Akademik özgürlük tartışması — Evrensel Gençlik

“Akademik Özgürlük” konusunu gündemine alan Boğaziçi Üniversitesi Bilim Kulübü ile görüştük…

Bilim dünyasında açık erişim ve akademik özgürlük tartışmaları sürüyor. Elsevier gibi yayın tekellerine karşı bilimsel yayınlara açık erişim talebi ile kurulan Kamusal Bilim Kütüphanesi (PLoS) karşısında spekülatör Soros kendi “açık erişim”li dergilerini başlatarak bu haklı talebi kendi dümen suyuna çevirmeye uğraşıyor. Türkiye’de ise üniversiteler hep olduğu gibi iktidar kavgalarına sahne oluyor.

2 Aralık’ta yayınlanan PLoS röportajı ve ertesi gün çıkan Bilimin Asalakları yazısının kulüp panosuna asılması ile başlayan tartışmalar sonrasında etkinliklerine gündem olarak “Akademik Özgürlük” konusunu belirleyen Boğaziçi Üniversitesi Bilim Kulübü ile görüştük…

– Bilimin bugünkü durumu hakkında ne düşünüyorsun?

Pınar Öz: Bilim şu anda saf bilim halini kaybetmiş durumda, yani bilim için yapılan bilim halini. Şu anda bilim adına dünya genelinde yapılan şey, teknolojik ilerlemeler sağlamaya yönelik. Yani bilim, tüketen dünyada bir amaç değil, araç durumunda. Bilimle uğraşan insanlara yeterli olanak sağlanmadığı için, bazı araştırmacılarda bu yöne doğru bir yönelim var.

Bilimsel araştırmanın konusu ya toplumsal ihtiyaçlardan ya da bilim insanının merakından ve öğrenme isteğinden çıkarken, şu anda genellikle çalışma konuları bazı ülkelerin ihtiyaçları doğrultusunda belirleniyor. Böylece bilim tek hedefe yönlendiriliyor. Bu bilim dünyasının yaratıcılığını kısıtlayan bir konu. Diğer bir konu da sonuçların yapay bir tabakanın ulaşımına sunulması, mesela saygın olarak kabul edilen dergilerin abonelik ücretlerinin çok uçuk rakamlara çıkması bunu sağlayan şeylerden biri.

Bilim toplumdan o kadar uzaklaştı ki, yolda yürüyen insan laboratuvarda yapılan araştırmalardan korkabiliyor. Bilim dünyası çok sisli bir yer bu dünyayın dışında kalanlar için, ürkütücü görünebilir. Bilimsel çalışmalar halka ya yönlendirilerek sunuluyor ya da hiç sunulmuyor.

Bilimin özgürlüğü ve yaratıcılığı önündeki bu engelleri kaldırmak için bazı girişimler de var, iyi ya da kötü niyetli, ama ben hepsine şüpheli yaklaşmak zorunda kalıyorum. Yani iyi olduğu iddia edilen bir girişimin ardından Soros’un adı çıkıyorsa sanırım şüphelenmekte haklıyım.

– Üniversitenin rolü nedir?

Üniversite bilimin çıkması gereken yer bence. Ama özgün üretim gerçekten az bence, özellikle de Türkiye’de akademisyenler ya olanaksızlıklardan dolayı ya da doğrudan amaç bu olduğu için şirketlerle çalışmayı tercih ediyorlar. Tüm dünyada üniversiteleri sindirmeye çalışıyorlar, çünkü hala özgün bilimin çıkış noktası üniversite. Mesela, Amerika’da İnsan Genomu projesi kapsamında çalışan bir enstitü, bu konuda araştırma yapan devlet üniversitelerinin ödeneklerinin kesilmesini talep etti ve kısmen amacına ulaştı bu enstitü, her zaman bu kadar doğrudan bir engelleme olmuyor tabi.

– Kulüp bunların neresinde?

Bilim Kulübü bu tartışmanın ortasında, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tek tartışma yeri bence. Burada yaptığımız sadece arkadaşlarla tartışmak da değil, paneller ve diğer etkinliklerle bilimdeki kopukluğu gidermek, bilgimizi paylaşmak ve bilgilenmek. Burada konuştuğumuz şeyler sadece bilim de değil zaten, bilimden başlayarak felsefenin ya da siyasetin derinliklerine kadar gidebiliyoruz. Sosyal ortamlar öğrencinin kendini geliştirmesi için gerekli, buradan sadece üniversitede verilen öğretimle ayrılınca insan gelişmiş olmuyor bence.

***

– Bilim Kulübü’ne nasıl bir beklentiyle girdin?

Sündüs Erbaş: Genetikçiyim, okulda bana genetik öğretilecek. Ama başka konularla ilgili sorunum olduğunda ya da öğrenmek istediğimde bunu en güzel burada, farklı disiplinlerden insanların bulunduğu, bilim başlığı altında toplanmış insanların bulunduğu bu ortamda yapabilirim, bu yüzden girmek istedim.

– Akademik özgürlük konusunda ne düşünüyorsun?

Bence çok yerinde oldu. Bir örnek vereyim. Petrovic Gariaev, Rus asıllı bir genetikçi. ABD’de bir ilaç firmasında çalışırken biyolojinin temeli olan protein sentezi mekanizmasını değiştirecek bir hipotez ortaya atıyor ve araştırmaları bunu destekliyor. Fakat bu mekanizma, ilaç üretiminde temel alınan mekanizma olduğu için bu bilim adamının çalışmaları örtbas ediliyor ve çığır yaratabilecek bir hipotez, sırf bu sektörün işine gelmediği için yok sayılıyor. Galileo zamanında bilimi sınırlayan inanç sistemi, bugün yerini tekellere bırakmış. Bilimi yuvarlanan bir tekerlek gibi düşündüğümüzde, karşısına çıkan engelleri geçmişte olduğu gibi aşıp yoluna devam edeceğine inanıyorum.

***

– Neden Bilim Kulübü?

Ali Rıza Özören: Bilim Kulübü’nde de öğrenci akademisyen diyaloğunu sağlama ve disiplinler arası kopukluğun aşılması hedefleniyor. Her sene birkaç haftalık paneller dizisi şeklinde düzenlediğimiz Bilim Günleri’nin de böyle bir amacı var. Bilimi yaymak ve geliştirmek, toplumla ilişkisini kurma konusunda birçok etkinlik yapıyoruz.

– Şimdi neler yapıyorsunuz?

PLoS konusunda bir öğrenci semineri ile başlamayı düşünüyoruz ve bunu önce Boğaziçi Üniversitesi’nin gündemi olmasını, daha sonra üniversite bağlantısı ile Türkiye’nin de gündemine girmesini planlıyoruz.

– Neden bu konuyu ele alıyorsunuz?

Bilginin ve bilimin yayılmasını düşünüyorsak akademik bilgilere ücretsiz ulaşılabilmeli. Yayın ücretsiz olmazsa parası olmayan veya bu yayınlara ulaşamayan kişilerin üretimine balta vurulmuş olur. O kişinin bilgiye sahip olamaması, o bilgiyi öğrencilerine ve çevresine ulaştıramamasına, onların da bilim dünyasına yeni bilgiler katamamasına neden olur. Bu da bilimde kısırlığa neden oluyor. Bu hareketin geniş katılımlarla, misyonunun bilime katkısının olup olmadığının kontrol edilmesi, gerekli tedbirlerin alınması gerekir. Ama ne yazık ki önceki politika ile, birçok bilim adamının yayınlanması gereken fikirleri, dergi otoriteleri tarafından engellendi. Bilimin kısırlaşması kontrol edilemedi.

– Türkiye’de bu sorunlar nasıl oluşuyor?

Doğru politika üretebilecek beyin takımını kullanmıyor. Belli bir otorite var, hantal bir yapı var, bilim adamının bu yapıya girmesi Türkiye’de bilimi de kısırlaştırıyor. Aslında bilim adamının ortamı sağlayabiliyorsan ondan bilgi çıkar, ama şimdikilere bakarsan birçoğu para kaygısı yüzünden özel üniversiteye geçiyor, kaynaklara ulaşamıyor. Bilim üretilmesini istiyorsan bilim adamlarının insanca yaşamasını sağlamalısın. Öyle hantal bir yapı var ki, kaynak sunmuyorsun, internetten de olanak sunmuyorsun, para verip ders vermesini bekliyorsun. Bu yüzden öğretmenler kendilerini geliştirmiyorlar.

(Evrensel Gençlik sayı 25)

2 Comments

Filed under bilim, görüşme, makale, programlama

2 responses to “Akademik özgürlük tartışması — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER