Eskimeyen “Arkadaş” — Bilim ve Sanat

Arkadaş: Yön: Yılmaz Güney, Oyn: Yılmaz Güney, Kerim Afşar, Azra Balkan, Melike Demirağ, Semra Özdamar, 1974 yapımı.

Eğer bir yaz günü Kumburgaz’ın “Kıyıkent”ine giderseniz, çevrenizde dolaşan, denize giren insanlara bakarken Yılmaz Güney’i anımsayın. Çünkü o da 1974 yılının yazında oralarda dolandı, çevresini inceledi, gördüklerini film şeridine geçirdi. Arkadaş’ın jeneriği yıllardır görmediği arkadaşı Cemil’e (Kerim Afşar) gelen Azem’in (Yılmaz Güney) gözünden bu çevrenin gözlemlenmesiyle başlar. Azem, bu çevrede temel insani değerlerin nasıl ortadan kalkmakta olduğunu izler. Yazlıktaki işçiler dışında, bu çevreden sağlıklı ilişki kurabildiği tek kişi Cemil’in baldızı olan ve bu çevredeki ilişkilerden dolayı huzursuzluk duyan Melike (Melike Demirağ) olacaktır. Filmin “olumlu kahramanı” ise Azem’in pansiyon sahibinin kızı olan Semra’dır (Semra Özdamar). Azem’in Cemil’i “kurtarmak” istediğini anlayan Semra elinde sandviçiyle bir kitapçıda Azem’i uyarır: “Bakalım o kurtulmak istiyor mu?”. Yine de Azem’in gelişi Cemil’in yaşam dengesini etkilemiştir, kırlara doğru koşarak kendi adını göklere haykırır: “Cemil, Cemil…”. Azem, bu çabanın boşluğunun farkındadır. “Sen kendini burada mı kaybettin ki, burada arıyorsun?” der. Finaldeki tabanca sesiyle Cemil, belki gerçek, belki düşsel anlamda intihar eder ve Azem’in yaşamından çıkar. Geride Azem’in gerçek ilişkileri kalır, yazlıktaki işçilerle, özellikle genç Halil’le kurduğu yeni arkadaşlıklar…

Zamanında çok söylendiği gibi, “Arkadaş” sinemamıza getirdiği biçim yenilikleri açısından bir köşe taşıdır. Çünkü Arkadaş’ta geleneksel dramatik yapı kırılır, film kısa bölümlerin art arda gelmesiyle ortaya çıkar. Ayrıntılar inanılmaz bolluktadır ve hepsi de ince ince işlenmiştir. Kısa bölümler bir araya geldiğinde iki farklı dünya görüşünün insanî ilişkilere, karşıt cins ilişkilerine nasıl yansıdığını görürüz: Bir yanda,, Melike’nin anlattığı gibi: “Bir mevsimlik aşklarını yaşayanlar…”, öte yanda Azem’le Melike’nin kendilerini geliştirmeye dayanan içten arkadaşlığı… Azem Melike’ye okuması için kitaplar verir ve der ki: “Kimileri uyumak için kitap okur, kimileri ise uyanmak için”.

Randevuevi bölümü de karşıt cins ilişkilerinde olumlu ve olumsuz yaklaşımları yoğun bir biçimde özetler ve (ne yazık ki) sinemamızda hâlâ aşılamamış bir yetkinliktedir. Cemil, bir odada birlikte olduğu kadınla o anı yaşarken, kadının kim olduğu onu hiç ilgilendirmez. Öteki odada Azem ise para karşılığı ilişki kurmak yerine yanındaki kadınla konuşur, onun anlattığı yaşamöyküsünü dinler.

Yılmaz Güney bu filmde birey olarak neyi, ne kadar değiştirebileceğimizi sorguluyor. Ancak Arkadaş sorular sormakla yetinmeyen, yanıtlar da veren bir filmdir. Bu filmi izlerken hem Azem’den hem de Azem’le birlikte bir şeyler öğreniriz. Sonuçta bir bilimsel gerçeğe ulaşırız: Düşünsel yapı, toplumsal yapıyı belirlemez, tersine, toplumsal yapı kendine uygun bir düşünsel yapı türetir. Azem’in Melike’ye kitaplar uzatması gibi, Yılmaz Güney de bu filmiyle seyirciye bazı düşünceler sunmaktadır.

Sinema tarihimizi artık üç döneme ayırmamız gerekiyor: Yılmaz Güney öncesi, Yılmaz Güney dönemi ve Yılmaz Güney sonrası. Yılmaz Güney’in her şeyine imzasını attığı ve yurt içinde yaygın gösterim fırsatı bulmuş son filmi olan Arkadaş‘ın da Güney filmografisinde çok önemli bir yeri vardır. Arkadaş‘ın ve öteki Yılmaz Güney filmlerinin ülkemizde de rahatça gösterilebileceği günlerin, bazılarının sandığından daha önce geleceğine inanıyoruz.

Hüray-Caner Fidaner
Sinemadan/Videodan
Bilim ve Sanat
Haziran 1988, 90:56

Yaşayan Yılmaz Güney

Geçtiğimiz aylarda Yılmaz Güney’i konu alan iki yeni kitap yayımlandı. Birincisi, Varlık Yayınlarından basılan Atilla Dorsay’ın “Yılmaz Güney Kitabı” adlı yapıtı, ikincisi ise Afa Yayınlarından, Agah Özgüç’ün “Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney” adlı kitabı.

