Bilim ve demokrasi — Evrensel Gençlik

sayi14b

Bilim, yüzyıllar önce yaşadığı ikilemi bugün tekrar yaşıyor: Egemenlerin yanında ya da karşısında olmak. Geçmişteki kimi bilim adamları krallıkların dinsel dogmalarını bulgularıyla desteklemeye çabalarken, kimileri bunların yanlışlığını ortaya çıkarıyordu. Kilise ile iyi geçinen, onun tezlerini geliştirenler zenginlik içinde yaşarken; kilisenin beğenmediği görüşleri savunanlar Engizisyon Mahkemeleri’nde sorgulanıyor, işkencelerden geçiriliyor, suçunu itiraf etmezse yakılarak öldürülüyordu. Bugünün toplumsal düzeninde ise bilime ve üniversitelere, ticarileştirmeyi, sermaye ile işbirliğini dayatan baskılar, çatışmaların arttığı dönemlerde daha fazla olmak üzere, sürekli olarak uygulanmakta.

Bilimin neye hizmet ettiği sorunu, demokratikleşme sorunu ile aynı noktada buluşuyor. Çoğunluğun taleplerinin görmezden gelindiği, azınlık çıkarlarının korunduğu her yerde, bilimin de bu çıkarları koruması isteniyor. 12 Eylül kurumlarından YÖK’ün bilime yaklaşımı ile AKP’nin üniversitelerle ilgili tasarıları aynı anlayışta birleşiyor. Teknoloji gibi bilimi de alınır satılır bir mal gibi görmek isteyen, hatta üniversite binalarını ve öğrencileri bile bu gözle değerlendiren bu anlayış; ancak, küçük bir azınlığın çıkarları ile bağdaştırılabilir.

Emperyalist savaşların kızıştığı dönemler, bilimin üzerindeki baskının da en yüksek olduğu dönemler oluyor. Yalnızca yabancı halklara değil, kendi halkının istemlerine karşı da açılmış bir savaş olduğu için, ister istemez içinde bir sindirme politikası barındırıyor. Bunun en açık örneği de herhalde İngiltere’de yaşananlar. Irak’a açılan savaşın ardından, savaş için bahane edilen yalanların ortaya çıkmasıyla halkın tepkisi de yükseldi.

Bunda önemli bir pay, hükümeti yalanlayan kimi bilgileri BBC’ye sızdıran silah uzmanı David Kelly’ye aitti. Bu bilim adamı 1. Körfez Savaşı’ndan itibaren BM’de silah müfettişliği yapmıştı. Yıllardır bir parçası olduğu emperyalist politikaya karşın, bir kez olsun gerçeklerin açıklanmasını istemek, onun son ve en büyük hatası oldu… Kelly’nin olaydan önce bıraktığı işaretler, baskı ve tehditlere dayanamayarak intihar ettiğini gösteriyor. Emperyalizm kendine yakın bir bilim adamını bile, küçük bir falsosu nedeniyle harcayabiliyor.

Nazilerin toplu kitap yakma törenleri

En korkunç kıyımlar, faşizm koşullarında olanları. 10 Mayıs 1933’te Nazi Almanyasının birçok kentinde askerler ve öğrencilerle toplu kitap yakma törenleri gerçekleştirildi. Binlerce, onbinlerce ton kitap, ülkedeki toplam kitapların üçte biri “Alman olmadığı” için yakıldı. Bu kitaplar arasında Marks ve Einstein’ınkiler da vardı. Törende konuşan propaganda bakanı Goebbels, hitap ettiği gençlere “geçmişin kötü ruhunu yakıp yeni milli ruhu yükseltme” görevi veriyordu. Aynı sene içinde binlerce akademisyen işsiz kaldı. Çünkü, Naziler yalnızca ihtiyaç duydukları kadar bilim istiyorlardı.

Akademik ve bilimsel özgürlüğün sağlanması, demokratikleşme sorunu ile doğrudan ilişkili bir talep. Soyut bir “özgürlük” değil, halkın yararına ve parababalarının zararına olmak zorunda olan bir özgürlük bu. Bütün dünyayı saran yayılmacı plânlar, halkların ortak eylemlerinde kendini gösteren karşıtını, bilim alanında da doğuruyor.

sayi14a

Bilimin özgürlük mücadelesinin güncel örnekleri arasında, savaş döneminde Amerikan saldırganlığına karşı çıkan bilim adamlarını, YÖK ve YEK’in özelleştirme planına karşı çıkan 98 öğretim üyesini sayabiliriz. Savaşa hizmet etmeye, parayı verenin elinde oyuncak olmaya karşı çıkan bilim insanlarının, somut taleplerle harekete geçmesi, halkın kitlesel desteğiyle birlikte, demokratikleşme sorununun çözümü için önemli bir adım olabilir.

Geçmişin kitap yakıcıları…

12. yüzyılda kurulan ve yüzlerce yıl çalışan Engizisyon Mahkemeleri, önceleri kilisenin ve sonra krallığın emrinde kurulu düzenin koruyuculuğunu üstlendiler. Bu mahkemelerde suçlanan kişiler kendilerini savunamıyorlar, yalnızca mahkemece sabitlenmiş suçlarını kabul etmek için “ikna” ediliyorlardı. Psikolojik baskı ile itirafta bulunmayanlara günlük işkence uygulanıyor, direnenlerin işkencesi artırılıyordu. Bütün bunlara rağmen suçunu itiraf etmeyenlerse kazığa bağlanıp yakılıyordu.

Ölüm cezasının uygulandığı bilimadamlarından biri olan Giordano Bruno’nun suçu; evrenin güneş merkezli ve sonsuz genişlikte olduğunu ortaya atan Kopernik’in görüşlerini benimsemekti. Yine bu görüşleri benimseyen Galileo Galile, mahkemede suçunu kabul ederek ölüm cezasından kurtuldu. Görüşlerini ortaya koyduğu kitabı Engizisyon Mahkemesince yakıldı ve bütün eserleri yasaklandı. Ömür boyu gözaltında tutulan Galile çalışmalarına devam etmesine rağmen astronomiden uzak durdu.

Feodal iktidarın dayandığı dini ideolojik temeller, dünyanın ve dolayısıyla insanın evrenin merkezi olarak görüldüğü, mükemmel olarak yaratılmış olan gezegen ve yıldızların dünya etrafında döndüğü eski bir sisteme dayanıyordu. Dünya’nın merkez olmaması, insan dışı canlılar olması ihtimali gibi düşünceler, bu nedenle, feodal iktidar açından “sakıncalı” düşüncelerdi.

(Evrensel Gençlik sayı 14)

***

sayi14cizim

2 Comments

Filed under bilim, makale, programlama

2 responses to “Bilim ve demokrasi — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER