Bilgisayar insan ilişkilerini öldürmeyecek – PC! 17

“Bilgisayar ve Ailemiz” Barış’tan Anneler Gününde bilgisayarlı bir kutlama. Ve bilgi çağında insan ilişkileri…

Son Anneler Günü, bizim evde her zamanki gibi başladı. Sabah kahvaltıdan sonra Barış’a göz kırparak görevini hatırlattım. Barış da önceden hazırladığımız hediye paketini “kutlu olsun…” filan diyerek Hüray’a verdi, annesi paketi açarken de “Babam almış, hazırlamış. Onun için paketin içinde ne var bilmiyorum” dedi. Eşim armağanını görünce teşekkür edip bizleri öptü… Böylece Anneler Günü seramonisi tamamlandı sanıyorduk. Öğlene doğru, Hüray bilgisayarın başına oturmuş bir şeyler çalışıyordu ki, “Aaaaa… Barış, gerçekten teşekkür ederim, çok kibarsın…” dedi.

Baktım, bilgisayarın ekranında özel fontlarla yazılmış bir yazı geçiyor: “Sevgili anneciğim, Anneler Günün kutlu olsun.” Barış bir sürpriz hazırlamış, annesi bilgisayarda kendi ismini taşıyan foldere tıklayınca aniden karşısına mesaj çıkmıştı! Bu sürprize sevinen Hüray, Barış’ı bir kez daha, belki de daha içten gelerek öptü.

Bu olayı, “bilgisayar insan ilişkilerini öldürecek” gibi endişeleri olanlar için anlattım. Kıssadan hisse: Uygun yöntemler bulursanız, bilgisayar insan ilişkilerine katkıda bulunur… Yalnız annesinin sonradan, hafifçe hüzünlendiğini söylediğini de eklemem gerek. Çünkü Barış, işe başlamışken programı toptan yapmış, 2000 yılına kadar her Anneler Gününde, mesaj otomatik olarak Anneler Gününü kutlayacakmış!

Azalan İnsan İlişkileri

Artık, o eski, kalabalık aileler ortadan kalktı, bu tip aileleri belki ancak filmlerde görüyoruz: Dedeler, nineler, kardeşler aileyle birlikte oturuyor. Günlük yaşam her sabah bir telaşla başlıyor, ardından herkes sorumluluk alanına yöneliyor. Kimisi tavukları beslemeye, kimisi tarlaya, kimisi de inekleri sağmaya gidiyor. Aile bireylerinin her birinin derdi ortada, herkes bir şeyler öneriyor. Yine de evin otoritesi kim ise, sonuçta onun dediği oluyor. “Sanchez’in Çocukları” diye bir film vardı, böyle kalabalık bir aile ile bireylerin sorunlarını anlatıyordu. O filmde de baba rolündeki Anthony Quinn’in canlandırdığı bir otorite figürü vardı. Teknolojinin gelişmesinden mi desem, kentleşmeden mi desem bilmiyorum ama, özellikle son otuz (hatta belki elli) yıl içinde, aile içi ilişkilerde önemli değişmeler oldu. Artık evde herkesin gideceği bir iş, bir okul var. Sabah hızlı bir kahvaltıdan sonra (bazan o da olmuyor) aile bireyleri bir yerlere dağılıyor. Akşam evde toplanıldığında, herkesin kendine göre bazı işleri oluyor. Belki insanlar uzmanlaştıkça, birbirlerinin yaptığı işlerden anlamaz hale geliyorlar ve birbirlerine yardım etmeleri de güçleşiyor. Örneğin, eskiden anababalar çocuklarının derslerine yardım ederlerdi. Bugün dersler de değişti, bu yardım işi de zorlaştı. Öte yandan apartman yaşantısı da komşuluk ilişkilerini azalttı, bugün aynı apartmanın farklı dairelerinde oturanlar birbirlerini tanımıyor. Komşuların yılda bir kez, apartman yönetimi toplantısında karşılaşmaları, asansörde birbirlerini görüp tanımamaları normal karşılanıyor.

