Bilgi, bilinç, skandal

İşçi örgütlenmesindeki tıkanma karşısında alınan tutumları partiler-gruplar biçiminde görüyoruz. Her parti, tarihte örneği olan mücadele yol-yöntemleri içinden kendi yaptığı bir seçime tutunuyor, ideolojisini bunun üzerine kuruyor. Fakat hiçbiri kesin olarak diğerlerinin önüne çıkamıyor, çünkü tarihten seçilmiş bu yol-yöntemlerin her biri bir şekilde başarısızlığa uğramış.

Ayrıca bütün partilerde bir ‘yeni yaratıcı mücadele yöntemleri’ arayışı mevcut. Ama bu ‘yaratıcılık’ çoğu zaman gerçekten işlevsel yeni yöntemler denemekten ziyade şimdiye kadar yazılan hikayeye uygun küçük denemeler yapmak, ya da ‘rakiplerden’ gördüklerini uyarlamak biçiminde oluyor. Sonuçta bu bilinç örüntüleri (üstyapı) bütün karmaşık yapısıyla, sınıf mücadelesinin (altyapı) bugünkü bilincini yansıtıyor, mücadelenin ölmeden sürdürülmesini sağlıyor, onun ötesine geçip başka bir aşamaya taşıyamıyor, mevcut parçalı yapısını bütünleştiremiyor. Daha doğrusu, bütünleştirmek için elinden geleni yapıyor, ama sonuç olarak irili ufaklı bir sürü uzlaşmaz bilinç durumu ortaya çıkıyor, bu da daha derinlere dayanan bir parçalı durumun yansıması. Bu durumun aşılması belki bir kuşak değişimi gerektiriyor. Yetişen yeni kuşağın kültürü, teknolojik ve ilişki yapılarına dair çok farklı olanaklar yaratabilir. Ya da belki çok büyük bir olay çıkması gerekiyor. Gerçi skandallar bilinç durumu içinden tanımlıysa bu parçalılığı bozamaz, bakışları birleştirecekse bütün bu bakışlara aykırı bir skandal oluşmalı.

Bütün mevcut bilinçleri kıracak bir skandal nedir? Öyle bir bilgi edinilmeli ki, açıklamak için birbirinin ezeli rakibi bilinç durumları birbiriyle uzlaşmak zorunda kalsın. (1) Birbiriyle çelişen kısımlarını yıkıp yenileyebilirler, ya da (2) bu bilinçler bütünüyle ortadan kalkıp yeni bir ortak bilinç oluşabilir. İlk durumda bu bilincin tarihinde bir kırılma oluşur ve özeleştirinin mümkünatına göre bunu açıklamak pek mümkün olmayabilir. İkinci durumda ise bütün tarihi bir yana atarız ve yeni bir tarih yazarız. Bu yeni tarih eski tarihlerden kahramanları, zafer ve yenilgileri yeni tanımları altında devralabilir, ya da bunları bütünüyle yadsıyabilir.

Bir bilginin bir bilinç durumunu kırmasının koşulu nedir? Eğer bilgi tamamlanacak bir ipucu olarak alınırsa, bilinç durumu kendi hikayesine uygun olarak bu bilgiyi sindirip kendine katabilir. Ne zaman ki bu bilgi sindirilemeyecek kadar ağır olur, o zaman o bilinç durumunun bilgiyi önce zararlı ve ‘güvenilmez’ ‘detaylardan’ arındırması, sonra bu yeni halini sindirmesi gerekir. Düşüncede otosansürün en önemli işlevlerinden biri, mevcut bilinç durumunu koruma refleksidir. Çünkü eğer bu mevcut bilinç yıkılırsa insan dert ve belalarla dolu dünyada pusulasız yalnız başına kalacaktır. Bu fikri muhafazakarlık insanın birçok şeyi görmezden gelmesine yol açabilir.

Ne tür bilgiler sindirilemeyecek kadar ağırdır? YGS’yi düşünelim. Kazara yapılmış bir şifre, sindirilebilir bir bilgidir. Fakat bilinçli olarak, yandaşlara kıyak olarak konmuş bir şifre, sindirilemez bir bilgidir. Eğer bu bilinci ifşa eden belgeler ortaya çıkarsa skandal çok büyür. Aradaki fark, şifreyi koyanların ‘bilincinin’ ifşa edilmesidir. Yani ağır bilgi, ‘bilince’ dair bilgidir. Dolayısıyla Cablegate’te ortaya çıkan belgelerin ABD diplomatlarının öznel bakışı olması o ifşayı zayıflatmaz, aksine güçlendirir. Çünkü nesnel bilgi, her zaman öznel bilinç ile dolgulanmak, tamamlanmak durumundadır ve buna elverişlidir. Fakat öznel bilgi, karşısındaki öznel bilinç ile kesin bir çatışma içine girebilir ve sindirilmesi imkansız bir bilgidir. Bu yüzden sızdırılabilecek en değerli belgeler, iktidar sahipleri arasındaki yazışmalardır.

İktidar sahipleri arasında kurulan bilinç, diğer deyişle ‘devlet aklı’, ifşa edilemediği durumda ona karşı duran bilinçler tarafından boşluklar doldurulur: Emperyalistler ülkemizi sömürüyor, sermaye bizi köle gibi kullanıyor vb. açıklamalar hiçbir zaman nesnel bilgiyle sınırlı olamaz, onları esas ‘aydınlatıcı’ yapan şey, nesnel bilgilere eklediği öznel katkısıdır. Tam bir parti ideolojisinin en temel özelliği, her türlü nesnel bilgiyi bir öznel ek yaparak açıklayabilmesi, her şeye bir kulp bulabilmesidir. Gerçek ‘devlet aklını’ ifşa eden bir skandal böylesine bir bilinç durumuna da darbe vurabilir. Abdullah Gül’ün ‘sınavlarda herkes eşit görülürdü, bu fikrin zarar görmesi kötü oldu’ demesi bununla ilgilidir.

Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under şey

One response to “Bilgi, bilinç, skandal

  1. Pingback: istatistiksel hipotez testinin ideolojik anlamı « YERSİZ ŞEYLER