Monthly Archives: February 2014

ayrılma

Lacan’ın ‘ayrılma’ dediği şeyin en zor ve acı veren yanı, jüisans‘ın katı nüvesi ile bu nüvenin farklı ideolojik alanlara yakalanış yolları arasındaki mesafenin muhafaza edilmesidir — jüisans ‘karar verilemez’, ‘yüzer-gezer’dir. Bir rock yıldızına hayranlarının gösterdiği heves ile dinibütün bir Katolik’in Papa karşısında yaşadığı dinsel trans, libidinal olarak aynı görüngüdür; aralarındaki fark sadece onları destekleyen farklı simgesel ağlardadır. Sergei Eisenstein’ın provokatif başlıklı makalesi ‘Santrifüj veya Kase’nin amacı tam olarak kendinden geçmenin (jüisans‘a verdiği isim) bu ‘tarihdışı’ tarafsızlığını vurgulamaktır: ilkesel olarak, Kase karşısında bir şövalyenin kendinden geçmesi, maşuk karşısında bir aşığın kendinden geçmesi, süt sağmak için yeni bir santrifüj karşısında kolhoz çiftçisinin kendinden geçmesi ile [veya iPhone karşısındaki ‘Black Friday’ kendinden geçmesiyle] aynı doğadadır. Eisenstein’ın burada bahsettiği Loyolalı Aziz Ignatius, dinsel kendinden geçme tekniği üzerinde dururken, pozitif Tanrı figürünün ‘nesnesiz’ kendinden geçme anından sonra ikincil olduğunu kabul eder: ilk olarak nesnesiz kendinden geçme deneyimimiz vardır; daha sonra bu deneyim tarihsel olarak belirlenmiş bir temsile kendisini iliştirir — burada karşılaştığımız ‘bütün olanaklı (simgesel) evrenlerde aynı kalan’ Gerçek’in bir örneğidir. Yani birisi kendi yoğun dinsel deneyimini tarif ederken onu eleştirenleri ısrarla ‘Hiç anlamıyorsunuz! Daha fazlası var, sözcüklerin ifade edemeyeceği bir şey var!’ diye yanıtladığında bir çeşit perspektif yanılsamasının kurbanı olur: başkalarıyla (inanmayanlarla) paylaşılamayan eşsiz ve tarifsiz nüve olarak algıladığı kıymetli agalma tam olarak her zaman aynı kalan şey olarak jüisans‘tır.

Slavoj Zizek, Fantazilerin Salgını, sayfa 62

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Dağılım ve üretim

Ekonominin olağan işleri incelenirse her şeyin iki defa koyutlanması göze çarpar. Mesela zemin kirası, ücretler, faiz ve kâr, dağılım başlığı altındayken, arazi, emek ve kapital, üretimin failleri olarak üretim başlığı altındadır. Kapitali ele alırsak, iki defa koyutlandığı daha en baştan bellidir, (1) üretimin bir faili olarak, (2) gelir kaynağı olarak, özgül dağılım biçimlerinin bir belirleyeni olarak. Bunun gibi faiz ve kâr da, kapitalin artışının, büyümesinin biçimleri yani kapitalin öz-üretiminin momentleri oldukları ölçüde üretim altında bulunurlar. Dağılım biçimleri olarak faiz ve kâr, üretim faili olarak kapitali önvarsayarlar. Bunlar üretim faili olarak kapitali önvarsayım olarak alan dağılım biçimleridir. Ayrıca kapitalin yeniden-üretim tarzlarıdır.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Demokrasi ve yolsuzluk: bir eşitlik felsefesi – Alain Badiou

Şüphesiz Sarkozy gibi kişilerin devletin başına gelmesini istememenin nedenlerinden biri [Sarkozy’nin başkan olduğu] 2007-2012 yıllarında bu kişilerin etkinliklerini sarmalayan sağlığa zararlı üçkağıtçılık atmosferidir. Fakat Sosyalistler yeniden iş başına geleliberi de gündem Cahuzac meselesi ve hükümet çalışanları ile iş dünyası arasındaki müphem bağlantılar oldu. Ve görünüşe göre Hollande gerçekten de CAC 40’ın [Paris Borsası] adamlarını ayrıcalıklı muhatapları saymakta.

