Sayıların özellikleri

“bir”, kendinden emin, cismani ama ruhsuzca boşlukta salınan, renksiz, kimsesiz, cansız bir sayı

“iki”, bir’i bir’e eşleyerek yok eden, nötrleştiren ve kapatan, bölündüğü zamanlarda da hep aynı ayrıma mahkum olmuş, birbirini izleyen ayrılma ve birleşmelerin sonsuz döngüsüne hapsolmuş hüzünlü bir sayı

“üç” ise kapanmaya direnen, düşmanlık ve dostluklar arasında yer değiştirmelerle, hareketlerle dolup taşan bir sayı, “tek” ve “çift”in kararsız biraradalığı

“dört”, hepsi kendi içinde kararsız birçok olanağı birleştirerek hareketi vaatler içinde eriten, “üç”ün hareketini “bir”in cansız ahlakı ile boğarak onu “iki kere iki” olmaya zorlayan bir sayı. “iki”nin doğrudanlığı “iki kere iki”de dolaylar ve imalarla katlanarak daha dayanıklı hale getirilir

“beş”… diye devam edecektim ama henüz dünya “beş” olmadı, o yüzden ben de durayım.

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under makale

Comments are closed.