Bilim dergilerinde bu ay — Evrensel Gençlik

sayi57c

Bilim ve Teknik

Bilim ve Teknik’in bu ayki kapak konusu “Türkiye’de GDO”, yani genetiği değiştirilmiş besinler ve Türkiye’de yetiştirilmesi ile ilgili çalışmalar. Dergi, dünya kamuoyunun GDO’lara karşı duyduğu kaygıyı ve gösterdiği tepkiyi görmezden gelemiyor; ama GDO’ları savunmak için öne sürülen bahaneleri yinelemekten ve yenilerini yaratmaktan da geri durmuyor.

Sorun GDO’nun gerekliliğini savunmak ya da GDO’ya karşı olmaktan mı ibarettir? Eğer böyle olsaydı GDO’nun getirdiği riskleri abartarak felaket senaryoları yazabilirdik. Ama önce şu soru sorulmalı: Bugün GDO’lar hangi ihtiyacı karşılamak için ortaya çıkmıştır?

Önce dünyadaki besinlerin insan nüfusunu doyurmaya yetmediğini, GDO’nun açlık sorununu çözeceğini iddia ettiler. Bilim ve Teknik’teki son yazıya bakılırsa, bu iddialar inandırıcı olmadığı için küresel ısınma, kuraklık gibi kıyamet senaryoları daha çok öne çıkarılıyor. Yani bilim tehlikeyi öngörerek insanlığı uyarmış, GDO’lar da bir önlem olarak ortaya çıkmış. Gerçekten böyle mi?

Aynı yazıda GDO çalışmalarının dört bitkide (soya fasulyesi, mısır, pamuk, kolza) iki özelliğin (zararlı böceklere ve yabani ot ilaçlarına dayanıklılık) geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştığı söyleniyor. Pirinçte de başarılı çalışmalar var, ama bunun “piyasada rekabet gücü olmadığı” için “kavgalar bu dört bitki ve özellikten kopuyor”muş. GDO piyasasının yüzde 63’ü ABD’nin, yüzde 21’i Arjantin’in, yüzde 6’sı Kanada’nın, yüzde 4’ü ise Çin’in elindeymiş. Nerede kaldı açlığı önlemek, insanlığı kurtarmak?

GDO çalışmaları, taşıdığı riskler bir yana, söylenen ve yapılan arasındaki uçurum ile dikkat çekiyor. Derginin giriş yazısı, aslında gerçek amacı itiraf ediyor: “Bugünkü sorunumuzsa, var olan teknolojiyle üretimine ve istesek de istemesek de yaygın kullanımına başlanan, kendimiz üretmedikçe bir süre sonra ülkemize girmesine direnemeyeceğimiz gen değişimli görece basit ürünler üzerindeki konumumuz.” Yani Türkiye sermayesinin oluşan GDO pazarından pay kapması. Burada artık ne açlığın, ne yoksulluğun, ne de küresel ısınmanın sözü ediliyor. Burada yalnızca piyasanın yasaları işliyor.

sayi57d

Dergideki diğer bir yazı, “Doğada dayanışma”, evrim sürecinde bazı hayvan ve bitki türleri arasında oluşan ortaklık ve yardımlaşmayı anlatıyor. Anlatmakla kalmıyor, evrimsel mekanizmalardan insan toplumlarına atlayarak dünyadaki sosyo-ekonomik eşitsizliği “batılı toplumların evrimsel olarak daha gelişmiş olmasıyla” açıklayıveriyor: “Farklı görünen birey veya gruplarına hoşgörü gösterebilen, onları eşit ortaklar olarak sayabilen Batılı toplumların bugünkü başarılarını, ‘evrimsel gelişme süreci’ olarak adlandırılabilecek olan bu yaşam tarzına borçlu oıldukları söylenebilir. Bu yaşam tarzının getirdiği… (iyileştirmeler) …şaşırtıcı düzeylere varabilmiş ve kişi başına yıllık gelir olarak bir tarafta 23 bin dolar, diğer tarafta 230 dolar gibi büyük farklılıklara yol açabilmiştir denebilir.”