Aslında yozlaşma, İngiltere’de Thatcher ve ABD’de Reagan’ın peşinden Mitterand ile hücum eden neoliberal kapitalizmin karşı-devrimci dalgası ile, Fransız politikasının 1980lerden beridir tekrarlanan bir teması olmuştur, ki Mitterand tek tarihsel hasmı olan komünizmin bütün eğilimlerinden kurtulduğunu sanmaktaydı.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

aşkınsal yanılsama

Dolayısıyla, uzay ve zamanın idealliği doktrinimin bütün duyulabilir dünyayı salt yanılsama yaptığı düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, doktrinim bilişin en önemli bedenlerinden birinin —matematiğin a priori olarak açımladığı şeyin— esas nesnelerine başvuruyu güvenceye almanın ve onun salt yanılsama olarak alınmasını önlemenin tek yoludur, çünkü bu gözlem olmadığında uzay ve zaman önsezilerinin (ki deneyimden türetmesek de bunlar a priori temsillerimizin altında yatarlar) salt öz-üretim beyin hayaletleri (hiçbir nesnenin ona karşılık gelmediği, en azından yeterli ölçüde karşılık gelmediği hayaletler) olup olmadıklarını, dolayısıyla bizzat geometrinin bir salt yanılsama olup olmadığını ayırt etmek basbayağı imkansız olurdu. Öte yandan geometrinin duyulabilir dünyanın bütün nesnelerine göre tartışmasız geçerliliğini gösterebilmemiz, ancak geometrinin salt görünüş olması sayesindedir.

İkinci olarak, bu ilkelerimin duyusal temsilleri görünüşlere çevirdikleri için, deneyimin hakikatinin yerine duyusal temsilleri salt yanılsamaya dönüştürdükleri düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, ilkelerim metafiziğin aşkınsal yanılsamasından kaçınmanın tek yoludur, ki metafizik her zaman bu aldanma ile kendini sabun köpüklerini kovalamanın çocukça uğraşına kaptırmıştır. Çünkü görünüşler (ki sonuçta salt temsildirler) kendi içinde şeyler olarak alınmışlardır; ve buradan da aklın antinomisinin bütün o dikkat çekici mizansenleri çıkmıştır. Daha sonra bahsedeceğim bu antinomi tek bir gözlemle ortadan kaldırılabilir: görünüş, deneyimde kullanıldığı ölçüde hakikat doğurur, deneyimin sınırlarının ötesine geçerek aşkın olduğunda ise katıksız yanılsamadan başka hiçbir şey doğurmaz.

Immanuel Kant 1783 Gelecekte Kendini Bilim Olarak Sunabilecek Her Metafiziğe Prolegomena

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Stallman ile görüşme, Mayıs 2001

Louis Suarez-Potts ve Richard M. Stallman arasında Mayıs 2001 tarihli görüşme:

Richard M. Stallman özgür yazılımın (ismini de koymuş olan) en ünlü pratisyeni/kuramcısıdır. “Özgür” burada “ifade özgürlüğü” anlamındadır. Stallman’ın “özgür yazılım” hareketindeki en ünlü müdahalesi tabi ki GNU Genel Kamusal Lisansı’ydı (GPL — 1985’te herhangi bir programa uygulanabilecek genel bir lisans olarak GPL’i yarattı). Lisansın kodladığı “copyleft” kavramının “merkezi fikri” Stallman’ın tarifiyle “herkese programı çalıştırma, kopyalama, değiştirme ve türetilmiş versiyonlarını dağıtma hakkı vermesi, ama kendi kısıtlamalarını ekleme hakkı vermemesidir. Yani ‘özgür yazılım’ı tanımlayan elzem özgürlükler kopya sahibi olan herkes için güvencededir; bunlar vazgeçilemez haklar olurlar.” (Stallman, “GNU İşletim Sistemi ve Özgür Yazılım Hareketi”, DiBona, Açık Kaynaklar: Açık Kaynak Devriminden Sesler)

