Mısır, hemen şimdi! – Sandmonkey

Mısır’ın en cesur blogger’ı Sandmonkey 3 Şubat’ta Tahrir meydanına tıbbi malzemeler götürmeye çalışırken gözaltına alındı. Daha sonra serbest bırakıldı. Gözaltına alınmadan önce yazdığı bu yazıda Mısır’daki durumu birinci elden anlatıyordu

Bunu yazmaya nasıl başlasam bilmiyorum. Düzgün uyuyamadığım için 10 gündür bitkinlikle savaşıyorum, bir arkadaşın evinden diğer arkadaşın evine, neredeyse hiçbir geceyi kendi evimde geçirmeden, çok iyi finanse edilen, iyi organize olmuş bir rejimle yüz yüzeyim. Beni yalnız ve yalnız zamanı gelince ezilecek sinir bozucu bir böcek olarak gören bir rejim bu. En hafif deyişle iç karartıcı bir durumdayız.

Başta böyle değildi. 25 Ocak Salı günü tamamen barış içinde başlamıştık. Anti-İsyan Polisi sopalar, biber gazı ve plastik mermilerle bize saldırsa da, yüz binlerce insanı toplayıp Tahrir Meydanı’na getirmeyi her şeye rağmen başarmıştık. Onların bütün barikatlarını kırmayı başarıp Tahrir’e yerleştik. Devletin buna yanıtı Tahrir Meydanı’nda cep telefonu iletişimini tamamen engellemek oldu ki bunun amacını daha sonra, geceyarısından sonra bütün kuvvetleriyle girip eylemcilere saldırarak meydanı boşalttıklarında anlayacaktık. Ertesi gün biz yine iş başındaydık, sonraki gün de. Sonra Cuma günü geldi ve iletişim karartmalarına, bize gönderdikleri haydutlara, biber gazları ve mermilere göğüs gererek meydanı yeniden ele geçirdik.

O zamandan beri elimizde tutmak için savaşıyoruz.

O gece devlet, sokağa çıkma yasağı ilan etti ve her gün serbesti süresini kısalttı, en son sabah 8 ile öğlen 3 arası olmuştu. İnsanlar işe gidemediler, gaz çabucak bitiyordu, gerekli malzemeler ve para da, çünkü bankaların çalışmasına izin verilmiyordu ve insanlar maaşlarını alamamışlardı. İnternet üzerindeki engel Mısır’daki bütün işleri etkileyerek devam etti, bankaların çalışmasına izin verdikleri anda ekonomik bir erime yaşanacak. Bizler demokrasiyi hak ettiğimizi söyleme cüretini gösterdiğimiz için topluca cezalandırıldık. Bu cezayı sürdürebilmek için polisleri geri çektiler ve sivil kıyafetlerle mahallelerimizi terörize etmek üzere geri gönderdiler. Bana o gün iki kere ateş edildi, bunlardan biri olan yarı-otomatik silahlı bir adamı oradaki insanlar arabasından çıkarıp zevkle dövdüler. Devlet ilan ediyor, bütün hapishanelerde firar olmuş, mahkûmlar da nasıl olduysa silahlar bulup varsa yoksa insanlara rastgele saldırıyorlarmış. Önce üniformalı haydutlar ordusu bize ateş ediyordu, ertesi gün kayboldular ve onların yerine üniforması olmayan haydutlar ordusu gelip ateş etmeye başladı. Nasıl olduysa insanlar bağlantıyı kuramadı.

Ne olursa olsun, biz her şeye göğüs gerdik. Doğru olanı yaptığımıza inandık ve etrafımızdaki insanlar, ülkesinin başına gelenlere inanamayan herkes bize cesaret verdi. Mübarek’in yaptıkları halkı daha da ateşledi ve Salı günü Kahire’ye giden caddeleri tamamen kapatmasına rağmen Kahire’de 2 milyon, Mısır’ın tamamında 3 milyondan fazla eylemcinin dışarı çıkıp Mübarek’in istifasını talep etmesini sağlayabildik. Bu insanlar rejimin acımasızlığı ve öfkesi karşısında dimdik durarak özgür olduklarını ve Mübarek diktatörlüğünde bir gün bile yaşamayı reddettiklerini ilan ettiler. O gece Mübarek televizyona çıktı ve çok duygusal konuşmasında döneminin bitiminde görevi bırakmaya niyetli olduğunu, severek hizmet ettiği Mısır’da ölmek istediğini söyledi. Bana ve eylemlerdeki diğer herkese göre bu yeterli olmaktan çok uzaktı, çünkü biz hemen gitmesini istiyorduk. Başkaları ise ona bir şans verelim, değişim zaman alır gibi saçmalıklar söylemeye başladılar. Allah kahretsin ki bazı insanlar ve aile üyelerimiz onun konuşmasını izleyince ağladılar. İnsanlar onun ömrünün sonuna kadar bize diktatörlük edememesine, bizi oğluna miras bırakamamasına üzüldüler. Bu, köle zihniyeti ile karıştırılmış Stokholm sendromu alaşımı, bizim önceden hiç tanık olmadığımız kötücül bir kombinasyondu. Ve Rejim bugün bundan faydalandı.

Bugün interneti tekrar açtılar ki insanlar televizyona çıkarak ve facebook’a yazarak Mübarek’in 8 ayda istikrar ve barışçı değişim çağrısına destek olsun. İnsanlar yeni hükümetin eylemcilere asla zarar vermeyeceğine, aradaki birkaç çürük elmayı saymazsak eylemcilerin iyi vatansever gençler olduklarına dair sözlerine sarıldılar. Bizi arayıp eylemi durdurmamızı söyleyenler oldu, çünkü “istediğimizi almıştık” ve “ülkenin tekrar işlemeye başlaması lazımdı”. İnsanlar hayatımızı özledik diye yakınıyorlardı. Gece çıkmayı, eve servis yaptırmayı özledik diye. Eylemciler dursun da bundan önceki her ne var oluşumuz varsa ona devam edebilelim diye. Her şey affedildi, geçen hafta hiç yaşanmadı ve şimdi Mübarek yönetiminde Birleşme zamanıdır.

Bütün o insanlara diyorum ki: ASLA! Hayatınız ve işiniz bozulduğu için üzgünüm ama bu Eylemcilerden kaynaklanmadı. İnternet’i keserek bütün işleri ve bankaları felç eden Eylemciler değildi: Devletti. Askeri sokağa çıkma yasağıyla hareketinizi sınırlayarak malların pazar raflarından yok olmasına, gazın yok olmasına neden olan Eylemciler değildi: Devletti. Polisin geri çekilmesini emreden, hapishanelerde firar olduğunu iddia ederek mahallelerinizi terörize eden haydutları üzerinize salan Eylemciler değildi: Devletti. Yani ikinci bir şans vermeyi dilediğiniz o aynı devletti, 30 yıllık diktatörlük ve devletin her sektöründe kesin başarısızlık size yetmezmiş gibi. Köleler efendilerini affetmeye ve zalimliğinin suçunu bütün yurttaşları ve bütün çocukları için daha iyi bir Mısır’ı emniyete almak için ona karşı koymaya cüret edenlerin üzerine atmaya hazırdı.

Sonuçta Mübarek bize söz veriyordu ve reform sözlerini bundan önce de asla bozmuş falan değildi.

Sonra Mübarek hamlesini yaptı ve hepsinin ne kadar kullanışlı ahmaklar olduklarını gösterdi.

Televizyonda “Mübarek’i savunan eylemciler” olarak izlediniz —Yüksek NDP yetkililerinin izniyle NDP üyeleri tarafından para ödenen haydutlar— Tahrir Meydanı’ndaki barışçı silahsız eylemcilere saldırmaya başladılar. Sopalarla saldırdılar, taşlar attılar, at ve deve üstünde adamlar —televizyonda gösterilmiş en sürreel sahne olmalı— eylemcileri dövmek için kırbaçlarla geldiler. Sonra da Mübarek karşıtı eylemcilere mermiler atılmaya, molotof kokteylleri atılmaya başlandı ve ordu boş boş seyretti, hiçbir şey yapmayarak her şeye göz yumdu. Onlarca insan öldürüldü, yüzlercesi yaralandı ve ambulans da gönderilmedi. Polis saldıranları durdurmak için hiçbir zaman ortaya çıkmadı çünkü Mübarek karşıtı eylemcilerin yakaladıkları kişilerin üstünden polis kimlikleri çıktı. Onlar polisti ve orada insanları ateş edip öldürmek üzere bulunuyorlardı, hatta Mısır Müzesini yakmaya çalıştılar. Amaç belliydi: Kamu düzeni ve güvenliği endişesini, Mısır halkının bölünme tehlikesini mazeret ederek eylemleri yasaklayabilmek için bir bahane olarak bu çatışmaları kullanmak. Ama planları, üzerlerine kaç gerçek mermi ve bomba atılırsa atılsın, Mısır’da özgürleştirdikleri alanları terk etmeyen cesur ruhlar tarafından nihai olarak başarısızlığa uğratıldı. Hepimiz gibi onlar da biliyor ki bu rejim artık ılımlı bir maske takmayı önemsememektedir. Gerçek mahiyetlerini göstermişlerdir. Mübarek asla istifa etmeyecektir ve bu olasılık üzerine düşünmektense Mısır’ı yerle bir etmeyi tercih eder.

Öte yandan, devlete bağlı televizyon kanalları Mısır sathında Barışçıl Mübarek Protestolarını haber verirken önceki gece Tahrir Meydanı’nda kaydedilmiş görüntüleri gösteri
yor ve şu anki durumun böyle olduğunu iddia ediyordu. Yüzlerce oyuncu ve ünlü kişi kanalları arayarak Mübarek’i desteklediklerini, onun bizim babamız olduğunu, demokrasi yolunda ona destek olmamız gerektiğini söylemeye başladılar. Yüzü gizlenmiş başörtülü bir kız Mehwer TV’ye çıkarak Yahudilerin öğrettiği eylemler yoluyla Mısır devletini devirmek için ABD’den burs ve Amerikalılardan dersler aldığını anlattı. El Cezire’nin yalan söylediğini, şu an Tahrir Meydanı’nda sadece Müslüman Kardeşler ve Hamas üyelerinin bulunduğunu iddia etti. Devlet kanalı, Kahire’nin her yanında kargaşa ve kaos yaratan İsraillilerin halk tarafından yakalandığına dair beyanlar yayınlamaya başladı. Hesap edenlere sorarsak bu bir Amerika-İsrail-Katar-Müslüman Kardeşler-İran-Hamas komplosuydu. Düşünün. Ve BİRÇOK KİŞİ BUNU YEDİ. Bir arkadaşıma diyordum ki, bugün olanlar içindeki tek iyi şey, arkadaşlarımız arasındaki ahmakların kim olduğunu açık etmesiydi. Artık biliyoruz.

Şimdi, açıkça söyleyelim: Bu eylem, Müslüman Kardeşler tarafından yapılan ve sürdürülen bir eylem değildir, Mısır’da tüm toplumsal sınıflar ve dini gruplardan insanların bir arada olduğu bir eylemdir. Müslüman Kardeşler sadece Salı günü ortaya çıktı ve orada bile genele bakarsak insanların çoğunluğu onlar değildi. Onları hoş gördük çünkü bizimle yan yana duran Mısırlı dostlarımıza hayır demiyoruz. Ancak Müslüman Kardeşler ya da herhangi bir diğer Muhalefet liderinin Salı günü Tahrir’deki eylemcilerin sayısının onda biri kadar bile insanı toplamaya yeteneği yoktur. Bu, liderleri olmayan bir devrimdir. Üç milyon birey korku yerine umudu seçti ve her saat ölümü göze alarak özgürlük hayallerini canlı tutuyor. Hayal edin.

Bitiş yakındır. Bu rejim ve liderinin bizi nasıl ayıklayacağı, biz bitene kadar nasıl tek tek avlayacağı, bundan sonraki 8 ay boyunca insanlara parayla sahte “Mübarek istifa etmesin” eylemleri sahneleyecekleri, sonra da Mübarek’in “insanların sesine kulak tıkayamayacağı” için iktidarda kalacağı hakkında hayallere kapılmıyorum. Bu kaybedilmiş bir savaş ve bütün silahlar onlarda, ama biz de elimizden gelmeyene kadar kavga etmeyi sürdüreceğiz. Şu an elimde yüzlerce yaralının ihtiyaç duyduğu malzemelerle Tahrir’e gidiyorum, biliyorum ki bugün saldırılar yoğunlaşacak, çünkü oyunun kurallarını değiştireceği söylenen Cuma gününe kadar orada kalmamıza izin veremezler. Herkesi dışarı çıkarıyoruz ve barışçı olmayan her yolu reddediyoruz. Eğer Mısır’daysanız hepinizi bugün ve Cuma günü Tahrir’e gelmeye çağırıyorum. Onlara Mısır’ın ruhu için verdiğimiz kavganın bitmediğini göstermemiz zaruridir. Arkadaşlarınızı getirmeye, tıbbi malzemeler getirmeye ve Mübarek’in verdiği garantilerin gerçek hayatta neye benzediğini oraya gidip görmeye çağırıyorum. Mısır’ın size ihtiyacı var. Kahraman olun.

[Seilo @ Geeky Ogre’deki İngilizcesinden 5deniz.net (Sendika.Org) için Işık Barış Fidaner tarafından çevrilmiştir]

Leave a comment

Filed under çeviri, bildiri, deneyim

Comments are closed.