yobazlığın entropisi

(postmodern yabancılaşma)

bugünlerde yobazlığın ne olduğunu anlamak için “mein kampf”ın entropi ağacını çıkardım (mein kampf entropi ağacı).

hitler’in kafasında kavramların kompartmanlara ayrıldığı görülüyor. en iç tarafta (resmin en alt kısmı) iki uçlu ve diğerlerinden ayrık tutulan “motor” bir kavram grubu var, üst ucu “meine”, alt ucu “kampf”. onun dış tarafında (resmin üst bölgesi) ise birbirinden ayrık kavram grupları “modül”lere dönüşmüş. bütün makineyi bir arada tutan ise en tepedeki “ben”. “örümcek kafa” denen şey bu olabilir.

yobazlıkla savaşmak için bu kompartmanları parçalamak lazım bunun bir yolu da metaforlarla kafa karıştırmak

***

“mein kampf”tan çıkan ağacın altındaki iki kanatlı kısma bakıyorum,

1) üst köşesi “eigene,wenigstens” yani “kendi,en azından” diye başlıyor “benim” ile, sonra parti organizasyonuyla ve itaatle çevrelenip hapsedilmiş. buraya kendilik-gestalt-sevgi merkezi diyebiliriz.

2) alt kısım ise “diesem konnen gegen kampf” yani “kavgaya dönük bu yetenek” diye başlıyor, “zamanla olabilir”, “almanya”, “yeter ki”, “yıllar sonra” falan diye devam ediyor, “sözdelik/ulusallık” “iki”liği ve “devrim vardır dolayısıyla”… diyerek kapanıyor. gestaltı kapatma amacına uygun olarak küçülüp ufalmış bir akıl merkezi.

türkiyede böyle bir gestalt kapanımı inşa edilmek istendi, birçok kişi üzerinde başarılı da oldu, ama birçok kişinin bünyesine aykırıydı ve kendilik-sevgi merkezimizi hasta etti.

şimdi alttaki “kavga” kanadını atarak üstteki “kendilik” kanadını kurtarmaya çalışıyoruz, “tayyip-için” olamayacağımızı göstermek isteyenler olarak “kendi-için” olmaya çalışıyoruz.

(almanca bilmiyorum translate.google.com’dan baktım)

***

tayyip bunu şu yolla yaptı:

* bağımlılık meselesini örten perdeleyici-yaşantı olan “sigara”yı kaldırıp yerine kendisi geçmeye çalıştı (tüketim alanlarında)

* bencillik meselesini örten perdeleyici-yaşantı olan
“içki/eğlence/..”yi kaldırıp yerine kendisi geçmeye çalıştı (oyun/serbest zaman alanlarında)

* istismar meselesini örten perdeleyici-yaşantı olan “aile/bağlılık/..”ı kaldırıp yerine kendisi geçmeye çalıştı (kullanım alanlarında)

böylece bir anda korku umuda, itaat kesinliğe, yürütücüler deviricilere dönüşebildi.

(perdeleyici-yaşantı = freud’un screen-memory dediği şeyin sürekli olanı)

***

şu ana kadar direniş genelde bağımlılıkların sorgulanmasıyla ilerledi, yani daha sadece tüketimden sıyrılma hareketiydi ve “sigara yasağı”na verilmiş bir cevap gibiydi.

biraz spekülasyon yaparsak:

— şu anda park forumlarında bulunan üyeler bağımsız bir “yurttaş sistemi”ne taşındıkları zaman “kürtaj yasağı”nın yanıtı verilmiş olacak. bu sistem sosyal medya, veri paylaşımı, ihtiyaç vb işlevleri birleştirecek. yurttaşlar verileriyle birlikte devletin kullanım alanından çıkacaklar.

— dünyadaki yoldaşlarla birlikte bir “yurttaş bildirgesi” yayınlayarak “wikitarih”e başlandığında da “alkol-eğlence yasağı”nın yanıtı verilmiş olacak. dünyanın insanlığın oyun alanı olduğu ilan edilecek.

***

insanlar artık “şehitler verdik” yerine “cop yedik, gaz yedik” diyorlar. önce acı yer değiştiriyor, sonra yeni zemin üzerinde ifadeler yer değiştiriyor.

küçük acıların zincirleme bir tepkimesi ile başladı, anlamsal yapılaşmalarla ilerliyor.

