Değer yargıları, yaşam alanları, katılım

Değer yargıları, ruhun aktığı yatağı oluşturur. Değer yargıları duygularla desteklenir, düşüncelerle korunur. Topluluk ruhu, birçok ruhun ortak değer yargıları içinde beraberce akmasıdır. Bir topluluk ruhu, kendi değer yargılarının (manevi temel) yanısıra kendine ait bir yaşam alanı (maddi temel) oluşturur. Topluluk ruhunun devamlılılğı, iki temelin devamlılığına ve bu topluluğa katılan kişisel ruhların bu temellerle uyumlu ve bu temelleri destekleyen varlıklarına bağlıdır.

Bir kişisel ruh, birbirine koşut birkaç yaşam alanına ait olabilir, yanyana varolan farklı yataklara bölünerek akabilir. Bu durumda ruhun bir şekilde kendini organize etmesi gerekir. Haftalık, günlük plan program yapmak, saatlere ve günlere göre zamanı bölerek belirli bir düzene göre yaşamak, bunun bir yoludur. Fakat bir ruhun plan yapabilmesi, kendisini alanlara-topluluklara göre negatif anlamda ayırıp bölebilmesi ile, bölünmüş ruhun kendini bu alan ve topluluklara pozitif anlamda uydurabilmesi, dahil edebilmesi birbirinden farklı görevlerdir. Bölünebilirlik, yani ruhun kendini parçalayabilmesi, büyük ölçüde o kişinin kendi kendisine, yani kendisiyle kurduğu ilişkiye bağlıdır. Bağlanabilirlik ise, yani ruhun parçalarının farklı bütünlere, topluluklara katılabilmesi ise, o kişinin başkalarıyla kurduğu ilişki biçimlerine ve aynı zamanda karşısında bulduğu topluluğun özelliklerine bağlıdır.

Bir topluluğa katılım, katılan kişilerin başkalarıyla kurduğu ilişki biçimlerine bağlıysa, demek ki her bir topluluk, basit düşünürsek, belirli ilişki biçimlerinin bir toplamıdır. Bir topluluğun büyümesi, içinde barındırdığı ilişki biçimlerinin kendini çoğaltması yoluyla ilerler. Topluluk büyüdükçe yaşam alanı yetersiz kalmaya başlar ve gerektikçe geliştirilir ya da yeniden inşa edilir. Eldeki ilişki biçimleri, değişen yaşam alanı içinde yetersiz kalmaya başladıkça bu sefer onların geliştirilmesi gerekir. Topluluğun manevi temeli olduğunu söylediğimiz değer yargıları, ruhun aktığı yatak, aynı zamanda bu eldeki ilişki biçimleri bütünüdür. İki ruhun akacağı ortak yatağın genişliği, birbirleriyle kurabildikleri ilişki biçimlerinin miktarı ve gücü ile ilişkilidir.

Bir kişi ne zaman tek bir toplulukla yetinir, ne zaman topluluk içinde tek bir ilişki biçimiyle yetinir? Ne zaman farklı topluluklara, farklı ilişki biçimlerine, ya da bunlarda bir değişikliğe, yenilenmeye ihtiyaç duyar? Bir topluluğa katılım, ne zaman ya da hangi açıdan özgürleştirici, ne zaman ya da hangi açıdan baskılayıcıdır? Kendiliğinden katılım nasıl oluşur ve bilinçli katılım ne açılardan farklılık gösterir? Topluluk kararlarına katılmak için topluluk bilincine de katılmak gerekir mi? Bu kararlar katılımcıya ne ifade eder? Toplu bir karar ne zaman katılımcıyı içerir, ne zaman dışlar? Kendiliğinden katılım, bilinçli katılım, kararlara katılım vs. katılımcıda hangi ilişki biçimlerine ihtiyaç duyar?

Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under şey

One response to “Değer yargıları, yaşam alanları, katılım

  1. Pingback: istatistiksel hipotez testinin ideolojik anlamı « YERSİZ ŞEYLER