İşlevsel bir dil oyunu: Leb Demeden Leblebi — Işık Barış Fidaner

Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Son zamanlarda gündeme gelen araştırma konularından biri de Human Computation, yani insanları kullanarak hesaplama yapmak, internette geçirilen “boş zamanı” faydaya dönüştürmek. Fikir özetle şu: Öyle uygulamalar/oyunlar geliştirelim ki, insanların oyunda geçirdikleri zaman bizim amacımızı gerçekleştiren bir işgücü olsun.

Bilmem bir zamanlar e-posta kutularımızı dolduran “tıklayın, bir fidan dikilsin” ya da “tıklayın, bir çocuğun hayatı kurtulsun” mesajlarını hatırlar mısınız? Arada hiçbir mantıksal sebep-sonuç ilişkisi olmayan bu vaatlere olan rağbete bakılırsa tıklamayı seviyoruz, ama açılan siteler bizi tatmin etmiyor. Biz tıkladıkça gerçekten önemli bir olay olsun, insanlığa, çevreye, bilime faydalı olalım istiyoruz, ama çok tıklanan web siteleri ısrarla önümüze reklamlar dizerek sürekli bize bir şeyler satmaya uğraşıyor. Her bir tıklamanın çetelesi tutuluyor, ama sadece ve sadece reklamların görünürlüğünü hesaplamak için.

Bildiğiniz gibi facebook, twitter, flickr gibi milyonlarca üyesi olan sitelerde insanlar mesajlaşma, oyunlar ve başka küçük uygulamalarla çok uzun zamanlar geçirebiliyor. Bunun dışında travian, ogame gibi kitlesel çevrimiçi “savaşma, kaynak geliştirme, birlik kurma” oyunlarından bahsedebiliriz. Son zamanlarda gündeme gelen araştırma konularından biri de Human Computation, yani insanları kullanarak hesaplama yapmak, internette geçirilen “boş zamanı” faydaya dönüştürmek. Fikir özetle şu: Öyle uygulamalar/oyunlar geliştirelim ki, insanların oyunda geçirdikleri zaman bizim amacımızı gerçekleştiren bir işgücü olsun. Mesela Google Image Labeler böyle bir proje. Oyunda yapılanlar oyunun dışında bir amaca hizmet ediyor ve Google’ın akıllı görüntü veritabanları oluşturmasına yardımcı oluyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Onur Güngör, Bilgisayar Mühendisliği yüksek lisans tezi olarak bu konuyu seçmiş. Tezinin başlığı “Çok Oyunculu ve Yardımlaşmacı Bir Oyun Aracılığıyla Türkçe Bir Derlemin Biçimbilimsel İşaretlenmesi” (İngilizcesi: Morphological Annotation of a Corpus with a Collaborative Multiplayer Game). Tez sonucunda üretilen oyunun adı ise Leb Demeden Leblebi*. Bu oyunda oyuncular karşılıklı olarak ipuçları ile tümcedeki eksik sözcüğü bulmaya çalışıyorlar, ayrıca sözcüklerin kullanım benzerliklerine dair sorular yanıtlıyorlar. Amaç, bu çevrimiçi oyunun oynanması ile Türkçe’de sözcüklerin farklı çekimlerinin dilbilimsel özelliklerine dair bir veritabanı oluşturmak.

Türkçe kelimelerin taşıyabileceği bazı teknik özellikleri herkesin anlayabileceği sorular aracılığıyla belirlemeye çalışıyoruz. Burada ilginç olan, bu sorular aracılığıyla daha önceden sadece konu üzerinde uzman olan kişilerin yapabileceği bir işi, yani derlem işaretlemesi işini, oyunu oynayan herhangi bir kişinin yapabiliyor olması.

-Leb Demeden Leblebi’yi (LDL) bize kısaca anlatır mısınız? Hangi oyun türüne giriyor, benzeri örnekler var mı?

Onur Güngör: Oyun iki kişinin rastgele olarak eşlenmesinden sonra oyunculardan birinin diğerine gizlenen kelimeyi anlatmaya çalışması üzerine kurulu. Bu bölümde anlatıcının doğru ifadeleri seçerek hızlıca anlatması istenirken, tahmin eden oyuncunun da cümledeki gizli olmayan kelimeleri de hesaba katarak tahminler yapması gerekiyor. Zaman sınırı içinde doğru tahmin yapılırsa, başka bir kelime ile oyuna devam ediliyor. Eğer 10 kere üst üste doğru tahmin yapılırsa oyun başarıyla tamamlanmış oluyor.

Veri toplanması için kullandığımız diğer bölümde ise oyuncuların çoktan seçmeli soruları tek başlarına çözmelerini bekliyoruz. Bu kısımda, Türkçe kelimelerin taşıyabileceği bazı teknik özellikleri herkesin anlayabileceği sorular aracılığıyla belirlemeye çalışıyoruz. Burada ilginç olan, bu sorular aracılığıyla daha önceden sadece konu üzerinde uzman olan kişilerin yapabileceği bir işi, yani derlem işaretlemesi işini, oyunu oynayan herhangi bir kişinin yapabiliyor olması. Bu gibi bir yan etkisi olan oyunların gelişim tarihi henüz çok kısa. Bu yüzden Türkçe bir adı henüz yok, ancak İngilizce’de “Human Computation” deniyor. Sanırım “İnsan Kaynaklı Hesaplama” veya kısaca “İnsan Hesaplaması” denebilir.