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, görüşme, programlama

Bir Dil Kuramı için Öntartışmalar – Louis Hjelmslev

1) Dilin ve dil kuramının çalışılması

Dil, —insan konuşması— türlü hazinelerin bitmez tükenmez bir bolluğudur. Dil insandan ayrılamazdır ve bütün çalışmalarında onu takip eder. Dil insanın düşünce ve duyguyu, hissiyatı, özlemi, irade ve eylemi biçimlendirdiği enstrümandır, etkilemesinin ve etkilenmesinin yoludur, insan toplumunun nihai ve en derin temelidir. Ama insan bireyinin nihai ve vazgeçilemez sürdürücüsüdür de, yalnızlık saatlerindeki sığınağıdır, ki bu saatlerde zihin varoluşla güreşir ve bu çatışma şairin ve düşünürün monologunda çözülür. Dil, daha bilincimizin ilk uyanışından önce, ilk zayıf düşünce tohumumuzu çevrelemeye hazır olarak etrafımızda yankılanıyordu; yaşam boyu bizi izleyecekti, gündelik yaşantının basit etkinliklerinden en yüce ve mahrem anlarımıza kadar —ki günlük yaşamımız için sıcaklık ve gücü bizzat dil sayesinde tuttuğumuz hafıza yoluyla bu anlardan ödünç alırız— bize ayrılmazca eşlik edecekti. Ama dil dışsal bir eşlikçi değildir. İnsan zihninin derinliklerinde yatar, birey ve kabileye miras kalmış hafıza zenginliğinde, hatırlatan ve uyaran bu uyanık vicdandadır. Ve konuşma kişiliğin ayırt edici işaretidir, iyi veya kötü olsun, yurt ve ulusu ayırt eden işarettir, insanlığın onur belgesidir. Dil, kişilik, yurt, ulus, insanlık ve yaşamla öyle çözülmezce olgunlaşmıştır ki bazen dilin bunların yalın bir yansıması olup olmadığını veya bizzat bütün bunların kendisi —bizzat bunları olgunlaştıran çenek— olup olmadığını sormak isteriz.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Eleştirel Mühendisin Manifestosu*

0. Eleştirel Mühendis, hareket, iletişim ve düşünüş yollarımızı şekillendiren Mühendisliği zamanımızın en dönüştürücü dili sayar. Bu dildeki sömürü** biçimlerini çalışarak nüfuz alanlarını teşhir etmek Eleştirel Mühendisin işidir.

1. Eleştirel Mühendise göre, bağlı olunan herhangi bir teknoloji hem zorluk hem de tehdittir. Bağlılık ne kadar büyükse, sahiplik ve yasal şartlardan bağımsız olarak, o teknolojiyi çalışma ve içsel işleyişini teşhir etme ihtiyacı da o kadar büyüktür.

2. Eleştirel Mühendis her bir teknolojik ilerleme ile tekno-politik okuryazarlığımızın zorlaştığına dair farkındalığı yayar.

3. Eleştirel Mühendis zengin kullanıcı deneyimleri üzerinde yapısöküm uygular ve şüphe yaratır.

4. Eleştirel Mühendis ‘uygulamanın huşusu’nun ötesine bakarak nüfuz yöntemlerini ve özgül etkilerini belirler.

5. Eleştirel Mühendis her bir mühendislik çalışmasının, kullanıcı bağlılığı ile orantılı ölçüde kendi kullanıcısını mühendislediğinin farkındadır.

6. Eleştirel Mühendis, aygıtları, bedenleri, ajanları, kuvvetleri ve ağları kuşatan ilişkileri tarif etmek üzere ‘makine’yi genişletir.

