Köşe yazısının eleştirisi

Hilal Kaplan – Eşcinsellik üzerine

Yıldırım Türker – “Müslüman’a en büyük imtihan”

Hilal Kaplan – “Sekülere en büyük imtihan”

Hilal Kaplan önemli bir noktaya temas ediyor bence:

“Kemalistler bizim için şunu söylüyor: Evlerinde namazlarını kılsınlar, camilere gitsinler ama toplumsal alana İslamî söylemi getirmesinler. Ama eşcinsellerin evlenmesine, evlat edinmelerine karşı çıkmak inancımın bir gereği. Birileri buna karşı çıkmamam gerektiğini söylerse, bu, onların totaliter olduğunu gösterir. Benim bu konuda susmamı istiyorlarsa, bu, farklılıklara tahammül etmediklerini gösterir.”

Sadece müslümanlık değil, bütün tikel yapılar (milliyet, altkültür vesaire) kendi içinde bir evrensellik önerisi ile geliyor, bu görüşleri politikadan yalıtmak mümkün değil. Herkesin hem kendi görüşüne göre, hem de ortak şemsiye altında yaşaması hayali olarak liberal-kapitalist Demokrasi, bir hayal. Sermayenin anlam tanımayan hareketi insanları kendi anlamlarını kendileri aramaya, gerekirse yaratmaya, bulduğunda sonuna kadar bağlanmaya, hatta bunun piyasasını oluşturmaya itiyor. Nefret, tahammülsüzlük vs de bu kaotik anlam arama çorbası içinde kaybolan insanların bulabildiği ilk şeye sıkı sıkıya tutunmasının yapısal bir sonucu. Buradaki iki yazar da okurlarının bağlılığına güvenerek polemiğini sürdürüyor.

Sonuç olarak, söylemleri tartmak için şuna bakabiliriz:

Bulunduğun konumu ve sana olan bağlılıkları korumak ve güçlendirmek için mi bu söylemi sürdürüyor ve kullanıyorsun? Eğer öyleyse, insanları kendi söylemine bağlamakla belki de kendi durumlarına gerekçe bulmalarını sağlıyorsun. Onların sistem içinde işlerliklerini sağlıyorsun.

Belki de bulunduğun konumla çelişen bir söylemi tercih ediyorsun. Yani seni okuyanların-dinleyenlerin bağlılıklarını sarsmaktan çekinmiyorsun. Çünkü biliyorsun ki bu yolla hakiki bir bağlılık kurmaları zaten mümkün değil. Eğer onlara beklediklerini verirsen, bir ürün olmayı, bir yanılsama olmayı kabullenmiş olacaksın.

Biraz çarpıtarak aktarırsak:

“Köşe yazarının acısı aynı anda hem gerçek acının ifadesi, hem de gerçek acıya bir karşı çıkıştır. Köşe yazısı, bunaltılan yaratığın inleyişi, kalpsiz bir dünyanın yüreği, ruhsuz ahvalin ruhudur. Köşe yazısı insanların afyonudur.

İnsanların yalancı mutluluğu olarak köşe yazısının kaldırılması, gerçek bir mutluluğun talep edilmesidir. Onları koşullarına dair yanılsamalarını reddetmeye çağırmak, yanılsamayı gerektiren koşulları reddetmeye çağırmaktır. Köşe yazısının eleştirisi, nüvesinde köşe yazılarının halelendirdiği gözyaşı vadisinin eleştirisidir.”

Marx

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under şey

Comments are closed.