İngilizce öğrenmek – PC! 22

Gözlüyorum, bilgisayar kullananların bir kısmı İngilizce bilmemekten (ya da yeterince İngilizce bilmemekten) yakınıyorlar. Gerçekten de birçok programın ya da uygulamanın Türkçe versiyonları var, ama bunların tümü bir noktada bitiyor ve bilgisayarı daha iyi, daha etkin kullanabilmek için İngilizceye gereksinim duyuyorsunuz. Burada herhangi bir yabancı dilden değil, artık bilgisayar ve Internet dünyasının tartışılmaz ortak dili olan İngilizceden söz ettiğimizi vurgulamalıyız. Evet, bilgisayarı daha etkin kullanmak için İngilizce bilmek gerekiyor, ama yabancı dili kolay ve hızlı biçimde öğrenmek için yine bilgisayar yeni olanaklar sunuyor. Yabancı dili bir yandan kullanarak öğreniyorsunuz, öte yandan ses ve görüntü kullanarak yabancı dil öğreten çok başarılı bilgisayar programları var. Aslında insan yabancı bir dili en güzel kullanırken öğreniyor. Bilgisayar uygulamaları da, kullanımını gerekli kılarak İngilizce öğrenmeyi hızlandırıyor. Oğlum Barış da belki okulda ezberlediğinden daha çok sayıda İngilizce sözcüğü bilgisayar kullanırken öğrendi. Özellikle “resmî olmayan” konuşma biçimleri ders kitaplarında pek yer almıyor! Yeni sözcükleri öğrenmede eğitim programları kadar oyun programlarının da katkısı olduğunu söylemem gerek.

Neden İngilizce Gerekli?

Bakın bilgisayar kullanırken nerelerde İngilizce gerekiyor:

1. Bilgisayarınıza yeni bir donanım aldığınızda bakıyorsunuz, kutunun üstündeki yazılar da, kullanım kitapçığı da İngilizce yazılmış oluyor.

2. Hazır bilgisayar programlarında bütün açıklamaların, ekrana çıkan bütün yazıların İngilizce olduğunu görüyorsunuz. Oyunların ipuçları ve hileleri bile birçok kaynakta İngilizce olarak anlatılıyor.

3. “Shareware” ya da “freeware” gibi ücretsiz dağıtılan programlara erişebilmeniz, bunları kendi bilgisayarınıza aktarabilmeniz ve kullanabilmeniz için de İngilizce bilmeniz gerekiyor.

4. Program ve bilgi alışverişi için bir yabancı ile ilişki kurmak istediğinizde, karşınızdaki kişi hangi ülkeden olursa olsun, genellikle İngilizce kullanarak anlaşıyorsunuz.

5. Hele Internet dünyasına katılmak istediğiinizde, İngilizce bilmeden yapabileceğiniz şeyler pek fazla değil.

Ancak bir de işin sevindirici yönü var. Bütün bu işler için İngilizceyi “çok iyi”, hatta “iyi” derecede bilmeniz gerekmiyor, “orta” derecede dil bilmeniz yeterli oluyor. İngilizler ve Amerikalılar dışında bütün dünya da İngilizceyi “orta” ya da “zayıf” düzeyde kullanıyor. Bu yargım, Barış’ın Internet üzerinde kurduğu ahbaplıklarda da desteklendi. Gerek Internet’teki sohbet odaları olan “IRC”, yani “Internet Relay Chat” için, gerekse Doom severlerle olan görüşmelerinde olsun, Barış’ın İngilizce bilgisi yeterli oluyor. Bu arada, Barış’ın İzmir-Bornova Anadolu Lisesi’nde orta üçe geçtiğini belirtelim.

Nasıl Öğrenelim?

Günümüzde daha çok yabancı dil kurslarının reklamlarında karşılaştığımız, ama eskiden beri söylenen bir söz vardır, “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” derler. Yetmişli yıllarda toplumların kendi içine kapalı olarak yaşayamayacağı fark edilmiş, bu söz de pek moda olmuştu. Aynı dönemde yabancı turistlerin gelmesinin memlekete ne kadar faydalı olduğu da anlaşılmış ve “Turist döviz getirir” benzeri sloganlara her yerde rastlanır olmuştu. Gelen turistler Türk aileleri, yalnızca getirdikleri dövizler nedeniyle değil, çocuklarının dil öğrenmesi yönünden de ilgilendiriyordu. Özellikle tatil bölgelerinde yabancılarla yakın olma şansını elde eden aileler, bu fırsatı değerlendirmeleri ve ortaokulda “öğrendikleri” İngilizcelerini “pratik yaparak geliştirmeleri” için çocuklarını teşvik ederlerdi.

Ancak sonraları, okulda öğrenilip tatil yerlerinde “geliştirilen” İngilizcenin pek işe yaramadığı gözlendi ve bu kez kültür merkezlerinin kursları popüler oldu. Seksenli yıllarda ise yalnızca yabancı dil eğitimi ile uğraşan eğitim merkezleri ortaya çıktı. Bu arada kurslara ve merkezlere gidecek zamanı ve parası olmayanları da medya düşündü. Kısa süre içinde birçok gazete, kupon biriktirenlere yabancı dil öğreten kitaplar, ses kasetleri, video kasetleri dağıttı. Halen bu eğitim materyalinin bir kısmına kabak çekirdekçilerinin külahlarında, bir kısmına da kimi evlerin misafir odalarındaki vitrinlerin en temiz, el değmemiş köşelerinde rastlamanız mümkün.

