İlişki, değer, inanç

Bir ilişki birbirini sevmekle başlar, beraberce dünyayı sevmekle devam eder. Başlangıçta birbirine çeken değerler ne kadar güçlü de olsa, devamında güçlenen ve bu insanları beraberce dünyaya bağlayan değerlerin yanında dar kapsamlı ve ayrık kalır.

İki tarafın elinde de başlangıçta sadece bir ipin ucu vardır. O ipi çektikçe ne çıkacağı belli değildir. Çünkü içimize işlemiş olan değerler ancak zamanla su yüzüne çıkar. Bu değerleri saymak istesek sayamayız, anlatamayız, bazılarını bilmeyiz bile, bir kısmını düşünürken öbür kısmı aklımıza gelmez, çünkü bu değerler, duyum biçimleri ve inançlar olarak zihnimizin ve hatıramızın dört bir yanına dağılmış olarak dururlar. Durdukları yerde önemsiz görünürler, ancak yerinden oynatmaya kalktığımızda anlarız ne kadar sıkıca içimize yapıştıklarını ve acıttıklarını. Bir ilişki beraberce dünyayı sevebilme çabası olarak aynı zamanda bu değerleri birbirine göre yeniden düzenleme çabasıdır. Bu yüzden acı verir.

İki tarafın değerleri illa ki birbiri ile karşılıklı değildir.

– Bazı temel değerler ortaktır, bu kültürel yakınlığın derecesidir.

– Sıklıkla bir tarafın önem verdiği bir şeye karşı tarafta bir ilgisizlik vardır. Bu değer ikinci tarafa da iletildiğinde, ilgisizliğin boşluğu yeni bir değerle doldurulduğunda bu çelişki çözülür. Tabi ilk taraf taşıdığı değeri söküp atarsa, ilgisizleşirse de çözülür, ama bu çok daha zor ve sancılı olur.

– Üçüncü durumda, bir tarafın sevdiği bir şeyi karşı taraf sevmemektedir. Bu durumda ikinci taraf, birinci tarafın verdiği değeri paylaşmaz ve direnir. Eğer bu direniş bir şekilde kırılırsa çelişki çözülebilir. Kırılmazsa, ilk taraf değerinden vazgeçebilir ve ilgisizlikte buluşurlar, yahut ilk taraf değerine “ihanet” eder ve beraberce olumsuz tavır alırlar. Değerleri yıkan çözümler genelde sıkıntılıdır, inançların yeniden düzenlenmesini ve taraflar arasında baskı oluşmasını gerektirebilirler.

Değerlere hep inançlar eşlik eder ve zemin oluşturur. Değerler değişmeye zorlanmadıkça inançlar sorgulanmaz. Değerler olumlu veya olumsuz yönde değişmek durumunda kaldıklarında ise inanç yapımı/yıkımı gereklidir. İnanç yapımı hep daha kolaydır. İnsan bilmediği bir konudaki ilk bilgisini hazır bulduğu inançları benimseyerek edinir. İnanç yıkımı ise daha zorlu bir durumdur ve insanın mevcut ilişki dengeleri ile yakından ilgilidir.

İnsan bir inancı ne kadar çok bağlı olduğu diğer insanla paylaşıyorsa, o inançtan vazgeçmemek için o kadar güçlü direnir. İnsan ilişkileri inançları tutar. İlişkiler çözüldükçe inançların da çözülmesi için şartlar hazırlanır. Örneğin aile ilişkileri kuvvetli olan bir insan bu yüzden “milli değerlerde” diretiyor olabilir. Ya da arkadaş ilişkilerinden dolayı belirli estetik zevklerde diretiyor olabilir. İlişki ile yapılan-yaratılan inançlar, ilişkinin gücü kadar güçlü olurlar. Sevgiliden kaynaklanan inançlar da bu sebeple kuvvetli ve direngen olur. Kapitalizmin katı olan her şeyi buharlaştırması da, eski ilişkileri yıkarak inançların yıkımına ortam hazırlamasındandır. Aynı nedenle, para ile kurduğumuz ilişkilerden vazgeçemediğimiz için temel ekonomik inanç ve değerlerimizi taşımak durumundayızdır.

Demek ki taraflar önce sadece kendi değerlerini izleyerek bir araya gelirler. Sonra zaman geçirdikçe birbirlerinin değerleriyle karşılaşırlar ve çatışırlar. Bu çatışmaları olabildiğince değer ve inanç yapımı ile çözmeye çalışırlar. Eğer uyumlaşamayan değerler varsa karşılıklı olarak inançlarını sorgularlar. Eğer inançlar da uyumlaşamıyorsa, o zaman bu inançları tutan ilişkilerini değiştirmeye ve inançları özgürleştirmeye çalışırlar. Yok bu ilişkilerin de değişme olanağı yoksa, o zaman değerlerin uyumsuzluğu çözülemeden kalır. Bu durumda savaşarak veya bir tarafın diğerine baskı uygulaması ile yapay bir uyum sağlanabilir (ki böyle bir uyum çok özel durumlar haricinde adaletsizdir ve geçici bir çözümdür), ya da ilişki yeniden gözden geçirilir. Mesafe artırılır yahut bitirilir.

Bir ilişki bitmiş bile olsa, ilişki boyunca beraberce dünyayı sevmeye çalışan taraflar, değerlerini ortaklaştırmak için yoğun bir çaba sarf ederler. Bu süreçte bir sürü değer yapılır, bazı değerler de yıkılır. Değerlerin uyumlaşması için bir sürü inanç yapılır, bazıları yıkılır. İnançların yıkılabilmesi için bazı ilişkiler zayıflar, inançların verdiği güçle bazı ilişkiler kuvvetlenir. Sonuçta iki insan da değişmiş olurlar. Çoğunlukla da olumlu yönde, yani yapıcı bir değişim olur, çünkü insan yıkıcı değişimlere karşı doğal olarak direnir.

Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under şey

One response to “İlişki, değer, inanç

  1. Pingback: Aşk insanların afyonudur — derleme | YERSİZ ŞEYLER