Filmleri yasaklandıkça, yakıldıkça Yılmaz Güney’in etkisi de artıyor. Dorsay, hiç Yılmaz Güney filmi görmemiş bir kuşak yetiştiğini vurguluyor. Kitabı, hem Yılmaz Güney olayını zaman dizini içinde anlatıyor, hem de gerek Dorsay’ın, gerekse başka yazarların Güney’e ve Güney filmlerine ilişkin yazılarını kapsıyor.

Özgüç’ün titizlikle bir belgesel olarak hazırladığı kitabında Yılmaz Güney’in oyuncu, senaryocu, yönetmen olarak çalıştığı filmlerin tümü ile ilgili kısa özlü bilgiler var, ayrıca her filme ilişkin olarak yazılmış yazıların yer aldığı kaynakçalar, tanıtma notlarının sonuna eklenmiş. Her iki kitapta da çok sayıda fotoğraf var.

Her iki kitabı da sinemaseverlere salık veriyoruz.

H-C.F.

İzledikten Sonra

* TV’de oynayan “Boogy” filminin çevirmeni sayın Eser Topuz’a:

Humprey Bogart’ın oynadığı ünlü film Malthese Falcon, Türkiye’de Malta Şahini adıyla oynamıştır, öyle tanınır ve bütün kaynaklarda da bu isimle anılır; sizin çevirdiğiniz gibi Malta’lı Atmaca diye değil…

* Ankara Metropol Sanat Merkezi’nin sayın sorumlularına:

Büyük masraflarla getirttiğiniz güzel filmleri, Ankara’lı sinemaseverler olarak biz de büyük bir ilgiyle izliyoruz. Ancak, her iki salonun da gösterim koşulllarının düzelmeye muhtaç olduğunun acaba farkında mısınız? Birincisi, büyük salonun projeksiyon makinesi sık sık titriyor. Ankara Film Şenliğinin açılış filmi Test‘in bütün ikinci yarısını trende gider gibi izledik. Makinelerinizi onarmak olanaksız mı?

İkinci olarak, lütfen makinistleri uyarın, seans sonuna dek oturup filmi izlesinler. Yoksa her kaymada kulise çıkıp makinisti aramak gerekiyor.

Üçüncüsü, giriş ve çıkışların aynı merdivenden yapıldığı bir başka sinema salonu anımsamıyoruz. Tek sorun giriş ve çıkışlardaki sıkışıklık değil, bir tehlike anında o dar merdivenler ölüme bile neden olabilir. Ödediğimiz bilet paralarının bir kısmını, yeni bir çıkış merdiveni yaptırmak üzere kullanmayı düşünüyor musunuz?

Son olarak, gazetede ilan ettiğiniz seans saatlerine uymanızı, değişiklikleri aynı ilanlarda duyurmanızı rica ediyoruz. Şimdiye dek gelip de saat ya da gösteri değişikliği yüzünden kapınızdan kaç kişinin döndüğünü biliyor musunuz?

Hüray-Caner Fidaner

Televizyonda Sinema-Haziran 1988

Dikkat, Kaçırmayın!

* 18 Haziran Cumartesi (TV-1) Soldier Blue (Yön: Ralph Nelson, Oyn: Candice Bergen, Peter Strauss, 1970) Daha önce sinemalarımızda “Mavi Askerler” adıyla gösterilmiş olan bu film, “mavi askerler” ile kızılderililer arasındaki eşitsiz savaşa, -daha önceki klasik western’ler gibi ırkçı değil- tarafsız bir açıdan bakıyor ve gerçek bir olaya, bir kabilenin kıyımına tanıklık ediyor. Film sinemalarımızda gösterilirken, son bölümdeki kıyımla ilgili en önemli sahnelerin sansürün makasına takıldığını anımsatalım. Bakalım TV Filmin bütünlüğünü ne ölçüde koruyabilecek? Arthur Penn’in, benzeri bir konuyu işleyen filmi, Küçük Dev Adam da (Little Big Man) 1970’de çekilmişti.

* 29 Haziran Çarşamba (TV-2) Fouetté (Yön: Vladimir Vasilyev, Boris Yermolayev, Oyn: Yekaterina Maksimova, Vladimir Vasilyev) 1987 İstanbul Sinema Günlerinde gösterilmiş ve ilgi toplamış olan bu Sovyet filminde ünlü bir balerinin, Yelena Knyazeva’nın sanat yaşamından kesitler izleyeceğiz.

Bu iki filmin yanında, Fransız polisiyesinden hoşlananlar, şu üç filmin tarihlerini de defterlerine kaydetsin:

* 8 Haziran Çarşamba (TV-2) Deux Hommes Dans La Ville (Şehirde İki Adam- Yön: Jose Giovanni, Oyn: Alain Delon, Jean Gabin, 1973)

* 22 Haziran Çarşamba (TV-2) Trois Hommes A Battre (Yön: Jacques Deray, Oyn: Alain Delon, Dalila di Lazzaro, 1980)

* 28 Haziran Salı (TV-1) Flic Story (Yön: Jacques Deray, Oyn: Alain Delon, J.L. Trintignant)

Son olarak, meraklısına not:

* 11 Haziran Cumartesi (TV-2) Güzel Helen (Opera komik, Jacques Offenbach)

* 25 Haziran Cumartesi (TV-2) Satılmış Nişanlı (Opera, Bedrih Smetana)

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “Eskimeyen “Arkadaş” — Bilim ve Sanat

  1. Pingback: Bilim ve Sanat yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Korkma Evladım — derleme | YERSİZ ŞEYLER