Monthly Archives: March 2013

fareler oyunda neden önemli?

fareler oyunda diye güzel bir blog/dergi yayınlanıyor, okudunuz mu? özellikle selim kuru’nun yazısı öğreticiydi. ilk sayıda “mekan” üzerine düşündüler, şimdi de ikinci sayıyı hazırlıyorlar.

çok önemli bir dergi, neden? çünkü “metalaşma”nın ne olduğunu bu yolla öğreneceğiz.

marx, kapital’de mal sahiplerinin kullanıcı tavrı içine girmesine koşut olarak malların da kendilerine özgü oyuncu bir tavır içine girdiğini, mal sahibinin faydasının malın başarısı anlamına geldiğini ve bu iki perspektifin birbirinin ayağına basmadan ve birbirinin farkına varmadan sürüp gittiklerini göstermişti. yani meta fetişizmi, zengin mal sahiplerinin fakir mal sahipleri üzerindeki egemenliğinden önce, malların bizden bağımsız oyunları demekti, yani biz faydamızı düşünsek de, farkında olmadan, eylemlerimiz aracılığıyla malları oynatmış oluyorduk.

mal yerine “beden”, mal sahibi yerine “yetki” dersek daha genel sonuçlara varabiliriz. devamını içeren makale burda.

fareler oyunda, hayatın her alanındaki oyuncu tavrını su yüzüne çıkarmak istiyor, çünkü kedi-kullanıcı geldiği zaman fare-oyuncular deliklerine kaçarlar…

tüm farelere uzun ömürler ve özgür yarınlar dilerim…

barış

 

Leave a comment

Filed under oyun

Postmodern Yabancılaşma Modeli

(Yeni Medya Çalışmaları Kongresi‘nde sunulmuştu –Kongre e-kitabıilk hali)

Işık Barış Fidaner

ÖZET
Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: yetki, beden, irade, sistem

Continue reading

32 Comments

Filed under bildiri, bilim, makale, oyun, programlama

Hobaraklar firarda — Işık Barış Fidaner

Bir varmış bir yokmuş, uzak ülkenin birinde küçük şirin bir firma varmış. Bu firmada bir patronla üç çalışanı yaşarmış. Patrona sorarsanız, Berkcan atak, Alican yenilikçi, Arzucan ise azimliymiş. Kendilerine göreyse her birinin ayrı bir değişikmiş. Bu üç hobarak mühendisi, müşterilerden gelen himinileri gubartarak geçinip giderlermiş. Bazen müşteri gelmez olurmuş, paralar azalırmış. Böyle zamanlarda patron da ortadan kaybolurmuş. Ama olsun, bizim hobaraklar idare etmesini bilir, güle eğlene zamanlarını geçirirlermiş.

Continue reading

1 Comment

Filed under kurgu