Grundrisse’den

“Bağımsız bireylerin çatışmasından doğan toplumsal bağın bireyler karşısına nesnel bir zorunluluk ve aynı zamanda dışsal bir bağ olarak çıkması ise gerçekte onların bağımsızlığının bir başka ifadesinden ibarettir; toplumsal varoluş bireyler için gerçi bir zorunluluktur ama bu toplumsal varoluş aynı zamanda sadece bir araç olarak ve dolayısıyla bireyin kendisine dışsal ve hatta, para biçiminde, elle tutulabilen bir nesne olarak ortaya çıkar.

Bireyler toplum içinde ve toplum için, toplumsal bireyler olarak üretim yaparlar; fakat bu aynı zamanda sırf kendi bireyselliklerini nesnelleştirmek için bir araç olarak gözükmek zorundadır. Doğal cemaate tabi olmadıkları, ne de, öbür yandan, toplumsal varlıklarını henüz bilinçli ortak eserleri olarak kendilerine tabi kılmamış oldukları için, kendileri toplum karşısında bağımsızlaştıkları ölçüde, toplumsal varlıkları da kendi karşılarına aynı derecede bağımsız, dışsal, raslansal bir şey olarak çıkmak durumundadır. Bağımsız birer özel kişiyken, aynı zamanda toplumsal bir bütünlük içinde yer alabilmelerini koşulu budur.” Grundrisse, 252-253

Bu şartlar altındaki toplumsal bireyin kendini özgürleştirmesi, bağımsız kararlar alıp uygulaması, gerektiğinde bütün bağlarını koparmaya hazır olması, boyunduruk altına girmeyi reddederek politik, ekonomik ne yapıyorsa kendisi adına yapması, demokratik özgür yurttaş olması ne anlama gelir?

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under çeviri

Comments are closed.