Üniversiteleri TASARLAYAN TASARLAYANA… — Evrensel Gençlik

Üç sene önce YÖK’ün meclise getirdiği bir yasa tasarısı vardı: “Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı”. YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz’ün adeta cebinden çıkardığı tasarı, sır gibi saklandı. YÖK üyelerinin bile gazetelerden öğrendiği tasarıya göre:

1. “Katkı payı” olarak tanımlanan harçlar, üniversite yönetimleri tarafından belirlenecek ve 1700$ olarak (yabancı dilde iki katı) hesaplanan “bir öğrencinin maliyeti”nin yarısına kadar çıkarılabilecekti.

2. Harçlarını ödeyemeyen öğrencilerin ayda 100 saate kadar çalıştırılmalarının önü açılacaktı.

3. Öğretim üyelerinin maaşlarının belirlenmesi üniversite yönetimine bırakılacak, yeni gelen “araştırma profesörlüğü” sıfatı ile ayrım yapılacaktı.

4. Bilimsel projeler için Maliye Bakanlığı’ndan izin alınacaktı.

5. Üniversitelerde işletme hesabı açılacak, rektörler üniversitenin “her türlü fiziki imkan, tesis, araç, gereç, teçhizat, insan gücü ve bilgi birikimini değerlendirerek” gelir kaynağı yapacaktı. Tabi buna öğrencilerden alınacak “katkı payları”, “araştırma profesörlüğü” için şirketlerin yaptığı bağışlar da dahil.

Tasarı yasalaşmadı

İki yıl önce bu tasarı ortaya atıldığında kısa sürede üniversitelerde hem öğrencilerden, hem de öğretim üyelerinden büyük tepki topladı. Buna rağmen geri çekilmeyen yasa, bir süre sonra komisyondan geçip meclise geldi. Daha sonra başka gündemlerin yoğunlaşması ve seçim dönemine girilmesi ile rafa kalktı. Harçları üniversite yönetimlerine bırakılsaydı; şimdi bile zor okuyan birçok öğrenci üniversitede okuyamıyor olacaktı. Üniversite tercihleri harçlara göre yapılacaktı. Öğretim üyeleri ve öğrencilerin arasında ekonomik ayrımlar derinleşecek, birçok bilim insanı verdiği emeğe bakılmadan şirketlerin isteklerine göre harcanacaktı.

AKP’nin planları

3 Kasım seçimlerinin ardından iktidara gelen AKP’nin ilk işlerinden biri üniversitelere el atmak oldu. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu’nun açıkladığı “Yükseköğretim Kanun Tasarısı” taslağına göre:

1. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), Rektörler Komitesi ile bilim kurullarından oluşan bir genel kurul oluşturulacaktı.

2. İçişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Üniversitelerarası Kurul’a birer profesör gönderebilecekti.

3. Yükseköğretim Eşgüdüm Kurulu (YEK) da cumhurbaşkanının ÜAK’tan atayacağı 7, hükümet yetkilileri arasından seçilen 6, genelkurmaydan 1, TOBB ve TİSK’ten 2 ve işçi konfederasyonlarından 1 olmak üzere 17 üyeden oluşacaktı.

YEK-YÖK kavgası

Üniversitelerin YÖK engelinden kurtulup demokrasi ve özerkliğe kavuşacaklarını müjdeleyen bu tasarı, AKP ve diğer vaatleri gibi kısa sürede söndü. YÖK ile AKP arasında bir kayıkçı dövüşüne dönüşen tartışma, AKP’nin özel okullara 10 bin öğrenci göndermek gibi girişimleri ile daha da kızıştı. Laikli-şeriat ekseninde gelişen tartışmalar YÖK’e propaganda malzemesi oldu ve onu güçlendirdi. Bu hareket Ankara’da yapılan Atatürk’e bağlılık yürüyüşü ve “Ordu Göreve” pankartları ile son noktasına ulaştı.

Üniversite tartışmasının üniversite dışında yürümesine tepki duyan öğretim üyeleri ve öğrenciler üniversite açılışlarında protestolarla, yaptıkları basın açıklamalarıyla bunu gösterdiler. YÖK’e karşı demokrasi havarisi gibi davranan AKP’nin demokratik taleplerin gerçek sahiplerini görünce aslan kesilmesi ise her zamanki haliydi.

Yeni tasarı öncekini aratmıyor!

Demokrasi üzerine, bilim üzerine atışmalar bir süre sonra yerini alttan almaya ve uzlaşmaya bıraktı. Pazarlığın yapılmasının ardından üniversiteler yavaş yavaş abluka altına alınmaya başlandı. Her zamanki baskılara yenileri eklendi. Amfide öğrencilerin dövülmesi, üniversitelere jandarma ve polis müdahaleleri, öğrencilere açılan soruşturmalar giderek arttı. İÜ’de fakültelerin birbirinden ayırılması, açılan yüzlerce soruşturma ve öğrencilerin okula alınmaması ise bütün olan bitenin üzerine tüy dikti. Bu baskıların artmasının, uzlaşmanın ardından YÖK’ün yeni başkanı Teziç’in öğretim üyeleri ve öğrencilerin de görüşünü alarak on gün içinde YÖK yasasına son halini vereceğini açıkladığı günlerde olması ise, tartışmadaki tarafların demokrasiden ne anladıklarını en yalın biçimiyle gösterdi.

Yeni tasarıya göre;

1. Üniversite işletme, öğrenciler müşteri oluyor. Üniversiteler bir şirket gibi çalışarak en az maliyet ve en çok kârı hedefleyecek.

2. Öğrenci harçlarına yüksek zamlar yapılacak.

3. Rektörler üniversitelerin patronu olacak.

4. Üniversite çalışanlarının söz hakkı kısıtlanacak, iş güvencesi olmayacak.

5. Milliyetçilikle yoğurulan tasarı bilimsel özgürlüğün arkasına ama’lar getirecek.

6. Araştırma fonu alabilmek için Maliye Bakanlığı’nın izni gerekecek.

(Evrensel Gençlik sayı 29)

2 Comments

Filed under bilim, makale

2 responses to “Üniversiteleri TASARLAYAN TASARLAYANA… — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER