra programınızı bu filme göre ayarlamalısınız.

* 26 Nisan Salı (TV-1): Silkwood, Yön: Mike Nichols, Oyn: Meryl Streep, Cher, Kurt Russel, 1983 yapımı, 120 dakika. Nükleer enerjinin tehlikeli olabileceğini konu alan bu çevreci film, hem konusu, hem de Meryl Streep’in oyunu için izlenmeli.

2 Comments

Filed under makale

2 responses to ““Her Şeye Rağmen” — Bilim ve Sanat

  1. Pingback: Bilim ve Sanat yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Korkma Evladım — derleme | YERSİZ ŞEYLER