Acı insanı böler — Emek Dünyası

Acı insanı böler. Konuşan ve susan olmak üzere iki parçaya ayırır. Bir yanımız yaşananların üzerinden atlar, “acımadı ki” der gibi, şen şakrak yaşantısını sürdürüyor gibidir. Öbür yanımız ise bu acıyı bilmekte, hatırlamakta ve susmakta, belki de bir yanıt bulmaya çalışmaktadır.

Bu acı, yanıt verilemezse bir tortu gibi içimize çöker. Yanıt verilirse, bir şeylerin “bedeli” olarak hatırlanır. Ama yine bir parçası susmaya ve beklemeye devam eder, çünkü verdiğimiz her yanıt eksiktir. Belki ilk verildiğinde geçerli bir yanıttır, ama aynı yanıt ikinci kez aynı şekilde tekrar edilirse artık sadece bir anma, hatırlama, ruhsuz bir konuşmadır.

Acı, insanı böldüğü gibi toplumları da böler. Acıyı yaşayıp susanlar ve acının üstünden atlayıp konuşmalarını sürdürenler olarak iki parçaya ayırır. İnsanın nasıl diğer insanlarca tanınan, konuşan bir yanı, bir de çoğu kişinin bilmediği, genelde susan bir yanı varsa, bir toplumun da sürekli göz önünde olup konuşan insanlardan oluşan bir yanı, bir de ancak yakından bakılırsa görülebilecek, susup acıyı taşıyan insanlardan oluşan bir yanı, yani ruhu vardır. İşte acı, bu ruhu hedefine koyar, onun sözle bağını koparmaya yönelir. Amacı, ruhun bir noktaya saplanıp kalması, sözleri duymaz olması (“sözün bittiği yer”), sözlerin ise bir alışkanlık gibi akışlarını sürdürmesi ve ruhtan uzaklaşarak yollarını yitirmeleri, anlamsızlaşmalarıdır.

Acı vermek, küfretmek, kovalamaktır. Ruhun bir parçasını konuşmanın, varolmanın dışına atar. “Sen yoksun, yok olacaksın” der. Eğer konuşan parça acının kaynağı olan durumdan vazgeçemiyorsa, ona bağımlıysa, yokluğu kabul etmek zorunda kalır ve susan parça dibe çöker. Yok eğer söz bu durumu reddetmeyi göze alabiliyorsa, kovulan ruh parçası bir anlama dönüşür ve konuşmaya dahil olur. Kovulma eylemini gösteren işaretin içinden cennet ve cehennem çıkar, umutlar çıkar. Bu işaret bir sözcük olabilir, birkaç harf veya bir isim olabilir. Yahut mesela bir parça iplik, bir kumaş, birkaç renk olabilir. Bütün bunlar acı karşısında, acıyı yaratan durum karşısında verilmiş birer yanıta dönüşerek umudu işaret edebilir, insanın ruhunun susup tortulaşmasının, konuşmanın anlamsızlaşmasının önüne geçebilir.

Fakat dediğimiz gibi, bir yanıt, bir kere verilir. İkinci sefer, üçüncü sefer hep yeni yanıtlar bulmak gerekir. Acı eğer sürüyorsa, durum devam ediyorsa, ilk yanıtın üstüne eklemeler yapmak, büyütmek gerekir. Bir kıvılcımla, tek bir “hayır”la başlayan yanıt her acının ardından büyümeli, çoğalmalı, aynı zamanda yenilenmeli, fazlalıklarından kurtulmalı ve eksikliklerini tamamlamalıdır. Acı sürüyorsa ve ruh susuyorsa, söz tamamlanamamış, eksik kalmış demektir.

Işık Barış Fidaner

(Emek Dünyası, 27 Mart 2012)

2 Comments

Filed under makale

2 responses to “Acı insanı böler — Emek Dünyası

  1. Pingback: Emek Dünyası yazıları | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Yıkılış Mantığına Karşı — derleme | YERSİZ ŞEYLER