Bugün Anadolu Liselerine girebilmek için her yıl yüzbinlerce aday yarışıyorsa, bunun en önemli nedeni toplumumuzun yabancı dil eğitimine verdiği önemdir.

Öğrendik, Sonra?..

Şunu hiç unutmamak gerek: Asıl önemli olan yabancı dili öğrenmek değil, onu kullanarak geliştirmek olsa gerek. Yabancı dil yabanlık elbise değil ki, bir gün gerekir diye edinip dolapta saklayasınız.

Birçok kişi bilir ki, kullanmadığınız dil kısa süre içinde unutulacaktır. Ama bilgisayar kullanıyorsanız, işletim sisteminiz Türkçe olsa bile zaman zaman bildiğiniz İngilizceyi kullanacak ve ister istemez geliştireceksiniz.

Size birkaç küçük öneri:

1. Bu konuda görüşler değişebilir, ama biz işletim sisteminin İngilizcesini kullanıyoruz. Eğer yabancı dil programlar kullanmayı ya da Internet’e girmeyi düşünüyorsanız, size de böyle yapmanızı öneririz. Ancak işletim sisteminiz İngilizce olunca, bu kez de zaman zaman Türkçe karşılıkları öğrenmek gerekiyor!

2. Bilgisayarınızın yanında iki sözlük bulundurun: Birisi İngilizce sözlük, birisi de bilgisayar terimleri sözlüğü. Anlamı konusunda tereddüt ettiğiniz bir sözcük olursa hemen sözlüğe başvurun. Bu arada, bilgisayar terimi olarak kullanılan sözcüklerin gündelik anlamlarının değişik olabileceğini unutmayın.

3. Daha pratik bir yöntem şu: Barış bizim bilgisayara bir İngilizce sözlük yükledi, masaüstü (“desk-top”) ekranına da bu programın bir ikonunu koydu. Böylece herhangi bir programı kullanırken anlayamadığımız İngilizce bir sözcük olduğunda bu sözlük programını açıp bilmediğimiz sözcüğün anlamına (doğal olarak eşanlamlılarına, zıtanlamlılarına, vb.) bakabiliyoruz.

4. Bütün bunlara karşın, gündelik dilde Türkçe konuşmaya özen gösteriyoruz. Örneğin URL’leri okurken harflerin arasındaki noktalara “dot” demiyoruz, eğer bilgisayar teriminin Türkçe karşılığı varsa İngilizcesini kullanmaktan kaçınıyoruz; bu bize daha doğru geliyor. Aslında bu, terimleri Türkçeleştirme konusu üzerinde ciddi biçimde durmayı gerektiriyor.

Sonuç olarak, bilgisayar ile daha iyi bir iletişim kurmak istiyorsanız bu konuda İngilizcenin size çok yararı olacaktır. Bildiğiniz kadarını kullanın, bilemediğiniz kadarı için de bilgisayardan yardım isteyin.

Kitabımız Geldi…

Internet üzerinden alışveriş yapmak isteyen, ama bu alışveriş türüne güvenemeyenlere kendi deneyimimizin başarılı sonucunu duyurmak istiyorum. Belleği güçlü ve sadık okurlarımız anımsayacaktır, mayıs ayının ilk günlerinde Internet üzerinde http://www.amazon.com adresinde bir sanal kitapçı bulmuş ve buraya mesleki bir kitap sipariş etmiş, borcumuzu yine Internet’ten ve kredi kartı ile ödemiştik. Siparişimizden hemen sonra bize bir e-posta geldi, siparişimizin alındığı teyit ediliyor ve gerektiğinde ulaşabileceğimiz bir e-posta adresi veriliyordu. 15-20 gün sonra posta kutumuzda (yani e-posta kutumuzda!) bir mesaj daha bulduk. Bu mesajda kitabımızın gemiye verildiği bildiriliyordu. Kredi kartı kayıtlarımız, bu günlerde kitabın parasının çekildiğini gösteriyordu. Ismarladığımız kitap, Temmuz ayının ortasında, yani ısmarladıktan iki-iki buçuk ay sonra elimize geçti. İki nokta daha ekleyelim: Birincisi on dolarlık kitaba yaklaşık beş dolar da posta-paket ücreti ödedik. İkincisi, eğer aceleniz varsa (kuşkusuz daha yüksek posta ücreti ödeyerek) yararlanabileceğiniz hızlı posta servisi ile de kitabınızı gönderiyorlar.

Dr. Caner Fidaner
PC! 22 \ > 29/07/1997
Kim Korkar PC!’den?
Yeni Başlayanlar İçin

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “İngilizce öğrenmek – PC! 22

  1. Pingback: Barış ve Bilgisayar | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Barış ve Bilgisayar — derleme | YERSİZ ŞEYLER