Devreler

Az önce rüyamda gördüm. Ne yaptığını bilmeyen bir müzik grubu. Mesai yolundan bezip çekinerek tanıdığı insanlara katılan biri. Onun peşinde dolaşan biri. Biraz oturup aceleyle derse giden bir adam. Kapılar. Kendileri açıldıkça arkalarını kapatan kapılar. Yapılabilir, yapılamaz şeyler. Bilinen, bilinemeyen, düşünülmesi imkanlı olmayan şeyler.

Belki hiç farkına varılmayan pişmanlıklar. Açıklık ve kapalılık. Hayat diye yaşadığımız şey işte bu ikisinden ibaretmiş. Hayatı değiştirmek demek işte bu boolean devrede bir değişiklikten ibaretmiş. Bazen farkına bile varmazmışız, bazı yollar kapanır, yeni ya da eski yollar açılırmış. Bu konfigürasyon değişikliğinin sonuçları o kadar kamaştırırmış ki gözlerimizi, ardındaki basit sebebi göremez, değerlendiremezmişiz. Bir kapıyı açarken onun başka hangi kapıları kapattığını (ya da tersi) algılayamazmışız. İnsan tek tek o kadar çok karar-girişim içindeymiş ki, böyle devrelere bilmeden de olsa başvurmak zorundaymış. Her şeyi düşünmek mümkün değilmiş. Hatta belki bu yüzden hiçbir şeyi düşünmek mümkün değilmiş. Bu ikili devreler gizlice süreçleri götürürmüş. Ancak bir değişiklik olduğunda görürmüşüz etkilerini, o zaman da pek düşünmezmişiz nasıl bir şey olduklarını, düşünmek istemezmişiz. Ve insanları yönetmek, bu ikili devreleri etkilemekten, bilinçli olarak belirli sınırlara sokmaktan ibaretmiş ve bu yüzden insanlık dışıymış. İnsanın davranışı bu devrelere dayansa da insani olan onu görmemek, bilmemekmiş.

Işık Barış Fidaner

2 Comments

Filed under şey