Süreçler Kuramı

Gerçekliğimizi genelde madde-hareket ikiliği üzerine kurarız. Yani bir hareket ile onun öznesi olan madde parçasını birbirinden ayrı tutarız. Oysa o hareketin öznesi olan parça, geçmişte diğer parçalarca belirlenmiştir ve gelecekte de diğer parçaları belirleyecektir. Dolayısıyla, madde parçasının hareketi, bütünsel maddenin bütünsel hareketinin bir parçasıdır aynı zamanda.

Yani maddenin uzamsal parçalılığını, ancak ona bir zaman kesiti altında bakarsak görebiliriz. Yani kesit almadan, genel olarak baktığımızda maddenin parçalılığı ile hareketin parçalılığı birbirinden ayrılamaz. O zaman biz de bu bir ve aynı şeye, ne madde ne hareket, madde-hareketi, yani süreç diyeceğiz. Hareketli madde parçaları (nesneler) olarak gördüğümüz şeyleri artık süreç parçaları olarak görmeye çalışacağız. O zaman maddeler arası anlık ilişki durumları da, süreçler arasındaki ilişki-hareketlerinin zamanda alınmış kesitleridir diyeceğiz.

Her süreç, daha büyük bir sürecin parçasıdır. Fakat parçası olduğu süreçle olan ilişkisi önemlidir. Örneğin;

  1. Güneş sistemi
  2. Dünya’da canlılık
  3. Hayvanların yaşamı
  4. İnsanlık tarihi

Bu süreçlerin her biri öncekinin parçası, alt sürecidir. Alt süreç ifadesini özel bir anlamda kullanıyoruz.

Üst süreç, alt süreci mümkün kılar, onun arkaplanını oluşturur. Alt süreç, gelişiminin bir aşamasından itibaren üst süreci etkileyebilir, hatta belirleyebilir. Bu durumda iki sürecin tekrar bütünleştiğini söyleriz. Örneğin canlılık güneş sistemini etkilememiş olabilir, ama insanlık genel anlamda hayvanların yaşamını büyük ölçüde belirlemiştir.

Etkilemek-belirlemekten bahsedebilmek için, alt sürecin olması ve olmamasını karşılaştırabilmemiz gerekir, bunun için de zamanın ilerleyişi ve olanakların gerçekliğe dönüşmesini anlatmalıyız.

Verili bir anda, süreçlerin ancak o ana kadarki kısmını görebiliriz. Geleceği ancak bir olanaklar kümesi olarak düşünebiliriz. Zaman ilerledikçe bu olanaklardan her seferinde bir kısmı gerçekleşir, bir kısmı ortadan kalkar ve daha ilerideki olanaklarda değişimler olur. Yani zaman ilerledikçe, olanaklar kümesi küçülür ve tekil bir çizgiye çöker. Açık bir fermuar gibi durmadan kapanarak ilerler.

Bu durumda süreçleri ayırt etmemizi sağlayan, geçmişe dair bilgimizdir. Olanakları öngörmemiz, hem süreçlerdeki olası değişiklikleri, hem de ortadan kalkacak ve doğacak süreçleri öngörmemiz demektir.

  • Bir süreç, başka bir süreçten, onun alt süreci olarak doğabilir
  • Bir alt süreç, üst süreç tarafından sağlanan imkanlar ortadan kalktığı için sona erebilir.
  • Bir süreç zaman içinde dönüşerek bambaşka özellikler kazanabilir.
  • Bir üst süreç ile alt sürecin ilişki dengesi ve biçimi zaman içinde tamamen değişebilir.
  • Bir üst süreç, alt süreci ile birleşerek yepyeni bir sürece dönüşebilir.
  • İki alt süreç bütünleşebilir.
  • Bir alt süreç ikiye bölünebilir.

Bir zaman diliminde bulunan süreçleri bir ağaç olarak düşünürsek, zaman içinde olabilecek işlemler şunlardır:

  • Bir düğüme çocuk eklenmesi (alt süreç doğumu)
  • Bir yaprağın yok olması (alt süreç ölümü)
  • Bir düğümün tüm çocukları ile birlikte yok olması (alt süreçlerin imkanları da ortadan kalktığı için)
  • Bir düğümün çocuğu ile birleşmesi. Çocuğun çocukları korunur.
  • Bir çocuğun babasından bağımsızlaşarak, babanın babasına bağlanması.
  • İki çocuğun birleşmesi
  • Bir çocuğun ikiye bölünmesi

Böyle bir ağaç hayal edelim. Kök düğüm, evren sürecidir. Evren diğer bütün süreçleri mümkün kılar. Evren süreci altında galaksi süreçleri olabilir. Samanyolu sürecinin altında güneş sistemi süreci olabilir…

Katı alt süreç, üst sürece katı olarak bağımlıdır, üst süreç ortadan kalkarsa o da yok olmak zorundadır. Gevşek alt süreç ise nitelikçe bağımlıdır, üst sürecin aradan çıkması ile hemen yok olmaz ama bambaşka bir sürece dönüşmek zorunda kalır ve çoğu zaman düzeni bozulduğu için kısa sürede ortadan kaybolur. Bu ayrımı yapabilmek için olanaksal bağımlılık nedir, onu düşünmeliyiz.

Olanaksal bağımlılık. Alt sürecin üst süreçle olan temel ilişkisi, olanaksal bağımlılıktır. Buna göre, üst süreç, alt sürecin devamlılığını mümkün kılar. Ona arkaplan oluşturur. Bağımlılık geçişkendir, yani babasına bağımlı olan, babanın babasına da bağımlıdır vs.

Katı bağımlılıkta, alt süreç sürekli üst sürece muhtaçtır, üst süreç yok olursa alt süreç de yok olur. Gevşek bağımlılıkta ise yalnızca doğuş safhasında üst sürece muhtaçtır, daha sonra niteliğini sürdürmek için ihtiyaç duyar. Üst süreç yok olursa alt süreç nitelik değiştirmek zorunda kalır. Geçici bağımlılıkta ise, alt süreç doğuşta katı olarak bağımlıdır, bir süre için gevşek olarak bağımlıdır, daha sonra bağımsızlaşarak daha üst sürece doğrudan bağlanır.

İşlemleri yeniden sayarsak

  • Doğum (Yeni alt süreç oluşur)
  • Ölüm (Alt süreç yok olur)
  • Gelişim (Alt süreç zamanla değişir)
  • Bağımsızlaşma-bağımlılaşma (Katı – Gevşek – Bağımsız)
  • Bütünleşme (Üst süreçle)
  • Birleşme (Kardeş süreçle)
  • Bölünme (İki kardeş süreç olarak)

Bu işlemlerin hangi sıklıkla ve hangi sırayla olacağı, sonuçta çıkacak ağacın şekli ve evrimi, sözkonusu süreçlerin doğal özelliklerine bağlıdır.

Zamanı dondurup maddelerin ilişkisini ele alırsak, zaman bağını tekrar ilişkilere sokabilmek için yasalar ortaya atmak zorundayız. Ama ilişkileri ilişki-hareketleri olarak kavradığımızda, değişmez görünen yasalar, arkaplanda yavaş ilerleyen üst süreçlerin çok yavaş değişen yasalarının anlık fotoğrafları olarak ortaya çıkar. Özetle, fizik yasaları bize, bir alt süreci anlamak için üst süreçlerinin özelliklerini bilmemiz gerektiğini söylüyor. Yeni kuramımız ise süreçler arası bağımlılık ilişkilerinin değişkenliğini vurguluyor ve bu arkaplanın da değişebileceğini söylüyor. Bu değişim ise tabi ki daha üst süreçlerin özellikleri altında olacaktır. Örneğin insanın değişimi içinde bulunduğu toplum şartlarınca, toplum şartlarının değişimi ise o toplumun dahil olduğu sistemin şartlarınca belirlenecektir. Biz farkına varmasak da bulacağımız her yasa, bir üst yasa altında dönüşmeye, hatta yok olmaya açıktır. Bunu bir kesinlik olarak söylemiyoruz, olanak olarak söylüyoruz. Her sürecin olanakları, bağımlılığı oranında üst süreçlerinin özelliklerince belirlenir.

Ağaca dönersek; biz bir düğümü şeklen sadece babasına bağladık, ama o aslında dedesine, babasının dedesine vs de bağlıdır. Hatta bu bağlar artan oranda ve farklı bağımlılık düzeylerinde olabilir (baba ve dedeye gevşek bağımlı, dedenin babasına katı bağımlı vs). Alt süreç, gevşek bağımlılıklarını kopararak ağaçta üst dallara yükselebilir.

Bu tarif ettiğimiz haliyle, ağaçta izin vermediğimiz tek işlem, araya girme, yani baba-oğul arasına yabancı düğüm sokmuyoruz. Böylece alt süreç doğrudan ya da dolaylı olarak mutlaka üstündeki süreçten doğmuş olmak zorunda. Baba ilişkisi, köken ilişkisi olarak tanımlanmış durumda. Her süreç, kendisini doğrudan ya da dolaylı olarak doğurmuş olan ve halen bağımlı kaldığı en alt düzeydeki sürecin çocuğu oluyor.

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under makale

Comments are closed.