7. Eleştirel Mühendis teknolojinin üretimi ve tüketimi arasındaki uzayı gözlemler. Bu uzaydaki değişimler karşısında süratle edim gösteren Eleştirel Mühendis, dengesizlik ve yanılsama anlarını teşhir etmeye hizmet eder.

8. Eleştirel Mühendis sanat, mimarlık, aktivizm, felsefe ve icatlar tarihine bakar ve örnek Eleştirel Mühendislik çalışmaları bulur. Bu disiplinlerin stratejileri, fikirleri ve gündemleri benimsenecek, yeniden amaçlandırılacak ve mevzilendirilecektir.

9. Eleştirel Mühendise göre yazılı kod toplumsal ve psikolojik alemlere doğru genişleyerek insanlar ve etkileşimde bulundukları makineler arasındaki davranışı düzenler. Bunu anlayan Eleştirel Mühendis kullanıcı-kısıtlılıklarını yeniden inşa etmeye ve dijital kazıcılık yoluyla toplumsal eyleme yönelir.

10. Eleştirel Mühendisin teşhir konularının en arzulananı, sömürüdür.***

* Bu manifestoyu Ekim 2011’de Berlin’de kaleme alan Eleştirel Mühendislik Çalışma Grubu, diğer adıyla Julian Oliver, Gordan Savičić ve Danja Vasiliev, dünya çapında sanat uzmanlarılardır. Anahtar kelimeler: gözetim, panoptikon, toplumsal olan.

** İngilizcesinde Eleştirel Mühendisin kullanması gereken temel araç sayılan “exploit”, Türkçe metinde “sömürü” terimiyle Eleştirel Mühendisin karşı karşıya olduğu bir mesele olarak çalışma ve teşhir konusu sayılmıştır. (Çeviri: IBF)

Karşılaştırınız:
http://en.wiktionary.org/wiki/exploit
http://tureng.com/search/exploitation

*** İngilizce metin bunun karşıtını söylüyor:

The Critical Engineer considers the exploit to be the most desirable form of exposure.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri, bildiri, programlama

Niçe kimdir? – Alain Badiou

Niçe’nin düşüncesinin hakiki merkezi nedir? Veya: Niçe’nin “felsefe” dediği şey nedir?

Niçe için “felsefe” dediği şeyin bir yorum olmadığını, bir analiz olmadığını, bir kuram olmadığını anlamanın elzem olduğuna inanıyorum. Felsefe bir yorum, analiz veya kuram olduğu zaman olsa olsa başka türlü bir dindir. Hiççi rahip figürünün hakimiyetindedir. Sahte İsa’da Niçe filozofun “suçluların en büyüğü” olduğunu beyan eder. Bu beyanı ciddiye almalıyız.

Niçe bir filozof değildir, bir anti-filozoftur. Bu ifadenin belirli bir anlamı var: Niçe felsefenin spekülatif hiççiliğinin karşısına bir edimin bütünüyle onaylayıcı gerekliliğini koyar. Niçe’nin kendine verdiği rol diğer felsefelerin yanına bir felsefe eklemek değildir. Bunun yerine, rolü emsalsiz bir edimi, aslında felsefeyi yok edecek bir edimi ilan etmek ve üretmektir.

nice

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Richard Stallman: ‘Apple tarihin en sıkı dijital kelepçelerine sahip’

Hazel Healy özgür yazılımın ahlaki pusulası ile Anonymous, lisanslama ve dijital özgürlükler üzerine konuştu (5 Aralık 2012).

Tüm zamanların en büyük hackerlarından Richard Stallman özgür yazılım hareketi için bir nevi gezgin peygamber.

Kullanıma, paylaşıma ve değiştirmeye açık bilgisayar programlamasındaki muazzam yiğitliklerinin sonucu olan ilk ‘copyleft lisansı’nı icat etti —ve copyright ile başı belaya girmeden.

Stallman şimdi dünyayı gezerek yazılımın kamusal bilgi sayılması gerektiği savını yayıyor ve dünyanın artan dijitalliğinde sivil özgürlüklerin girdiği tehditler konusunda uyarıyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, görüşme, programlama