Bu konuda verilebilecek örneklerin çoğu yine bu fikri ortaya atan Louis von Ahn’ın imzasını taşıyor. Onun oyunlarını topluca http://gwap.com adresinde bulabilirsiniz.

-Türkiye’de oyun geliştirmek isteyenler finansal ve akademik destek bulamıyor, sektör gelişemiyor diye biliyoruz, ama görünüşe göre kitlesel çevrimiçi bir oyun geliştirilmiş ve yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiş. Nihayetinde bir oyun olan LDL’nin Fen Bilimleri Enstitüsü’nce geçerli bir araştırma konusu olarak kabul edilmesi zor oldu mu?

OG: Başlarda “Acaba kabul edilir mi?” diye ben de endişeleniyordum. Bu biraz da daha önce böyle bir şeyin yapılmamış olmasıyla ilgiliydi. Ancak yine de kabul edildi. Bunda tezin ağırlığının oyun tasarımından çok, kelimeleri işaretlemek için sorulacak soruların tasarlanmasına verilmesi etkili olmuş olabilir. Zaten tezin başlığına dikkat ederseniz, tezin çözmeye çalıştığı asıl problem derlem işaretlemesi.

-Esas amaç bilgi toplamak, ama LDL sonuçta bir oyun olarak tasarlanmış. Çünkü oyuncu çekmek için eğlenceli olması, rekabet içermesi lazım. Bu konuda da uluslararası (temelde ABD) oyun endüstrisi üzerinden büyük bir külliyat var aslında. Fakat bildiğim kadarıyla Boğaziçi’nde “oyun tasarımı” dersleri yok ya da çok kısıtlı. Doğrudan oyun tasarımına eğilen bir öğretim üyesi olarak sadece Tevfik Akgün’ü sayabiliyoruz. Oyunu tasarlamak için faydalanacak örnekler ve kaynaklar bulabildiniz mi?

OG: Ne yazık ki bu konuda bir literatür taraması yapma fırsatım olmadı. Senin de dediğin gibi daha önceden oyun tasarımı üzerine bir ders olduğundan da haberim yoktu. Yine de oyunun tasarımı belli bir aşamaya geldiğinde Tevfik Akgün’le görüşerek tavsiyeler aldım.

Bu tarz oyunlara özgü bir eksiklik de oyuncuların performanslarının doğru ölçülememesi, bunun sonucu da gerektiği gibi puanlama yapılamaması oluyor. Çünkü işin doğası gereği en başından doğru cevapları bilemiyoruz. Yine de oyun biraz yol aldıktan sonra bu sorunun da üstesinden gelmek mümkün.

-LDL’nin geliştirilmesinde en çok uğraştıran işler nelerdi? Bir de eksik, yetersiz kaldığını düşündüğünüz zayıf noktaları merak ediyorum. İleride benzeri projeler yapmak isteyenler bu eksiklikleri nasıl aşabilirler?

OG: Her web sitesi tasarımında olduğu gibi, tarayıcılar arasındaki HTML rendering ve Javascript gerçekleştirmesi farklılıkları oldukça başımı ağrıttı. Sanırım eksik kalan yerler içinde en önemlisi oyun sitesinin artık her sosyal ağ sitesinde görmeye alıştığımız profil sayfası, arkadaşlık, yorum yapma ve forum gibi özellikleri içermemesi. Ayrıca şu anda sitede kabul edilebilir bir estetik olmasına rağmen daha da çekici bir tasarımı olabilirdi. Bunların hepsinin sadece bir kişi tarafından yapılması hem zaman hem de işin yapılış biçimi bakımından uygun değil. Tez süresince içimden “Mümkün olsa da bazı tezler takım işi olarak yapılabilse.” diye de geçirmedim değil.

Bu tarz oyunlara özgü bir eksiklik de oyuncuların performanslarının doğru ölçülememesi, bunun sonucu da gerektiği gibi puanlama yapılamaması oluyor. Çünkü işin doğası gereği en başından doğru cevapları bilemiyoruz. Yine de oyun biraz yol aldıktan sonra bu sorunun da üstesinden gelmek mümkün. Ben tezimi yazarken henüz bu sorunu çözecek kadar veri toplayamamıştım.

-Çalışmalarınızı bizimle paylaştığınız teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

OG: Ben teşekkür ederim. İyi çalışmalar.

*Oyunu merak edenler, dil oyunları oynayarak insanlığa ve bilime katkıda bulunayım diyenler www.lebdemedenleblebi.com adresine yönelebilirler.

1 Comment

Filed under görüşme, oyun, programlama

One response to “İşlevsel bir dil oyunu: Leb Demeden Leblebi — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Postmortem — derleme | YERSİZ ŞEYLER