şimdi esas risk, tepkimeye girememiş acı tortularında. örnek: apo korkusu. kırılamayan reklam imajları. tayyip aşkı. kırılamayan efendi-köle ilişkileri. vb. vb.

o zaman politikanın denklemini kuracak olanlar önce acıların denklemini kurabilmeliler. hemen bir tane kaynak işaret edebilirim: freud.

***

cumartesi-pazar düzeni şöyle mi oluştu acaba:

15 haziran cumartesi, gezi parkı yaşayan bir bedendi ve sistem gelip kamusal yetkisini elinden aldı
16 haziran pazar, #duranadam elindeki yetkiyi sabitledi, beden olarak çoğaldı

22 haziran cumartesi, gezi’nin bedeni geri döndü ve kamusal yetkisini istedi, püskürtüldü
23 haziran pazar, kamusal yetki sabitken lgbt yürüyüşü ile bedenler özgürleşti

29 haziran cumartesi, gezi’nin bedeni özgürleşmiş iradesiyle geri döndü, kamusal yetkisini hatırlattı
30 haziran pazar, kamusal yetkisinin bilincindeki bir lgbt yürüyüşü ile yine bedenler özgürleşti

yani şöyle gibi oldu:

cumartesi => sisteme karşı sistem günü
pazar => iradeye karşı irade günü

***

türkler hep beraber 12 haziran genel seçimi öncesine döndü sanki:

– her cumartesi 1 mayıs 2011 : iradesi-sabitler sisteminize karşı geliyor
– her pazar 15 mayıs 2011 : sistemi-sabitler iradenize karşı geliyor

“last known good” konfigürasyona dönüldü… belki de o günden bu güne olan bitenin yeniden idrak edilmesi gerekecek, özellikle kürt meselesi ve “çözüm”le ilgili şeylerin.

***

tahririn darbeye döndüğüne dair haberler geliyor

şu yazıda durum anlatılıyor ve ordunun emperyalist konumu sorgulanıyor

ayrıca ordunun “vatanseverlik aura”sına ihtiyaç duyduğu söyleniyor, sayfadaki ilk vidyoda olduğu gibi.

yani bir devrim/direniş ne kadar “dramatize edilirse” o kadar darbeye dönüşebilir ve emperyalizmin o kadar işine gelir.

bu durum belki de “emperyalizm”in “eski medya” ile ortaklığına hatta özdeşliğine işaret ediyor.

***

türkiyede ise ordunun “dramatik” karizması özellikle 30 yıldır fena halde bozulduğu için darbe yapılması daha zor.

gezi’deki “mizahi” dilde bu uzadıkça absürtleşen savaşın-sürecin önemli bir rolü var.

***

herkesin kendine göre lugatı var, yıllarca her şeyi o sözlerle ifade etmiş, değiştirmek zor geliyor, “musibet” gerekiyor..

gezi direnişi de devasa bir musibet oldu birçok kişiye de reset attı ama sinyalin ulaşmadığı legacy’ler de var tabi

***

“direniş dramatize edildikçe darbeye döner” demiştim ya, dün gezi direnişini dramatize eden bir temsil sunulmuş, adı da “Boyun Eğmeyenlerin Son Üç Ayı“:

hem dramatize ediyor, hem de sanki direniş yaşanmamış, önceki ayların normal bir devamıymış gibi yapıyor. böylece kendi logosuyla tescillemek
istiyor.

***

açlık grevi postası olarak kurulduğunda insanların kendilerini tükettiği bir aciliyet içinde adminler akışa odaklanmışlardı. öyle de devam etti. grev bittikten sonra ayrı bir sayfa da açtılar

ama akış hep facebook’ta devam etti. bu süre boyunca adminler hem kendileri deneyim kazandı hem de on binlerce takipçinin bir sürü farklı yaklaşımıyla, aşırı tepki ve küfürleriyle başa çıktılar, onlara politik sosyal medya eğitimi verdiler.

diğer bir sürü facebook sayfasıyla birlikte (örnek: sistemin kölesi olmayın) hiçbir üniversitenin, hiçbir siyasi partinin, hiçbir legal kuruluşun veremeyeceği nitelik ve nicelikte bir deneyim yarattılar. bugünkü direnişin zihni altyapısını hazırladılar.

ötekilerin postası’nın aktivite birikimi, verileri, diğer tüm sosyal medya tarihimiz gibi şirket ve devletlerin sistem odalarından kurtarılmayı bekliyor…

Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under şey

One response to “yobazlığın entropisi

  1. Pingback: Postmodern Yabancılaşma Modeli — derleme | YERSİZ ŞEYLER