Bilişim: Nasıl bir dünya? — Evrensel Gençlik

sayi11

Büyük birader mi, demokrasi abidesi mi?

Bilişim dünyasının görünen yüzü, elektronik cihazlar ve birbirlerine gönderdikleri sinyallerden oluşuyor. Nüfusun önemli bir kısmına ulaşmasa bile, bilgisayarlar ve cep telefonları ile birçok kişi bu dünyada yerini aldı bile. Görünmeyen yüzündeyse bu cihazları üreten şirketlerin kapitalist sistemde üstlendikleri roller ve devletlerle ilişkileri var. Özellikle işin bu yönü çok farklı şekillerde yorumlanabiliyor. Kimisi “doğrudan demokrasi gerçekleşiyor” diyerek yere göğe sığdıramıyor; büyük birader benzetmesini yapan kimileri ise herkesin gözetlenerek kontrol altında tutulduğu bir diktatörlük düzenine doğru yol aldığımızı düşünüyor.

Geçtiğimiz günlerde bilişim zirvesi ve bilişim haftası olarak düzenlenen etkinliklerin konularına ve kapsamına bakarsak; devlet ve millet olarak seferber olmuşuz, teknoloji üreterek bilişim alanında söz sahibi olmak için pupa yelken dünya pazarına açılmışız gibi bir hava var. Oysa biliyoruz ki bu ülkede çoğu kişi hayatını yoksullukla boğuşarak en ilkel koşullarda geçirmeye devam ediyor. Doymak bilmez teknoloji pazarı dolup taşarken, en basit ihtiyaçlarını bile doğru düzgün karşılayamayan bu insanlar da nereden çıktı? Varlık içinde yokluk mu, yoksa tam tersi mi, yaşanan? Bunu belirlemenin yolu, nasıl bir teknolojiden bahsettiğimizi anlamaktan geçiyor. Bu yolla bilişimin dünya sisteminde oynadığı rolü de anlamak mümkün.

Bir bilgisayar programı bir kere yazıldıktan sonra, bir işçi gibi, tek bir işi sürekli olarak yapar. Çalışma hızı, üzerinde çalıştığı bilgisayarın hızına ve programın “maharetine” bağlıdır. Önceden insanların kağıtlarla yaptığı işi üstlenen bilgisayar programı çok daha hızlı ve ucuza çalışır. Elektronik devreler de bilgisayar programları gibi belli bir iş için tasarlanırlar. Bu teknolojiler, girdikleri her alanda önemli bir teknik gelişim yaratıyor. Dolayısıyla bilişim teknolojileri, bütün sektörlerde kullanılabiliyorlar. Tabi buna daha çok ihtiyaç duyan ve bilişimin bugünkü durumuna gelmesinde büyük rol oynayan sektörler de var.

Internet ilk kurulduğunda Amerikan ordusunun acil durumlarda iletişim kurabilmesi için tasarlanmıştı. Bunun gibi birçok buluş, savunma sanayinin hiç tükenmeyen destekleriyle yapıldı. Elbette bu buluşların en çok meyvesini yiyen de yine savunma oldu. Destek vermek için, uzay yolculuklarının, alternatif enerji kaynaklarının, bir askerin kullanabileceği pratik teknik donanımın, silah teknolojilerinin ve tüm bunlarla beraber bilişim teknolojisinin tercih edilmesi, tesadüf müdür? Bilişimin ve dolayısıyla savunma sanayinin bugün geldiği durumun, devletlerin stratejileri ve ellerinde bulundurmak istedikleri olanaklarla ilişkisi yadsınamaz.

Başka ülkelerde casusluk yapıp teknoloji çalmak, silahlı kuvvetlerle tehdit ederek tavizler koparmak, hatta doğrudan işgal edip enerji kaynaklarına el koymak, özellikle savaş döneminde yapılan yayınlarla halkı kandırmak, kendi yurttaşlarından tehlikeli gördüklerini elektronik olarak fişlemek… Bu gibi yöntemler bir kez oyuna girdikten sonra birer kurala dönüştü. Amerika’nın hiçbir zaman resmen kabul etmediği Echelon elektronik istihbarat sistemi ile Avrupa’dan teknoloji çaldığı biliniyor. Silah teknolojileri devletler arası ilişkilerde belirleyici bir rol oynuyor. İşte dünya pazarındaki bitmez tükenmez teknoloji açlığının açıklaması bu.

Nasıl bir dünyaya doğru gittiğimize gelince… Bir benzetme yapacak olursak, kendi kendine sürekli büyüyen elektronik tuhaf canavarlarla karşı karşıyayız. Acıktığı için dünya petrol yataklarına saldıran, kimi insandan yardım alan, ama çoğumuzu kan kusturan bu canavarlar gün geçtikçe devasa boyutlara ulaşıyor. Ama bu büyüme hastalıklı bir biçimde oluyor. İşte bu yüzden dayandıkları temeller onları sonsuza kadar taşıyamayacak.

Bilişim etkinlikleri

Geçtiğimiz günlerde bilişim konusunda birçok etkinlik düzenlendi: Bilişim Fuarı, Bilişim Zirvesi, Bilişim Haftası, Bilişim Kurultayı… Bunların ilk ikisini şirketler, diğer ikisini Türkiye Bilişim Derneği (TBD) düzenledi. Önceki senelerde ortak düzenlenen bu iki organizasyon, bu sene anlaşmazlık nedeniyle ayrılmış. Bilişim zirvesini destekleyen şirketler arasında medya kuruluşları önemli bir yer tutuyor. TBD’nin desteğini ise daha çok savaş konusunda çalışan Aselsan, Havelsan gibi şirketler ve Microsoft, Oracle, HP gibi büyük şirketler oluşturuyor. Fuar, amacına uygun olarak özellikle büyük şirketlerin ilişkilerinin geliştirildiği bir “bilişim pazarı” işlevi gördü. Zirvede düzenlenen forumlarda bilişimin daha çok kazanç getiren uygulamalarına ağırlık verildi. Bu konular arasında sayabileceklerimiz: İletişimde ticari uygulamalar, yazılım korsanlığı, ARGE, üniversite-sermaye işbirliği, teknoparklar, teknoloji pazarı…

Lütfi Kırdar Salonundaki Bilişim Zirvesine “rakip” olarak Harbiye Askeri Müze’de düzenlenen Bilişim Kurultayı’ndaki oturumlarda ise özellikle e-devlet uygulamalarına ağırlık verildi. Konular arasında MERNİS ve akıllı kimlik kartı uygulamaları da vardı.

(Evrensel Gençlik sayı 11)

2 Comments

Filed under makale, programlama

2 responses to “Bilişim: Nasıl bir dünya? — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER