Monthly Archives: April 2011

İnanç, söz, iletişim

İnanç nedir? Dini benimsemek, tanrının varlığına inanmak, tanrının belirli bir gücüne inanmak, tanrının mutlak gücüne inanmak… Devletin yetkisini kabul etmek, devletin belirli bir gücüne inanmak, devletin mutlak gücüne inanmak… “Hukukun üstünlüğüne” inanmak, “hukukun” yetkisini kabul etmek… Birinin sözüne güvenmek, duyduğun bir olayın gerçekliğine inanmak, bir olayın belirli bir anlatım biçimini benimsemek, o şekliyle inanmak…

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Arap devrimindeki örüntüler – Mervan Bişara

Arap liderlerin halkların hakiki özgürlük çağrılarına şiddet ile karşılık vermekle yanlış yaptıklarını kabul etmeleri gerekiyor

El Cezire Arapçada yayınlanan akıllıca bir klip, Arap otokratların hata örüntüsünü en basit ve en açık yolla gösteriyor.

Bin Ali, Hüsnü Mübarek ve Muammer Kaddafi tarafından halk başkaldırısının ilk günlerinden itibaren yapılan büyük konuşmalar yan yana konmuş.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Tarihin Gözleri — Işık Barış Fidaner

tarihingozleriIşık Barış Fidaner

Öteden beri kamera, ayrıcalıklı bir konumun, enteresan görüntülere yönelen korunaklı ve müstehçen bir hevesin göstergesi sayılıyordu. Meslekleri kutsal görülen savaş fotoğrafçısı gazeteciler bu zaafiyetlerden muaf daha özel bir kesimdi. 2011 yılının Arap isyanlarına katılan insanların bir eylem aracına dönüştürdüğü kameralar ise, bu iki ayrıcalığın beraberce yıkılışını işaret ediyor. Dünya, uzaklarda yaşananlara tanıklık etmek için belki gazetecilere ihtiyaç duymayacağımız, tüm yurttaşların gazeteci olmasıyla bu kutsallıktan da sıyrılacağımız, dünya sokaklarını gözleyen kameraların ise mütecaviz, yabancı gözler olmaktan çıkıp dünya halklarının kendi gözleri olacağı bir noktaya doğru yaklaşıyor.

Continue reading

2 Comments

Filed under makale

Pratik ve politik ideoloji

Toplum yaşamının parçalanması, toplumdaki kişilerin yaşamlarının tek tek parçalanmasının doğal sebebi ve doğal sonucudur. Toplumsal-kişisel parçalanma, insan etkinliklerinde iş-eğlence gibi birbirini dışlayan ikilikler-bölünüşler biçiminde görünür. Bir gencin yaşamına bu bölünüşler, toplulukların yaşam alanlarını biçimlendiren kural ve gelenekler aracılığıyla girer. Olgunlaşan kişi, farklı topluluklarda karşılaştığı bölünüşleri kendine göre yorumlayarak kendi bölünmüş yaşamını inşa eder.

Continue reading

2 Comments

Filed under makale

Değer yargıları, yaşam alanları, katılım

Değer yargıları, ruhun aktığı yatağı oluşturur. Değer yargıları duygularla desteklenir, düşüncelerle korunur. Topluluk ruhu, birçok ruhun ortak değer yargıları içinde beraberce akmasıdır. Bir topluluk ruhu, kendi değer yargılarının (manevi temel) yanısıra kendine ait bir yaşam alanı (maddi temel) oluşturur. Topluluk ruhunun devamlılılğı, iki temelin devamlılığına ve bu topluluğa katılan kişisel ruhların bu temellerle uyumlu ve bu temelleri destekleyen varlıklarına bağlıdır.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Ruh, bilinç, karar

Ruh gelecektir. Ruh aynı zamanda oluşmakta olan bilinçtir. Ruh aynı zamanda eylemdir. Ruh, zamanın malzemesidir, olasılıktır. Anlık olarak, koşullar eklendikçe kısıtlanır, koşullar kalktıkça özgürleşir.

Continue reading

2 Comments

Filed under makale

Devrimi hazırlamak

Devrimi başlatan kıvılcım. Devrimin yayılabileceği ilişki biçimleri. Devrimi taşıyabilecek insanlar, topluluklar. Böyle devasa bir kararı alıp uygulama gücü ve isteği, bunun için gereken tutum, tavır, kişilik. Bu kişiliği olgunlaştırabilmek, alınan darbeler, düşülen çıkmazlar, geri dönüşler, vazgeçişler. Kararlılık. Kararlı olabilme yeteneği ve isteği, bu imkanı bilmek ve sahip çıkmak. Korkulara gömülmemek, korkuyu gördüğü yerde tanımak, korkunun üstüne çıkabilmek.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Karar vermek, ortaklaştırmak. Gerçek-sahte kararlar

Etik / Estetik Dengesi
Sören Kierkegaard

Tam anlamak zor ama güzel bir dili var. Öznel bir anlatımı var, eleştirdiği sinik bir dostuna hitap ediyor. Ana tezleri şöyle özetleyeyim:

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Press ve Vizontele

Press, Özgür Gündem gazetesinin 90lı yıllardan beri yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. Başrolde Aram Dildar’ın canlandırdığı Fırat, ne biz izleyenlerin alışık olduğu film kahramanlarına, ne de filmdeki karakterlerin alışık olduğu kahramanlara benziyor. Mekanik becerisi ve hevesi ile ona Kürt bir hacker diyebiliriz. Fırat bu yeteneğiyle Vizontele’deki Deli Emin’i andırıyor. Biz de bu benzerlikten yola çıkarak iki filmin yaklaşımlarını yan yana koyacağız.

Continue reading

Leave a comment

Filed under makale