Gurur

Gurur insanın düşmanıdır. Gurur aynı zamanda bir dünya görüşüdür, dünyaya karşı alınan bir tavırdır, yaşama tavrının içine sinmiştir. Gururlu kişi, her an diken üstündedir, en ufak bir şey savunma mekanizmalarını tetikleyebilir, sürekli bir savaş halinde, tek gözü açık uyur. Militan kişilik ve gurur arasındaki yakınlık da bu durumla ilgilidir. Gurur, savaşkanlık, herhangi bir yerde bir düşman görmeye hazır olmak, babana bile güvenmemektir.

Gururluysam, bu gurur beni hem dünyaya ve yaşama bağlar, ama aynı zamanda düşmanlık tohumlarını da içime eker. İdeolojinin duygusal eklentisi olarak gurur, benim nasıl şeylere ve insanlara sevgi, nasıl şeylere ve insanlara öfke duyacağımı kabataslak belirleyen bir plan gibidir. Bu plana göre hareket eden insanlar, fazla düşünmeden, kendiliğinden bir duygu ortaklığı içine girerler, beraber sevinir, beraber kızarlar. Fakat bu beraberliği sürdürmek adına belirlenmiş olumlu/olumsuz nesne ve imgeler rasyonel denetimden çıkıp yanlış yerlere de gidebilir.

Yaşantımızda bize sıkıntı yaşatan, bizi ezen, aşağılayan insanlar, bizdeki bu gururun çerçevesini biçimlendirirler. Siyah insanın beyaza olan öfkesi, siyahlık gururunda temel bir bileşendir. Gururdaki “haklılık” bu deneyimlerden gelir. Ama hatırlanan deneyimler gerçekte ne kadar temsil ediciyse, içimizdeki gurur da ancak o kadar haklı olabilir. Yani gururumuzdaki haklılık, hafızamız ve düşüncemizin eksiltme ve çarpıtmalarıyla sınırlanır. Ortaklaşa gururumuzdaki haklılık ise ortaklaşa hafızamız ve düşüncelerimizin eksiltme ve çarpıtmalarıyla kısıtlanır. Bir bireyin dünyayı algılayışından, bir topluluğun algılayışına, kişiler arasındaki konuşmalardan medya organlarındaki konuşmalara kadar eksiltmeler-çarpıtmalar benzeri kurallara göre işler.

O zaman bir duygu, bir de düşünce var elimizde. Bu ikisi bir arada gururu oluşturuyorlar. Duygularına hapsolmuş bir düşünce değil sadece mesele, aynı zamanda hazır bulunan düşüncelerin rehberliğinde biçimlenen bir duygu dünyası. İkisi birbirini besleyip sürdürüyor ve bugünkü bireyi-topluluğu, gelecekteki bireye-topluluğa, belirli bir tutarlılık ve süreklilik içinde taşıyor. Bu süreklilik, çatışma ve adaptasyonlarla biçimleniyor, değişiklikler yaşıyor. Mesela bir gazetenin birkaç yıl önce aynı konuda tam tersi görüşü savunduğunu gösterebiliriz. Bu da devamlılık amacıyla bir adaptasyon yaşandığını gösterir. Eski görüşler değişen koşullarla çelişkiye düşüp değiştirilmiş olabilir. Ya da topluluğun kendi içindeki bir dönüşümü sonucunda değiştirilmiş olabilir. Anlık tutarlılığı korumanın ve yeniden sağlamanın bedeli, tarihsel olarak tutarsızlıklara düşmektir. Dünün ve bugünün dün ve bugün olarak varolması ve birbirini izlemesi “dün dündür, bugün bugündür” diyebilmeyi gerektirebilir.

Gurur, insandan insana taşınarak büyüyen bir şeydir, bir topluluğa can veren ortak ruhtur. Topluluğu bir arada tutan değerlerin topluca bir ifadesi, adlandırılmasıdır. Gurur, aynı zamanda, insanı içinde bulunduğu topluluktan ayrılmasını zorlaştıran bir şeydir, bir çeşit göbek bağıdır. Gururun bağladığı topluluktan kaçabilmek için önce o gurur kordonunu kesmek gerekir.

İnsandaki gurur, “rehber” diyebileceğimiz başka bir insanla kurulan kişisel bağ aracılığıyla kurulur ve gelişir. Başta kişisel bağ daha kuvvetlidir, ama daha sonra gurur kuvvetlenir ve sonradan bu ilk kişisel bağ ortadan kalksa bile diğer birçok kişisel çift-tek taraflı bağa yaslanarak, gurur, toplumsal bir çeşit bağ olarak varlığını sürdürebilir. Yani önce belirli bir kişisel ilişki, diğer kişisel ilişkilerin çerçevesini değiştirir. Daha sonra bu ilk ilişki kopsa bile, bu çerçeve kurulduğu şekliyle kalır, ya da bu şekli esas alarak evrimleşmesini sürdürür. Böylece ilişkiler çerçeve içine alınır, ilişkileri kuran belirli kişiler de bu çerçevelerin taşıyıcıları olarak ön plana çıkarlar. Liderlik denilen şey de böyle bir şeydir: belirli bir bayrak/marka/vs etrafında bir gurur çerçevesi oluşturmak ve bunu diğer insanlara taşımak.

Tabi bu çerçeveler aynı insanda birden fazla olabilir ve üst üste binebilirler. Hatta çelişki içinde de bulunabilirler. İnsanlar ve ilişkileri, bu çerçevelerin yayılma ortamıdır. İdeolojiler, insan çiftleri üzerinden iletilirler-tohumları atılır, bir insanın başka bir insanın ruhundaki yansıması aracılığıyla büyür ve gelişirler ve geliştikleri insanın ruhunda çarpışırlar-savaşırlar. Bazı gururlar yener ve diğerleri yenilir. Topluluk ilişkileri buna göre yeniden şekillenir…

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under şey

Comments are closed.