mahremiyeti neden tartışamıyoruz?

çünkü türkiye bir “mahrem kalabalıklar ülkesi”, yani mahrem olan her zaman için topluluk ve mahremiyeti ihlal eden de birey oluyor.

yeni tanıştığımız biriyle en yakınımız gibi muhabbet/kavga edebilme yeteneği buradan geliyor… buna “misafirperverlik” denemez, belki “yabancıyı dahil saymak” denebilir.

çünkü “yakın olmak için uzak durmak” gerektiğini “bilmeden biliyoruz”. yani Freud, Lacan ve Zizek’in “extimate” dediği şey:

“The extimate is simultaneously the intimate kernel and the foreign body; in a word, it is unheimlich. Freud writes, “the uncanny is that class of the frightening which leads back to what is known of old and long familiar.” (Critical Evaluations Vol 3 – Slavoj Zizek)

“If love aims at the extimate—the intimate external kernel—it is also a protection against it, but a protection that is ambiguous and constantly failing.” (At First Sight – Mladen Dolar)

imkansız olduğunu bile bile (veya bunu bildiğin için) düşmanı etiketleyerek kendini ayırma çabası…

Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under şey

Comments are closed.