NATO’nun “vicdanlı” katilleri — Evrensel Gençlik

NATO, ya da Kuzey Atlantik Paktı, başta ABD ve diğer emperyalistler olmak üzere 19 devletin oluşturduğu askeri ve stratejik ortaklık. 1949’da kurulduğunda Sovyetler Birliği’ne karşı ABD’nin başını çektiği emperyalist bloğu temsil ediyordu. SSCB dağıldıktan sonra kendisine “dünyanın güvenliğini sağlamak” gibi ahlaki misyonlar biçen NATO, varlığını sürdürdü.

NATO, aradan geçen yarım yüzyıl boyunca barış ve güvenlik adına birçok ülkeye müdahale etti. Yugoslavya’nın bombalanması, fabrikaların, okullar ve hastanelerin yerle bir edilmesi, Sırbistan’da yüzlerce insanın öldürülmesi, Afganistan’ın işgal edilmesi… Barış adına yapılan bütün bu operasyonlar, ne şanstır ki, ABD’nin dünyada egemenlik kurma amaçlarıyla örtüşüyordu. Balkanlarda kışkırtılan milliyetçilikle halkları birbirine düşürerek emperyalist egemenliğin güçlendirilmesi, Afganistan’da Taliban’ı aratmayan baskıcı bir sömürge kurulması hangi “insani” gerekçeye sığdırılabilir? Süslü sözler, güzel bahaneler, NATO’nun emperyalist amaçlarını dün gizleyemedi, bugün de gizleyemiyor.

11 Eylül ile “terörizme karşı” savaşın startını veren ABD, Afganistan ve Irak’ı işgal ederek işe başladı. Önceleri beğenmediği ülkelere tehdit savurarak kendi çıkarına uygun bir saflaşma yaratmakla yetiniyordu, şimdi ise niyetini daha kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. ABD’nin “ulusal güvenlik” politikası kapsamında açıkladığı BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), NATO’nun da yeni yönelimlerinde önemli bir yer tutacağa benziyor. ABD’nin çıkardığı savaşlara bahane yaptığı terörizm, önleyici savaş, kötü niyetli devlet, başarısız devlet gibi kavramlar, NATO’nun jargonuna girdi bile.

NATO üyeleri arasında ABD ile birlikte hareket eden devletler dışında Almanya, Fransa gibi Irak işgaline doğrudan destek vermeyen devletler de var. Bu devletler bir süre önce Avrupa çapında bir ordu kurmaya giriştiler. İngiltere ve Amerika’nın başını çektiği işgalci koalisyon, bunu tepki ile karşılıyor. Ama bir yandan da Avrupa ordusu ile aynı amaçta olduklarını söyleyerek, onları kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Öte yandan Rusya, Çin gibi yükselen güçler kendi çıkarları doğrultusunda askeri hamleler peşinde.

Haziran ayında İstanbul’da yapılması planlanan NATO zirvesinin gündeminde ne olacak? Dünyanın güvenliği ve refahı üzerine verilecek söylevleri bir yana bırakırsak, NATO açısından önem kazanan iki mesele var. Birincisi, başta Ortadoğu olmak üzere en stratejik bölgelerdeki halkların direnişlerinin nasıl kırılarak dünya düzeni ile uyumlu iktidarların başa getirileceği konusu. İkincisi ise emperyalizmin hizmetine açılacak, ekonomik ve stratejik önem taşıyan bu alanları NATO devletlerinin nasıl paylaşacağı konusu.

NATO’nun ABD’den sonraki en güçlü üyesi Türk devleti, İspanya’nın geri adım atmasıyla büyük güç kaybeden işgal koalisyonu açısından büyük önem taşıyor. Reddedilen tezkere sonrasında “büyük stratejik müttefik” ile nikah tazelemenin bir sonraki adımı olarak Türkiye’nin işgalci koalisyona aktif destek vermesini istiyorlar. İktidarın da buna oldukça niyetli olduğunu, Diyarbakır’ı BOP’un merkezi yapma hayallerinden, İsrail’in Filistin’de ördüğü utanç duvarını desteklemesinden anlıyoruz. Ama bunun gerçekleşip gerçekleşmemesi, halkların alacağı tavıra bağlı.

Dünden bugüne bağımsızlık meselesi

Türkiye’de NATO ve ABD emperyalizmine karşı mücadelenin uzun bir geçmişi var. 68 hareketinin temel karakteriydi antiemperyalizm. Bugün sloganlarımızda andığımız Altıncı Filo olayı, bunun bir örneğiydi. Deniz Gezmiş’in önderliğindeki gençlik kitlesi, 6. Filo’nun demirlediği Dolmabahçe’ye inerek Amerikalı askerleri denize dökmüştü. Daha sonra ABD, Vietnam’da pasifikasyon programları uygulayan eski CIA görevlisi Kommer’i Türkiye’ye büyükelçi olarak atamıştı. ABD’nin Vietnam hesaplarını bilen gençlik tarafından, Kommer’in ODTÜ ziyaretinde yakılan arabası, Türkiye’nin bağımsızlık savaşının yeni meşalesi olmuştu.

Halkın desteğini kazanan antiemperyalist hareket, yalnızca dünü değil, bugünü de etkiledi. Geçmişte yaşanan da, 1 Mart günü yaşanan da aynı coşkuydu. İşgal planına ortak olmamak, halkları birbirine düşürmeye çalışan emperyalistlere karşı durabilmek için şaltere uzanan emekçiler, 68’in ruhunu bugünlere taşıdılar. Emperyalizm elini çekmedikçe Türkiye’deki bağımsızlık ateşinin sönmeyeceğini bütün dünyaya gösterdiler.

Katillerin planını bozalım

Her gün dengeler değişiyor. Dün tezkere çıkmazken, bugün İncirlik’ten sevkıyat yapılıyor. Dün savaşa karşıyım diyen başbakan, bugün ABD’nin planlarını açıktan savunmaya hazırlanıyor. Dün Avrupa işgali veto etmeyi tartışırken bugün NATO’da işgalcilerle aynı masaya oturacak. Bütün bu dengeleri, hesapları bozacak olan, halkların ve en başta da gençliğin gücüdür. Ortadoğu’yu da Balkanlar gibi parça parça edip lokma lokma yutmak isteyen emperyalistlere karşı, Türkiye’de halkların ortak mücadelesi örülebilirse, bu ülke ABD’nin egemenlik planları yerine halkların kardeşleşmesinin merkezi olabilir. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla Türkiye gençliği bu planlara kararlı biçimde karşı çıktığı ölçüde, ABD NATO’daki en önemli yandaşının desteğini kaybecek. İşgalci koalisyondaki çatlak derinleştikçe, halkların cesareti ve bağımsızlık özlemi artacak.

(Evrensel Gençlik sayı 39)

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “NATO’nun “vicdanlı” katilleri — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER