Kadınlar ve bilgisayar – PC! 27

Barış’ın bilgisayarın başında geçirdiği süre bize fazla geldiğinde bazan ona takılıyoruz: “Oğlum, evladım… Gelecekte herhalde bu uğraşı meslek olarak seçeceksin. Okulun bittiğinde de şöyle eli yüzü düzgün, huyu suyu uygun bir bilgisayar bulalım da sana onu gelin alalım…” Barış bu şakalarımızı, bakışlarını ekrandan ayırmadan yüzüne yerleştirdiği olgun ve zarif bir gülümseme ile karşılıyor. Her şakanın aslında bilinçaltında bir anlamı olduğunu bilen hekim bir baba olarak, bu şakamızın altında yatanları sonradan düşündüm. Gerçekte endişe duyduğum şeyin şu olduğu kararına vardım: Barış zamanının çoğunu bilgisayar başında geçirmeye devam ederse, (özellikle kızlarla) arkadaşlık etmeye zaman bulamayabilir; halbuki insanın gelişmesinde karşı cinsle diyalog kurmanın vazgeçilmez bir yeri vardır…

Belki sürekli futbol oynayan (o işi de erkekler daha çok yapıyor ya) ya da “kafe”lere değil de “kahve”lere “takılan” gençlerin aileleri de benzeri endişeler duyuyor olabilir. Bu noktada anababalara bir küçük ipucu vermek isterim: Erken adölesans denen ve 12-16 yaşı kapsayan dönemde, gençlerin kendi cinsinden arkadaşlarla gruplar kurması ve daha çok onlarla birlikte olması doğal bir süreç. Bu davranış biçimini sonraki yaşlar için bir hazırlık aşaması olarak değerlendirmek gerek. Ama bu bilimsel gerçekleri bilmek de her zaman insanı rahatlatmıyor ve düşünüyoruz; “Barışın bilgisayar meraklısı bir kız arkadaş bulma şansı olacak mı?” diye.

Ayrımcılığa Son!

Televizyonda bir reklam hatırlıyorum. Bir kız çocuk, galiba ağabeyi olan ve bilgisayar başında oturan oğlanın yaptıkları karşısında şaşkınlık ve takdir dolu bir sesle soruyor: “Ayyy… Nasıl yapabiliyorsun bütün bunları?” Bu reklam filmi bana toplumda yaygın olarak karşılaştığımız bir kanıyı anımsattı. Toplumda var olan yaygın kanı dediğim, şu: “bilgisayar kullananlar genellikle erkeklerdir, kızlar bu işe pek bulaşmaz, yalnızca erkeklerin yaptıklarını hayretle seyrederler…” Bu kanıya genel olarak ve prensipte katılmadığımı baştan belirteyim. Bu yaklaşım bana, kadınların otomobil kullanmalarını yadırgamak gibi geliyor. Sanki alkollü sürdüğü arabayla karşıdan gelen otomobildeki aileyi yok edenlerin, kamyonun kasasına mısır koçanı gibi doldurduğu canlı insan bedenlerini yollara döküp ezilmelerine neden olanların, iki katlı otobüsün direksiyonunda uyuyup kendisi de dahil bir sürü insanı katledenlerin erkek cinsinden olduğunu unutup, “şoförlük erkek işidir, kadınlar da şoförlük yapabilir mi?” diyenleri haklı bulmam mümkün değil. Kendilerine olanak tanındığında, bayanların çok iyi araba kullandıklarını, hatta erkeklerden daha dikkatli olduklarını gözlüyoruz.

Buradan bilgisayar alanına atlayalım. Acaba gerçekten zamanının çoğunu bilgisayar başında geçiren Barış’ın karşı cinsle olan ilişkilerinde bir dezavantajı olacak mı? Aslında konunun iki yönü var:

Birincisi, günün büyük kısmını bilgisayar başında geçiren Barış’ın, insan ilişkilerine az zamanı kalıyor. İkincisi ise şu: Kızlar bilgisayar dünyası ile fazla ilgilenmiyorlar, bu nedenle başını ekrandan kaldırmayan bir erkeğin kızlarla diyalog kurması da zor olabiliyor… Birinci yaklaşımdan, başka yazılarda söz etmiştik ve bilgisayarın insan ilişkilerini geliştiren yönleri de olduğunu vurgulamıştık; meraklıların kulüpler kurduğunu, Internet sayesinde hem yurt dışından arkadaşlık bağları kurulduğunu anlatmıştık. Konunun ikinci yönü ise biraz daha karışık, bilgisayarcılığın özellikle erkeklerin ilgilendiği bir alan olduğu varsayımına dayanıyor. Ne dersiniz, gerçekten bu alanda belirgin bir erkek egemenliği var mı, yoksa bana mı öyle geliyor?

Bakıyorum, bizim ailede herkes bilgisayar kullanıyor, ben, karım ve oğlum evdeki bilgisayarları sırayla kullanıyoruz, bazan tartışma çıkmaması için işi saate bindiriyoruz. Yani bizim evde herkes için fırsat eşitliği var. Ama yakın çevreme, arkadaşlarımızın ailelerine bakıyorum, en azından bizim gibi kırklı yaşlarını sürdüren kuşak için bilgisayar kullananlar arasında erkeklerin çoğunlukta olduğunu gözlüyorum. Ama bu fark kadınların engellenmesinden mi ortaya çıkıyor, yoksa teknik işler sınıfına girdiği için erkekler bilgisayar işleriyle daha mı çok ilgileniyorlar, bilemiyorum. Ancak bir başka gözlemim daha var: Yeni kuşaktan “okullu” bilgisayarcılar arasında bayanların, hiç de azımsanmayacak bir oranı var; karı-koca bilgisayarcı çiftler de az değil. O halde belki de mesleki dünyada, kadınların bilgisayar ile ilişkileri kuşaktan kuşağa artıyor.

Genç bilgisayar meraklıları arasında ise hâlâ erkeklerin çoğunlukta olduğunu sanıyorum. Neden böyledir, bilmiyorum… Belki bu merakın, babasını gözleyen oğullara geçme olasılığı daha yüksek olduğu için, belki aileler bu konuyu erkek işi sayarak oğullarını kızlarından daha fazla yüreklendirdikleri için, belki bu alanı henüz keşfetmemiş olanların ilgisi az olduğu için böyle oluyor; belki de bu nedenlerin hepsi biraz biraz etkili oluyor.

Haydi Kızlar, Haydi Erkekler…

Bir zamanlar “Topluluk ve Birey” adlı bir kitap çevirmiştik. Eski Sovyetler Birliğindeki toplumsal ruhbilim çalışmalarından söz eden o kitapta, “anne seti-baba seti” diye bir deney anlatılıyordu. O deneyde kadının ve erkeğin toplumsal rollerindeki farkları açığa çıkarabilmek için ana okulu öğrencilerine çeşitli eşyaların ve araçların resimleri veriliyor ve bunların içinden “anne seti” ile “baba seti”ni iki grup olarak ayırdetmeleri isteniyordu. Yetmiş yıllık eşitlikçi politikaya rağmen, edinilen sonuçlar araştırmacıları şaşırtmıştı. Çünkü çocuklar anne setine alışveriş torbası, tencere, tabak-çatal ve bulaşık araçlarını koyarken, çekiç ve testerenin yanı sıra koltuk ve gazete babanın setinde yer alıyordu. Araştırıcılar bu deneyden, toplumsal rollerin değişmesinin hiç kolay olmadığı, uzun yıllar alacağı sonucunu çıkardılar.

Bu bulguyu bilgisayar alanına da uygulayabiliriz. Herhalde bilgisayar sektöründe iki cinsin eşit olarak temsil edildiği bir ortama birkaç yıl içinde ulaşamayacağız. Derin düşünmeye kalkarsanız, işin içine, eğitimde cinslere fırsat eşitliği sağlanmasından, demokrasinin aile içi ilişkilere yerleşmesine kadar pek çok “ince konu” giriyor. Ama, cinsler arasındaki eşitsizliğin bilgisayar alanında ortadan kalkması için en önemli güdülenmenin kızlardan gelmesi gerektiğine inanıyorum. Kızlar bilgisayarı şimdikinden daha fazla keşfedecekler, onunla şimdikinden daha fazla ilgilenecekler, bu alanda da erkeklerle yan yana, el ele, diz dize olacaklar. Böylece bizim Barış da kendisiyle ortak ilgi alanları olan kız arkadaşlar bulacak…

Peki, o zamana kadar ne olacak? O zamana kadar bazı erkekler “erkek seti”nde yer alan, motosiklet, otomobil, cep telefonu gibi bilgisayarı da “kız arkadaş bulma aracı” sanmaya devam edecekler, bu işlevi, yani “çöpçatanlığı” para almadan yapan web bölgelerini hem arkadaşlarından hem dergilerin dert babalarından öğrenmeye çalışacaklar.

Dr. Caner Fidaner
PC! 27 \ > 2/09/1997
Kim Korkar PC!’den?
Yeni Başlayanlar İçin

1 Comment

Filed under makale

One response to “Kadınlar ve bilgisayar – PC! 27

  1. Pingback: Barış ve Bilgisayar | YERSİZ ŞEYLER