Karar vermek, ortaklaştırmak. Gerçek-sahte kararlar

Etik / Estetik Dengesi
Sören Kierkegaard

Tam anlamak zor ama güzel bir dili var. Öznel bir anlatımı var, eleştirdiği sinik bir dostuna hitap ediyor. Ana tezleri şöyle özetleyeyim:

ya/ya da

Karar vermek öncelikle karar vermek ile karar vermemek arasındadır. Bunlardan ilki etik yaşam görüşüne (karar anlarında iyi ve kötüyü ayırıp iyi’yi seçmek), ikincisi estetik yaşam görüşüne (anı yaşamak, keyif almaya bakmak) gider. Estetik yaşam görüşü bir çıkmazdır, çünkü anlık-gündelik yaşantının devamlılığına, dolayısıyla dışsal sebeplere bağlıdır, kararlar ertelendikçe kişiliğin parçalanmasına neden olur. Etik yaşam görüşü ise kararlar verildikçe oluşur, içedönüktür ve kişiliğin oluşup sağlamlaşmasını sağlar.

Mesela ben kendimde acele karar verme zorlantısı gibi bir şey olduğunu düşünüyorum. Yani problemleri aceleyle bir şeylere karar vererek çözmeye çalışıyorum, “o zaman ben de bunu yaparım” gibi. En kötü karar kararsızlıktan iyidir derler ya. Ama bunlar gerçek kararlar olamıyor, çünkü karar sözle değil ruhla veriliyor, ruhla ortaklaştırılıyor. Ruh derken bilinçdışını kastediyorum. Yani birinin “şunu yapacağım” demesi orada gerçekten bir karar verildiğini; birinin “şunu yapalım” deyip diğerinin “peki” demesi bir kararın ortaklaştığını göstermiyor.

Daha düşünülecek çok şey var… Bir karar ilanına (bir kişinin karar ifadesi / politik konuşma / miting, eylem, başkaldırı) bakarak gerçek mi sahte mi olduğunu nasıl anlarız? Gerçek bir karar zihin ve ruhta nasıl hazırlanır? Böyle bir hazırlık süreci birçok insan, hatta belki birbirini tanımayan insanlar arasında nasıl ortaklaşır? Paylaşılan yaşam ortamları ne zaman ortak kararların hazırlanışına elverişlidir? Malumat parçaları ve yayılış biçimleri, ortaklaşa bir kararın hazırlanışını olumlu veya olumsuz olarak nasıl etkiler?….

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under şey

Comments are closed.