Doğrusu söylenecek söz yok, meğer batılı toplumlar “hoşgörüleri” sayesinde zenginleşmiş!

“RFID” başlıklı yazı, gözle görülemeyecek boyutlardaki RFID yongaları üzerine. İlk olarak ürün etiketlenmesinde ve elektronik bilgilerin otomatik okunmasında kullanılan bu teknoloji, casusluk ve fişleme için de çok elverişli.

“Kim daha sağlam” yazısı, kadınlarla erkekleri biyolojik, fizyolojik, psikolojik özellikleri açısından karşılaştırıyor. “Yaşamın sırları” başlıklı yazı, yaşamın başlangıcı, evrimin işleyişi, bedenin işleyişi gibi konularda ilginç soruları ele almış. Diğer bir yazı da Einstein’ın yaşamını anlatıyor.

Bilim ve Gelecek

Bilim ve Gelecek’in bu ayki kapak konusu, görelilik kuramının 100. yılı ve Einstein. Yazılarda Einstein’ın teorisinin bilimdeki yeri, etkisi, bilim ve felsefe dünyasında yarattığı tartışmalar ele alınmış. Geçen sayıda başlayan “Yaradılışçı safsatalara yanıtlar” devam ediyor. Bu sayıda fosiller ve geçiş biçimleri ile ilgili olarak evrim teorisine yapılan saldırılara cevap veriliyor. Dergide, yeni tamamlanan Türkiye Jeoloji Haritası üzerine TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan yazılara yer verilmiş. Bu harita, bir yandan Türkiye’nin doğal kaynaklarını, diğer yandan deprem riskinin yüksek olduğu bölgeleri gösteriyor. Jeoloji haritaları, aynı zamanda “askeri amaçlarla” kullanılan çok önemli bir başvuru kaynağı. Askeri amaçlar ve doğal kaynakları birarada görünce, aklımıza ilk olarak petrol ve Irak işgali geliyor. Aslında emperyalizm, savaşlar, sömürü gibi açılardan ele alınabilecek bir konu bu. Ama yazılarda, ulusal bir başarı olarak harita ön plana çıkarılmış. Ülkemiz ABD üslerinin gölgesinde, halk örgütsüz, mühendis odaları mühendisler arasında genel kabul görmekten uzakken harita ve MTA ile sınırlı kalan bir tartışma yetersiz kalıyor.

“Batılı psikiyatri, doğulu birey” psikiyatri biliminin uygulanmasında toplumsal farklılıkların yarattığı sorunlar üzerine ilginç bir yazı.

“Sıtma ilacı üretmiyoruz, viagra verelim!” başlıklı yazı, ilaç üretiminin piyasa kuralları altında küçük bir azınlığın lüks dertlerine yönelmesini anlatıyor. “Irkçı farmakoloji” olarak ifade edilen kavram, farmakolojinin yoksul ülkelerdeki yaygın hastalıkları çözmek yerine kellik, iktidarsızlık gibi sorunlara eğildiğini ifade ediyor. Forum sayfalarında yer verilen, GDO’ya Hayır Platformu’na ait olan bir yazı, genetiği değiştirilmiş ürünlerin Sabancı Üniversitesi’nde aklanmasını eleştiriyor.

Focus

Focus, bu ayki sayısında kendine özgü “popüler bilim dergisi” anlayışının sınırlarını zorluyor. Dergide pek fazla reklam alınmamış, ama yazılar da reklamı aratmıyor doğrusu! Popüler kitap, film, votka, diş fırçası, prezervatif gibi birçok ürün, dergideki yazılara “ilham” vermiş.

National Geographic

National Geographic’in “Türkiye’nin en derin keşfi” başlığını taşıyan kapak konusu, Boğaziçi Üniversitesi Mağara Kulübü’ndeki öğrencilerin Egma Düdeni’ndeki araştırmaları üzerine.

(Evrensel Gençlik sayı 57)

2 Comments

Filed under bilim, makale, programlama

2 responses to “Bilim dergilerinde bu ay — Evrensel Gençlik

  1. Pingback: Evrensel Gençlik yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Evrensel Gençlik Yazıları — derleme | YERSİZ ŞEYLER