Bilgisayar ve İnsanlar

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde, insan ilişkilerinin anonimleşmesi sürecini yaşıyoruz. Ama buna koşut olarak gelişen bir de karşı süreç var. İnsanların birbirlerine olan gereksinimi bitmeyeceğine göre, aralarındaki ilişkileri geliştirecek yeni yollar bulmaları kaçınılmaz değil mi? Bana öyle geliyor ki, bilgisayar kullanma alışkanlığı bu ilişkilerin güçlenmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Düşünüyorum, bilgisayar bizim ailede bireyler arası ilişkilere ne gibi yararlar sağladı diye, aklıma birkaç örnek geliyor. Bir kere, bilgisayar bizim ailede herkesin ortak kullandığı bir araç olduğu için, yenileme kararlarını birlikte alıyoruz. Öncelikle sabit diski mi arttıralım, yoksa mikroişlemciyi mi yükseltelim? Artık yazıcı değiştirme zamanı geldi mi? Bu ve benzeri sorularla ilgili kararları aile meclisinde veriyoruz. Böylece birbirimizin gereksinimlerinden, görüşlerinden haberdar oluyoruz. Belki de birbirimizin taleplerine saygı duymayı öğreniyoruz. Aynı zamanda ortak bir konu çevresinde tartışma deneyimimizi geliştiriyoruz. Ya da bize öyle geliyor, çünkü kaba bütçe planından anne-baba sorumlu, neyin seçileceği konusunda Barış karar veriyor.

İkincisi, işin yardımlaşma yönü. Bütün programları sınama-yanılma yöntemiyle öğreniyoruz, bu nedenle bilgilerimiz de birbirimizden farklı. Bir programla ilgili problemi olan, ailenin öteki bireylerine bu problemin çözümünü soruyor. Örneğin, “Power Point ile yaptığım slaytları tek tek bastırabilir miyim?” diye sorup, eşimden, bunu nasıl yaptığını öğrenebiliyorum. Doğrusu Barış’ın bizden öğrenecek pek bir şeyi olmuyor, çünkü o programları kullanmayı daha çok kendi kendine öğreniyor.

Üçüncüsü, bazı işler bilgisayar ile daha kısa zamanda yapılabildiği için birbirimize ayırdığımız süre artıyor. Örneğin, artık kütüphanelerde kaynak aramak yerine, birçok bilgiye Internet üzerinden ulaşabiliyoruz. Ama doğrusu, bu “bazı işleri çabuk bitirme” konusu, biz erişkinlere ait bir özellik. Barış’ın bilgisayardaki işleri, her nedense hiç bitmiyor.

Barış’ın, arkadaşlarıyla modem aracılığıyla sürdürdüğü ilişkilerin duygusal ve iletişimsel boyutu ayrı bir alem. Kendi başına bir davranış eğitimi dersi olabilir. Ancak bu konuya bir başka sefer, -arkadaşlarından da izin aldıktan sonra- değinelim. Geleceğe yönelik bir öngörüden de söz etmek istiyorum. Kimi kaynaklara bakarsanız, önümüzdeki yıllarda ev bilgisayarı şimdikinden daha merkezi bir rol oynayacak. Örneğin çamaşır makinesinden kat kaloriferine, fırından bulaşık makinesine kadar evdeki birçok elektronik araç evin bilgisayarına bağlı olacak; büronuzdan, istediğiniz cihazı, istediğiniz saatte çalıştırabileceksiniz. Umulur ki, böylece insanlar birbirlerine daha fazla zaman ayırabilecektir.

Sonuç olarak, aile kişileri eğer aralarında daha iyi ilişki kurmak istiyorlarsa, bunun için bilgisayarı da bir araç olarak kullanabilirler!

Sayın Veli Kasımoğlu’na not:

Ders hazırlamak ve ders anlatmak için bilgisayardan yararlanmak istediğiniz anlaşılıyor. Size bu alanda kullandığımız bazı programları önerebiliriz.

Konferans vermek ya da çeşitli amaçlarla topluluk önünde sunuş yapmak isteyenler için de bu önerilerimiz geçerlidir.

1. Her şeyden önce bir yazı programı (bazıları buna “edit programı” diyor) kullanacaksınız. Bu konuda şu anda 7.0 versiyonu bulunan Windows Word (yani WinWord) işinize yarayabilir.

2. Bilimsel tablolar ve grafikler yapmak için bir tablolama (=“spreadsheet”) programına gereksiniminiz olacak. Yakın zamana kadar bu alanda Lotus 1-2-3 ve QuattroPro çok kullanılıyordu, ama Windows gelince Excel duruma hakim oldu, onu da kullanabilmeniz iyi olur.

3. Kolayca slayt yapmak için Power Point’i kullanmanızı şiddetle öneririz. Çeşitli kongre ve sunuşlarda resimli, fonda güzel görüntüler olan slaytlar görmüşsünüzdür; büyük bir olasılıklar bunlar Power Point ile yapılmıştır.

4. Eğer kongrelere poster-bildiri hazırlayacaksanız ve/veya resim ya da şekil çizmek istiyorsanız, bir de çizim programı (bilgisayarcılar buna “grafik program” diyor) kullanmanız gerekebilir. Bunun için çeşitli benzerleri arasından örneğin, Paint Shop Pro kullanabilirsiniz. Ama yalnızca güzel başlıklar yazmak için Windows Word de işinizi görebilir.

5. Ayrıca, eğer bilimsel araştırmalar yapıyor ve bulgularınıza istatistiksel yöntemler uygulamak istiyorsanız, bunun için de kullanılacak bir çok program var. Bizim (tıpta) en çok işimize yarayan SPSS for Windows adlı bir program oldu.

Windows’da çalışıyorsanız, bu programlar arasında geçiş yapmanız mümkün. Yani, örneğin Word ile yazdığınız bir belgenin içine Excel’de yaptığınız grafiği alabileceğiniz gibi, Power Point ile hazırladığınız slaytlara Word belgesinden metin aktarabiliyorsunuz.

Bütün bu programları kullanmayı öğrenmek, kuşkusuz zaman alacaktır; bu nedenle, bu öğrenim sürecinde adım adım ilerlemekte yarar var. Yalnız iki cümle eklemek istiyorum:
(1) Harcadığınız vakte değecektir.
(2) Her halûkarda, programların öğrenmediğiniz birçok özelliği kalacaktır.

Püf Noktası: CD-ROM’unuz çok mu hızlı?

Yeni aldığınız CD-Rom sürücünüz, Windows 95’le iyi anlaşamıyor mu? Örneğin, okuma hataları mı alıyorsunuz? Belki de Windows 95’in süratten başı dönüyordur. 12 hızlı CD-ROM sürücüler çıktığında bu tür bir sorunun varolduğu söylenmeye başlamıştı. Küçük bir ihtimal ama, yeni ve güçlü CD-ROM sürücüler bazen veriyi fazlasıyla hızlı okuduğundan bu tür sorunlar çıkabiliyor.

Böyle bir sorunla karşılaşırsanız, CD-ROM için ayrılan önbellek değerini küçültmek işinize yarayabilir. Bunun için Denetim Masası’ndaki Sistem simgesinin üstüne çift tıklayın, Performans penceresinde İleri Düzey Ayarlar’ı, oradan da CD-ROM etiketini seçin. Karşınıza çıkan pencereden CD-ROM’un kullandığı önbelleği azaltabilirsiniz. Sorun gerçekten de hızlı okumaysa, önbelleği küçültmek çoğu zaman sonuç veriyor.

JPEG ve MPEG

JPEG (Joint Photographic Experts Group) ve MPEG (Moving Pictures Experts Group) Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) içinde yer alan iki çalışma grubudur. JPEG hareketsiz görüntüleri, MPEG ise hareketli görüntüleri sıkıştırma için standartlar geliştirmektedir. JPEG grubunun hazırladığı teklife göre hareketsiz görüntüleri 25:1 oranında sıkıştırma mümkün olmaktadır.

Öte yandan MPEG grubu TV kalitesindeki hareketli görüntüleri ve CD kalitesindeki sesi sıkıştırmada kullanılacak bir standart geliştirmeye çalışmaktadır.

Bazı özel uygulamalarda hareketli görüntülerin JPEG standardına dayanan yöntemlerle sıkıştırılmalarına rastlanmaktaysa da, bunlar genel kullanımı temsili etmemektedir.

Dr. Caner Fidaner
PC! 17 \ > 24/06/1997
Kim Korkar PC!’den?
Yeni Başlayanlar İçin

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “Bilgisayar insan ilişkilerini öldürmeyecek – PC! 17

  1. Pingback: Barış ve Bilgisayar | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Barış ve Bilgisayar — derleme | YERSİZ ŞEYLER