Seçkinciliğin ardındaki ırkçılık — Evrensel Gençlik

“Uygarlığı insan zekası belirler. İnsan zekasını kalıtım belirler. Daha uygar insanların çoğalması daha iyidir. Kötü kalıtımlı, uygar olmayan insanların daha çok çocuk yapması, uygarlığımızı geriletiyor. Bu durdurulmalıdır.”

Amerika’da çıkan “Gelecek Kuşaklar” adlı bir yayın, misyonunu bu cümlelerle ifade ediyor (www.eugenics.net). Bu ve benzeri düşünceler Amerika’da ve Avrupa’da üniversitelerde çıkan birçok yayında işleniyor. İnsan zekasını, davranışlarını, bunun üzerinden de tüm toplumsal olayların sebebini kalıtıma bağlayan, üstün ırk düşüncesini yaratan, Nazi faşizminin “bilimsel” dayanağı olan Öjenik, bugün hala yaşıyor. Yönelimleri, adlandırılışı dönem dönem değişse de, bu sahte bilim yüz yıldır her türlü ırkçılığa temel teşkil etmeye devam ediyor.

‘Kötü’ ırk kapı dışarı

Öjeniği ilk olarak Galton 19. yüzyılda ortaya attı. Kelime anlamı “iyi doğmuş”. Amacı genel olarak iyi kalıtımlı insanların çoğalmasının teşvik edilmesi, bozuk kalıtımlı insanların çoğalmasının engellenmesi olarak ifade edilebilir. Aslında dini kitaplarda da buna benzer kavramlar, tanrının inançsız ya da sapkın kavimleri cezalandırdığı biçiminde yer alıyor. 1907’de Amerika’da ilk Öjenik yasası çıkıyor. Buna göre bozuk kalıtımlı insanlar zorunlu olarak kısırlaştırılıyor. 1920’den sonra çıkan diğer yasalarla başka ırklardan insanların ülkeye göç etmesi, farklı ırklardan insanların evlenmesi yasaklanıyor. Bir yandan da en “iyi kalıtımlı aile” yarışmaları düzeniyor. Öjenikçiler tembelliğin kalıtsal olduğuna ve “fakirlik eğilimine” yol açtığına inanıyorlar. Bunun gibi cinsel sapkınlık, alkolizm ve suç eğiliminin de kalıtsal olduğunu düşünüyorlar.

Irkçılığın büyük yenilgisi

Öjenik, 20. yüzyılın ortasında, özellikle emperyalist çelişkilerin iyice keskinleştiği İkinci Dünya Savaşı’nda; Yahudiler ve diğer birçok halkın aşağılanması ve kitlesel olarak katledilmesinin “bilimsel” dayanağına dönüştü. Sosyalizme karşı açılan birleşik emperyalist cephenin ön safındaki Naziler, Stalingrad önlerinde yenildi. Üstün ırk olduğu iddia edilen Nazilerin Sovyetler Birliği’ne yenilmesi, Öjenik için de büyük bir yenilgiydi. Savaşın ardından gelen barış ortamı, evrensel insan hakları bildirgesi, insanların eşit sayılması, Birleşmiş Milletler gibi oluşumlar; ülkeler arasındaki çıkar çatışmalarının yatıştırılması için gerekli paylaşımın bu savaşta gerçekleştiği olarak anlaşılmalı. Sosyobiyoloji, evrimsel psikoloji gibi farklı kılıklara girse de yıllar içinde özünden hiçbir şey kaybetmeden bugünlere gelen Öjenik ise, bu yatışmanın yalnızca geçici olduğunu gösteriyor.

Irkçılığın yeni biçimleri, medeniyetler çatışması, terörizm gibi kavramlar ile ifade ediliyor. Bunlar üzerinden Amerika’da çıkarılan yasalarla azınlıklar dışlanıyor, Avrupa’da dışarıdan gelen göç engellenmek isteniyor, Türkiye’de ise Kürtler “terörist” olarak gösteriliyor, toplumdan dışlanarak daha çok sömürülüyor. İlk anda ırkçı izlenimi vermeyen “terörist” gibi kavramların arkasına saklanarak, “uygar, çağdaş insan” ile “ilkel, cahil insan” ayrımı derinleştirilmeye çalışılıyor. Birbiri arasında gidip gelen, seçkinlik ve aşağılık duygusu körükleniyor. Avrupa’ya karşı aşağılık, Ortadoğu halklarına karşı seçkinlik duyulsun isteniyor. Aslında bu bakış açısının arkasında Öjenik yeniden yayılmak için fırsat kolluyor.

Üstün İnsandan İnsanüstücülüğe

“İnsanüstücülük, düşünce, bilim ve teknoloji anlamında biyolojik kısıtlamalarımızı aşmamız gerektiği inancıdır. İnsanüstücüler, zeka yükseltme, arttırılmış güç ve güzellik, uzatılmış hayat, gezegenden ayrılıp evreni keşfetmek gibi şeyler ararlar. Bir anlamda tanrılaşmak isterler.

İnsanüstücülerde çok yaygın bir inanca göre, önceden kendi soyumuzu yok etmez ya da doğal bir felakete kurban gitmezsek, teknolojik gelişim hızı bu yüzyılın ilk yarısında inanılmaz boyutlara ulaşacak. Bunun sonucu olan insanüstü zeka, daha büyük toplumsal ve teknolojik değişimlere neden olacak. “

Ne kadar masum istekler… Bu teorileri savunanlar, insanın kalıtımının, geliştirilecek özel teknolojilerin yardımı ile düzenlenmesini öneriyorlar. Böylece özel yöntemlerle zeka ve yetenekleri ayarlanabilen insanüstü varlıklara dönüşmeyi hayal ediyorlar. Bu hayaller elbette, ırkçılığı da barındırıyor. Kapitalizm, nasıl faşizmi her an saldırmaya hazır bir köpek gibi yanında tutuyorsa, onun dayandığı kafatasçılığı da desteklemekten geri durmuyor. Üstün ırk düşüncesi, seçkinlik ve aşağılık duygusu ile birlikte, emperyalist amaçlar için gerektiğinde başvurulacak bir ideoloji olarak canlı tutuluyor.

(Evrensel Gençlik sayı 17)

2 Comments

Filed under bilim, makale, programlama

2 responses to “Seçkinciliğin ardındaki ırkçılık — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER