Müşteri değil öğrenciyiz! — Evrensel Gençlik

Geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi’nde eylem vardı. Taleplerimiz, 3 milyona satılan öğrenci belgesi ve 6 milyona satılan transkriptin ücretsiz olması, bizden her dönem harç dışında toplanan 75 milyon lira kayıt parasının kaldırılması ve son yapılan zamla 2 milyon 400 bin olan yemekhane fiyatının düşürülmesiydi.

Sesimizi duyurmak için 100’den fazla öğrenci Güney Meydan’da toplandık ve birkaç günde topladığımız 600’e yakın dilekçeyi rektörlüğe teslim ettik.

Yapılan çalışma boyunca, talepler ve eylem biçimi üzerine tartışmalar yaşadık. Çalışmanın sonuçları ve yaşanan tartışmalar, yaygın bir öğrenci hareketinin olanaklarını göstermesi ve sancılarını yansıtması açısından önem taşıyor.

Örgütlenmeye başladık

İlk olarak “Öğrenci belgesine öğrenci indirimi var mı?”, “Transkriptte kredi kartına 3 taksit” gibi afişlerle bir toplantı çağrısı yaptık. Bu toplantıda taleplerimizin çerçevesini çizdik ve bir e-mail grubu oluşturduk. Sonra yeni tanıştığımız arkadaşlarla beraber hazırladığımız onlarca çeşit afişle okuldaki bütün öğrencileri hareketten haberdar etmeyi hedefledik.

İkinci toplantıda rektörlüğe toplu dilekçe verme eylemi yapmaya karar verdik. Bunu duyurmak için okul girişlerinde ve okul içinde el ilanları dağıtıldı, dilekçe masası açıldı, sınıf konuşmaları yapıldı ve yurtlar dolaşıldı.

Eyleme çağrı yapılmasının ve dilekçe toplamanın birkaç güne sıkışmasına rağmen, yüzlerce öğrencinin iradesini yansıtan bir eylem gerçekleşebildi.

“Müşteri değil öğrenciyiz”, “Şirket değil üniversite”, “Öğrenci işleri banka veznesi” gibi sloganlarla rektörlüğe sesimizi duyurduk.

Çalışmanın en önemli başarısı, öğrencilerin gündemini önemli ölçüde etkilemesiydi. Belirlenen talepler tartışılmayacak kadar somut olduğu için, süreç içinde tanıştığımız arkadaşların aktif olarak katıldığı, katılmayanların da önemsediği bir çalışma oldu. Havadan sudan konuşmaların giderek politikleştiği, günlük sorunların genel sorunlarla bağlantısının kurulduğu bir süreç oldu.

Tartışmalar, farklı açılardan eleştirileri de beraberinde getirdi. Taleplerin çerçevesini “apolitik bulduğu” için ayrılanlar, eylem biçimini “yeterince politik bulmadığı” için katılmayanlar oldu.

Hareket, yarattığı etki oranında, üniversitenin bileşenlerini ortaya konan talepler ekseninde bir saflaşmaya zorladı.

Hocalarla görüştüğümüzde, kendi bölümündeki bütün hocalara ulaşıp destek toplayabileceğini söyleyen de oldu, taleplerimizi anlamsız bulan da. Eylem sırasında dilekçeleri teslim ettiğimiz memurların bizi desteklemesi de önemliydi.

İleriye doğru bir adım attık

Sorun, öğrencilerin kendi talepleri etrafında birleşmesi, örgütlü çalışması sorunu. Üniversitelerde bunun için Öğrenci Temsilciliği Kurulları var. Birçok üniversitede yapılamayan ÖTK seçimleri, BÜ’de yapılıyor. Ancak seçilen temsilciler genellikle bölüm sorunları ile kısıtlı bir çalışma yürütüyor. Yönetimle, hocalarla öğrenciler arasında aracı, uzlaştırıcı bir rol üstleniyor. Böylece öğrenci hareketinin önünde bürokratik bir engele dönüşebiliyor. Bu haliyle öğrencilerin sahiplendiği, destek verdiği bir yapı da olamıyor. Bu durum, öğrencilerin genel eğilimine göre değişebilir ve değişmeli.

Eksiklikleri, yetersizlikleriyle de olsa, ileriye doğru bir adımdı atılan. Üniversitenin olmazsa olmaz bileşeni olarak, biz öğrenciler, sesimizi duyurmak, üniversitede söz sahibi olmak için ilerledikçe, diğer arkadaşlarımızdan, hocalarımızdan ve üniversite personelinden de destek bulacağız.

Üniversitenin, bilimin ve ülkenin geleceği bize bağlı: Ya yerimizde duracak ve giderek şirketleşen üniversitenin “ayrıcalıklı” müşterileri olmaya razı olacağız; ya da geleceğimize sahip çıkacak ve kendi taleplerimiz etrafında birleşeceğiz.

(Evrensel Gençlik sayı 40)

2 Comments

Filed under bilim, deneyim, makale

2 responses to “Müşteri değil öğrenciyiz! — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER