ARTIK GÜVENDEYİZ! — Evrensel Gençlik

Beş ay sonra hep birlikte güvenliğe kavuşuyoruz. Artık ne kapkaç kalacak, ne hırsızlık, ne de terör… Çünkü İstanbul’a konacak binlerce kamera ile suçlular anında tespit edilecek. Hırsızlığın, çeteleşmenin, mafyalaşmanın sürekli tırmanmasının sebebi gençliğin işsizliğin, yoksulluğun, uyuşturucunun ve yoz kültürün pençesine atılması değil; emniyet teşkilatının İstanbul’un her noktasını gözetleyememesiymiş! Bundan böyle herkes güvende olacak. Bir malınız mı çalındı? Hemen bulunup teslim edilecek, suçluya da gereken ceza verilecek. Birileri hakkını isteme bahanesiyle teröristlik mi yaptı? Derhal yakalanıp cezalandırılacaklar.

Her şey liselerdeki “hırsızlık sorunu”nu çözmek için konulan kameralarla başladı. Ama bu kameralar, her nedense, uyuşturucu satarak geleceğimizi çalanların, “paran kadar eğitim” diyerek parasız eğitim hakkımızı gasp edenlerin yakalanmasını sağlayamadı. Daha sonra bu uygulama üniversitelere de girdi. Hatta üniversiteler öyle bir tehdit altındaydı ki, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde derste kullanmak için alınamayan kamera, maksat öğrencileri gözetlemek olunca hemen alınıyordu. Büyük güvenlik önlemleri alındı; ama bilimin güvenli bir şekilde üretilmesinin sağlandığı pek söylenemez. Üniversitelerde de öğrencilerin cebindeki eller çıkmadı, üniversiteleri yüksek kârlarına alet etmeye çalışan sermayeciler de elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Peki bu kameralar kimin güvenliğini sağlıyordu?

İstanbul gözetlenecek!

Geçtiğimiz haftalarda Radikal’de çıkan (pek tarafsız) bir habere göre Emniyet, beş ay sonra hayata geçireceği bir proje ile bütün İstanbul’u kameralarla donatacak, böylece “polis bir olaya anında müdahale edebilecek”miş. Kamera, gördüğü suçluları yüz hatlarından tanıyıp polise bildirecekmiş. Cep bilgisayarlarıyla bütün araçları polis istasyonuna çevireceklermiş. Bu proje için 11 trilyondan fazla para dökmüşler. İlk uygulama alanı da NATO zirvesi olacakmış.

Nedir NATO zirvesini böyle önemli kılan? Bu zirvede ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’ni kabul ettirmeye çalışacak, Irak ve Afganistan halkının teslim alınması için Türkiye’den onbinlerce askerin işgal bekçiliği yapmasını isteyecek. Bu zirvede biz gençlerin kanı üzerinden pazarlıklar yapılacak. Bu durumda herhalde bu gözetleme sistemi de kan pazarlıklarının güven içinde yapılabilmesini sağlamak için kuruluyor.

İlk kameralar meydanlara

Kameraların öncelikli olarak konacağı yerler arasında siyasi partiler, korsan gösteri alanları, miting alanları sayılmış. En çok suç buralarda mı işleniyor? En büyük suçu buraya gelip politika yapanlar, hakkını arayanlar mı işliyor? Görünüşe göre mecliste oturup köleliğin ve sefaletin derinleşerek sürmesinin yasal dayanaklarını oluşturanların uykularını kaçıran önemli bir etken, halkın meydanlara çıkıp taleplerini dile getirmesidir! Bu yüzden ilk güvenlik önlemleri de buralarda alınıyor. Hiçbir sosyal güvencesi olmayan işçiler, emekçiler, gelecek güvencesi olmayan öğrenciler, işsizler potansiyel suçlu olarak görülüyor. Demek ki sağlanan, bizim güvenliğimiz değil, güvensiz kalmamızın güvenliğidir!

Güvenlik, bir öğrenci için gelecek güvencesi, meslek bulabilmek; bir işçi için grev hakkı, sigortalı ve sendikalı olarak işine devam edebilmek demektir. Bir parababası için güvenlik, emrindeki binlerce işçiyi istediği gibi sömürebilmek, ucuza mühendisler çalıştırabilmek ve her zaman kârını yüksek tutabilmek; emperyalist devletler için boyunduruk alanlarını genişletmek, yeni ülkeleri işgal etmek, kendine bağlamak ve kaynaklarını sömürebilmek demektir. Herkes için genel bir güvenlik kavramı olmadığına göre güvenlikten bahsedenlere “Hangi güvenlik?” diye sormak gerekir.

Güvenlik kimin için?

İçinde yaşadığımız kapitalist düzen Fransız Devrimi’nin “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” şiarı ile kuruldu. Bu ideallerin arkasında , özel mülkiyetin kutsallığı ve dokunulmazlığı vardı. Burjuvazinin ideolojisi liberalizm ile işçi sınıfının ideolojisi komünizm aynı dönemde, sınıflarla eş zamanlı olarak doğuyordu. Marks ve Engels, Manifesto’da komünizmi kısaca “özel mülkiyetin kaldırılması” olarak özetliyor. Komünizme getirilen en büyük eleştiriler hep mülkiyet edinilemeyeceği, özel hayatın kalmayacağı, özel olan herşeyin yadsınacağı iddiaları üzerine kurulu oldu. Bu eleştirilere dayanak olmuş bir eser, George Orwell’in 1984 romanıdır. Bu romanda anlatılan dünyada her yerde kameralar insanları izlemektedir ve bütün duvarlara asılı afişlerde gözlerini dikmiş bir adamın resmi ve “Büyük Birader seni izliyor!” yazısı vardır. Peki ya şimdi ne oldu? Evimden, dükkanımdan çıktığım andan itibaren gözetleneceğim. Polis benim nereye gidip ne yaptığımı adım adım izleyecek. Demek ki kapitalizmin aslında özel olana hiçbir saygısı yoktur! Zaten “özel mülkiyet”, yani sermaye, sömürü ile yaratılan mülkiyettir. Azınlığın çoğunluğu ezerek koruduğu mülkiyetidir. Bu düzen eşitliğin, özgürlüğün değil, sömürünün devam etmesinin güvencesidir.

(Evrensel Gençlik sayı 46)

2 Comments

Filed under bilim, makale

2 responses to “ARTIK GÜVENDEYİZ! — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER