Ruh, bilinç, karar

Ruh gelecektir. Ruh aynı zamanda oluşmakta olan bilinçtir. Ruh aynı zamanda eylemdir. Ruh, zamanın malzemesidir, olasılıktır. Anlık olarak, koşullar eklendikçe kısıtlanır, koşullar kalktıkça özgürleşir.

Bilinç, bilgi ile kendini dönüştüren olasılıktır. Öğrenerek, keşfederek açılır, uyumla koşullanır, arzu ile yönlenir, olay ile parçalanır, seçim ile arınır. Keşif ya da öğrenme, önceden bilinmeyen geleceklere açılan yeni koşulların bilgisinin yaratılmasıdır. Uyum, bir ruhun diğerlerine koşullanmasıdır. Arzu, ruhun belirli yönlenişlerde yoğunlaşmasıdır. Olay, ruhun farklı yönelimlerinin birbirinden kopup çatışmasıdır. Seçim, parçalanmış ruhun kendini arıtması, tekleştirmesidir.

Bilginin dili, koşulların, kısıtlamaların, karşılaştırmaların, seçimlerin dilidir. Uyum, arzu ve olay dilsizdir, ancak yaklaşık olarak tarif edilebilir. Öğrenmek ve seçmek ise, söz yardımıyla yapılan ruhsal eylemlerdir. Ancak yalnız sözle yapılamazlar, öğrenmede bilginin yanında eylemleri yönlendiren sezgi, seçimde ise bilginin yanında karar gereklidir. Sezgi, yeni bilgiye ulaşmak isteyen ruhun deneyler yapması, eylemlerini yönlendirmesidir. Karar ise, ruhun mevcut bilgi ve sezgisine dayanarak kendisinin bir kısmını kesip atması, yok etmesidir.

Bir ruh kendisini şekillendirebilir, genişleyip daralabilir, yaygınlaşıp yoğunlaşabilir, parçalanıp kendini bir parçaya indirgeyebilir. Aynı zamanda ruh, başka ruhlarla ilişkiye girebilir. Bir ruh diğerlerine koşullanarak uyum sağlayabilir, onlarla birleşerek bir üst ruh oluşturabilir. Başka ruhlar bu üst ruha koşullanabilirler, ya da katılıp onu şekillendirebilirler.

Kişisel ruh nasıl öğrenme ve karar verme yeteneğine sahipse, topluluk ruhu da bunları yapabilir. Topluluk olarak öğrenip, bilinç oluşturup karar vermek mümkündür, hatta milyonlarca insanın tek bir ruh olarak öğrenmesi, bir bilinç oluşturup karar vermesi mümkündür. Bir ruhun varlığının göstergesi, öğrenme ve karar verme yeteneğidir. Sezgiler aracılığıyla bilginin kendini geliştirmesi bilinçli bir ruhun göstergesidir. Yapılan seçimlerin uygulanması, söz ve eylemin tutarlı olması ise kararlı bir ruhun göstergesidir.

İnsanda bilinç ve kararlılık nasıl sağlamlaşırsa toplulukta da öyle olur. Bir insan nasıl bilgileri sindirirse topluluk da öyle sindirir. Bir insan nasıl sezgileri ile denemeler yaparsa, bir topluluk da öyle yapar. Bir insan nasıl farklı eğilimlerine parçalanırsa, topluluk da öyle parçalanır. Bir insan nasıl karar verir, seçim yapıp arınırsa, topluluk da öyle arınır.

Bir topluluğun bilinçli olması, içindeki insanların tek tek sahip oldukları bilinçlerin bir bütün oluşturabilmesini gerektirir. İnsanların bilinçleri, sözel ve ruhsal iletişim yoluyla birleşip topluluk ruhunu oluşturur. Yalnız ruhsal iletişim yeterli değildir, çünkü mevcut bilgilerin sürekli ortaklaştırılması gerekir. Yalnızca sözel iletişim de yeterli değildir, çünkü hareket halindeki bilincin yolunu bulabilmesi, yeni bilgilere ulaşabilmesi için tek tek insanların sezgilerini birleştirerek topluluğa ait bir sezgi oluşturabilmeleri gerekir.

Bir topluluğun kararlı olması, bilinçli bir topluluk olmasını, içindeki insanların yeterli bir kısmının kararlı kişiliklere sahip olmasını, seçim bilgisinin ve sezgisinin iletilmesini gerektirir. Seçilenin ne olduğu yalnız sözle anlatılamaz, gelecekte ortaya çıkacak durumları kapsayan bir seçim ancak ortak sezgi yardımıyla anlatılabilir ve anlaşılabilir.

Kişisel ruhlardan uyum yoluyla bir topluluk ruhu oluşabilir. Bu kendiliğinden bir oluşum yoludur. Yanyana yaşayan, birbirini algılayan, birbirlerine koşullanarak uyum sağlayan kişisel ruhlar, tekil uyum koşullarını genelleştirebildikleri zaman, tek bir topluluk ruhu yaratmış, bu ruhta birleşmiş olurlar. Bu yolla topluluk ruhu oluşumunun önündeki en büyük engel, tek tek ruhların uyum sağlamak zorunda kaldığı koşulların birbirinden farklı farklı olmasıdır. Bu durumda birden çok topluluk ruhu oluşur ve birbirleriyle çatışma içine girerler.

Kişisel ruhlardan bilinç yoluyla da bir topluluk ruhu oluşabilir. Bu oluşum yolu, bilgi ve sezginin ortaklaştırılmasına dayanır. Mevcut durumda kişilerin uyum sağladığı koşullar birbirinden farklı farklı da olsa, bilgi üretimi ve paylaşımı yoluyla bu koşulların gerçekte tek bir genel koşula bağlı olduğu gösterilebilir ve sezgi yoluyla bu temel bilgi değişen şartlara uygulanabilir.

Kişisel ruhların topluluk ruhunda birleşmesinin bir yolu da karardır. Eğer ruhların birleşmesine engel olan şey parçalanmışlıkları ise, uyumsuz parçalar ortadan kaldırılarak ruhların birleşmesi sağlanabilir. Tek tek kişilerin etik kararlarla kendilerini arındırmaları onları topluluğa yakınlaştırarak topluluğu sağlamlaştırabilir.

Kişisel arzular, çoğunlukla toplulukları dağıtıcı bir etkendir, ama bir topluluğa temel oluşturmaları da mümkündür. Bir yöne yoğunlaşma yaşayan ruhlar yanyana gelerek böyle bir topluluk oluşturabilirler. Bu topluluklar arzuları yönünde kendilerini arındırıcı kararlar alıp uygulayabilirler, ancak belirli bir bilgi ve sezgi eksiğine dayandıkları için tanım gereği bilinçsiz olmalıdırlar.

Bir olay, yani bir ruhun içindeki arzular sonucunda parçalanması, bir kişisel ruhu bölebileceği gibi, bir topluluğu da ruhuyla beraber bölebilir. Ortaya farklı büyüklük ve yoğunluklarda iki veya daha fazla parça çıkabilir. Tek tek kişilerdeki parçalanma, topluluk düzeyindeki parçalanmayla örtüşebilir ya da benzeşebilir. Bu parçalanmanın sonucunda baştaki ortak bilinç de bölünür. Bilincin bölündüğü bilinç parçaları, bilgi ve sezgi açısından daha net ya da daha bulanık olabilir. İçeriğinden bağımsız olarak, netleşen bilinç parçaları üstünlük kazanacak ve bulanık parçaları yok ederek, karar yoluyla kendilerini arındırmaya yönelecektir. Dolayısıyla ruhun parçalanması olan olayı, ruhların arınmaları olan kararlar izleyecektir.

Bilinçli bir topluluğun en önemli özelliği, bilinçli yaratıcı eylem yoluyla kendi yaşam koşullarını biçimlendirebilmesidir. Yaşam koşullarını biçimlendirmek, ruhların kendiliğinden uyum sağlayacağı koşulları belirlemek, dolayısıyla uyum yoluyla topluluk oluşumunun genel koşullarını geliştirmektir. Tek tek kişiler ne kadar genel koşullar altında yaşarlarsa, kendiliğinden uyum yoluyla o kadar geniş topluluklar oluştururlar. Yaşam koşullarının genelleştirilebilmesi, en başta bilgi ve sezgi dediğimiz bilinç düzeyine bağlıdır. Bir topluluk büyüdükçe taşıyabileceği ve artırabileceği bilinç miktarı artar, topluluk küçüldükçe sezgi zayıflar ve bilgi kapasitesi düşer, ancak küçük topluluklarda büyük bilinçler yaratıp geliştirmek de mümkündür.

Işık Barış Fidaner

2 Comments

Filed under makale