Monthly Archives: May 2012

mahremiyeti neden tartışamıyoruz?

çünkü türkiye bir “mahrem kalabalıklar ülkesi”, yani mahrem olan her zaman için topluluk ve mahremiyeti ihlal eden de birey oluyor.

yeni tanıştığımız biriyle en yakınımız gibi muhabbet/kavga edebilme yeteneği buradan geliyor… buna “misafirperverlik” denemez, belki “yabancıyı dahil saymak” denebilir.

çünkü “yakın olmak için uzak durmak” gerektiğini “bilmeden biliyoruz”. yani Freud, Lacan ve Zizek’in “extimate” dediği şey:

“The extimate is simultaneously the intimate kernel and the foreign body; in a word, it is unheimlich. Freud writes, “the uncanny is that class of the frightening which leads back to what is known of old and long familiar.” (Critical Evaluations Vol 3 – Slavoj Zizek)

“If love aims at the extimate—the intimate external kernel—it is also a protection against it, but a protection that is ambiguous and constantly failing.” (At First Sight – Mladen Dolar)

imkansız olduğunu bile bile (veya bunu bildiğin için) düşmanı etiketleyerek kendini ayırma çabası…

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under şey

Sermaye = Yaşamı saymak

özet:
önce her an yeni şeyler var. sonra aradan bir şeyi işaretliyoruz, 1 diyoruz tekrar etmek istiyoruz… sonra bir anı önceki işaretle eş tutuyoruz, 2 diyoruz. sonra tanıdıkça saymaya başlıyoruz ve bir sermaye biriktiriyoruz. 3, 4, 5… sonra tanıyamaz ve sayamaz olduğumuzda buna arıza diyoruz. arıza tekrarlandıkça buna “düşman” diyoruz. sayamaz olduğumuzda o şeyi kaybetmişiz. kaybetme geçmişte olmuş, uzak geçmişle yakın geçmişi birbirinden ayırmış: yakın geçmiş halen tekrar edebildiklerimiz, sayabildiklerimiz, biriktirebildiklerimiz. uzak geçmiş ise tek olan, tekrarlanamayan, kaybedilmiş olan. yani tarih.

***

– Sermaye ne zaman ortaya çıkar?

– Bir şeyleri biriktirdiğimizde, hesabını tuttuğumuzda, saymaya başladığımızda.

– Peki bir şeyleri ne zaman sayabilir hale geliriz?

– Birbiriyle özdeş kabul edebildiğimizde.

– Peki öz nedir insan için öncelikle?

– Öznel olandır, yani yaşamdır.

– Peki yaşam nasıl ayrılır parçalara?

– Zamanlarına göre ayrılır, yani şimdi, bugün, dün, önceki gün, vb. şeklinde.

Continue reading

1 Comment

Filed under makale

hayalet uzuv, tepegöz, kara kutu, belirginlik, söylem ve algı

1 mayıs güzel ve coşkulu geçti. çok çeşitli katılımlar vardı. özellikle sinemacılar bayağı kalabalıktı. oyun geliştiriciler ileride sinemacılar-senaryocularla katılabilir diye düşündüm…

**(biraz da ‘riskler’)**

belki bir gün ‘open 1 mayıs’ mümkün olur.

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Türkiye’de Dijital Gözetim – Önsöz

(e-kitap)

Işık Barış Fidaner

İşaret edilmekten kaygı duyarız. Ama bizi esas kaygılandıran, muhatap alınmadan işaret edilmektir. Yani yanıt veremediğimiz cümlelerin içinde geçmektir. Bizden bahseden bu kaygılandırıcı cümle, resmi bir açıklamada, gizli bir raporda, komşular arasındaki bir muhabbette veya sevdiğimiz bir insanın aklından geçiyor olabilir. Yasal süreçler, veya mesela bankaların veritabanlarında işleyen otomatik süreçler de böyle kaygı verici cümleler kurabilir. Reddedilmek, hep böyle bir cümleyi düşündürür: “X güvenilir birine benzemiyor”

Continue reading

1 Comment

Filed under bildiri, makale, programlama