Bu halen kapitalizm midir? – McKenzie Wark

McKenzie Wark
30 Nisan 2014, publicseminar.org

‘Kapitalizm’ şu an başat olan üretim şeklini tarif etmeye uygun bir terim midir? Bence bunun böyle olduğuna dair geniş bir uzlaşma var, en azından Toplumsal Araştırma için Yeni Okul’da. Ama ‘kapitalizm’ üretimin öncü cephesine uygun bir tarif midir? Sanıyorum ki kapitalizmin sosyal bilimini isteyenlerle (Ott ve Milberg) onun anti-kapitalist alternatiflere işaret eden bir eleştirisini isteyenler (Boehm ve Arruzza) bir konuda gerçekten anlaşabilirler: mevcut hegemonik güçler baskınlıklarını sürdürürse gezegeni bekleyen şey daha-çok (1) kapitalizmdir. İkisine de sorum şu: yeni ve mümkün bir üretim şeklinin işaretleri sayılacak şeyler nelerdir?

Bana öyle geliyor ki bu iki kaynağın —ve sonucun— ikisinden de gelecek kavramsal anlamlar olmadan, ‘kapitalizm’ kavramı biraz fazla totalize edici ve tarihdışı olma riski taşıyor. İster eleştiri şeklinde ister çözümleme şeklinde olsun, bu araştırmalar çalışma nesnesinde süreklilik taşıdığı sanılan şeye odaklanarak başka bir şeye dönüşebilecek yönlere işaret eden şeyleri fark etmeyebilir.

‘Kapitalizm’ bir çözümleme nesnesi olarak gerçekten geri dönmüş görünüyor. Benim kendi küçük dünyamda, ‘kültürel hamle’ kaba Marksizmin yaptığı gibi üretim şekline çok fazla ilgi uyguladı. ‘Politik hamle’ diyebileceğimiz şey de öyle yaptı. Hem Stuart Hall hem de Ernesto Laclau’nun vefat ettiği bu yıl, kültürel ve politik hamlelerde değerli olan, bu hamleleri bedenleyen şeyleri unutmak istemeyebiliriz. Ama aynı zamanda, ikisinin de kapitalizmin altta yatan ekonomik biçimini az çok değişmeden aldığına da işaret etmek lazım. İlginç ve yeni olan şey, toplumsal oluşumun kültürel ya da politik ‘düzeyinde’ bulunuyordu.

Bir nesne olarak kapitalizmin dönüşü, geleceğine dair mümkün olan tarihsel ‘büyük anlatı’ların ikisinin de geri çekildiği bir zamanda oldu. Bürokratik sosyalist planlı ekonomilerin herhangi bir alternatif olduğuna duyulan inancı sürdürmek zor. Kruşçev ‘kızıl bolluk’ ile birlikte bizi de gömmüş değil. Sınıf mücadelesi ve ideolojinin ölmesiyle kapitalizmin daha-çok sofistike bir dünyaya geçtiğine dair ‘üçüncü yol’ anlatılar da geri çekilmekte. Bu yüzden, çarpıcıdır ki en yaygın olarak paylaşılan imgesel anlatı, kapitalizmin öylece sürüp gittiğine, söyleyenin bakış açısına bağlı olarak iyileştiğine ya da kötüleştiğine dairdir.

Bu kavramdaki gerginliğin bir belirtisi, sıklıkla eklenen niteleyiciler. Dönemleştirmeler kavramın dışında değil içindeydi. Bu yüzden mesela: neoliberal kapitalizm, postfordist kapitalizm, iletişimsel kapitalizm, biyopolitik kapitalizm, bilişsel kapitalizm, semiyo-kapitalizm ve elbette ki ısrarla süren alımlı adıyla ‘geç’ kapitalizm. Ama ‘kapitalizm’in aşina olunan zeminine sadece bir niteleyici ekleyerek toplumsal oluşumun tuhaf yeni gözlemlenebilir özelliklerine dönülmeye çalışılmasında, imgelemin belirli bir başarısızlığı da yok mu? Bana öyle geliyor ki burada, hem eleştiri hem de çözümleme, nesnelerini açıklamaktansa açıklayarak dışarıda bırakma riski taşıyorlar.

Bir kavramın yapabileceği başka bir iş de vardır: açıklamak veya açıklayarak dışarıda bırakmak değil de, aşinalıktan çıkarmak, apaçık gözüken şeyi tuhaflaştırmak. Bu ruhla, bir düşünce deneyi olarak, eski kapitalist olanın içinden açığa çıkan oldukça başka bir üretim şekli bulunabileceğine dair işaretler bulmaya çalışmaktayım. Ya önceden beri ortaya çıkmakta olan şey daha-çok kapitalizm değil, hatta kapitalizmin bir cinsi de değil de, daha kötü bir şeyse? Kapitalizmin en kötü özelliklerinin hepsini: sömürüyü, eşitsizliği, istikrarsızlığı, sınıf kutuplaşmasını, ekolojik krizi, ama aynı zamanda ‘kapitalizm’ çözümleme ve eleştirilerinin pek yakalayamadığı bazı başka şeyleri de taşıyan bir şeyse?

Kavramı bu noktada biraz daha-çok tanımlamak yardımcı olabilir. ‘Kapitalizm’ ile belirli bir şeyi kastediyorum: üretim araçlarının mülkiyeti yoluyla ona hükmeden bir egemen sınıfı olan toplumsal oluşum. Bu elbette kapitalizmi tanımlamanın tek yolu değil, ama burada kastettiğim anlam bu. O zaman sorum şu: acaba toplumsal oluşuma üretim araçlarının mülkiyeti yoluyla değil de başka araçlarla hükmeden bir egemen sınıf şu anda ortaya çıkmakta olabilir mi?

Mesela Fortune 500 şirketlerine bakılırsa aslında ne kadar çok şirketin geleneksel anlamda herhangi bir üretim aracına sahip olmadığı çarpıcıdır. Fordizmin ikonası ve kalıntısı olan Ford motor şirketi halen ürünlerini üreten fabrikaların sahibi. 2008’de açığa çıktığı gibi Detroit aslında karlarının büyük bir dilimini araba üretmekten değil, mali hizmetten kazanıyordu.

Apple hiç de kendi ürünlerini üretiyor denilemez. Microsoft da öyle. Çoğu üretim sözleşmeyle dışarıda yapılıyor. Bu şirketler üretim döngüsündeki denetimlerini markaları ve fikir mülkiyetlerini denetleyerek sağlıyorlar. İlaç şirketleri bir şeyler üretse de bu üretim değerlerinin küçücük bir oranıdır.

Bu durumların çoğunda önem taşıyan, markaya, patentlere ve telif haklarına sahip olmak, bunun yanısıra enformasyonun (2) toparlandığı, çözümlendiği ve etkin kılındığı vektörlere (3) sahip olmaktır. İkinci yola önayak olan Google’ın başlıca serveti veri toplama ve çözümleme kapasitesidir.

Fortune 500 şirketlerinin en büyüğü olan Walmart’ı ele alalım: bu şirketin kendi sektörüne hükmetmesi gerçekten daha-çok mega mağaza sahibi olmasından mıdır? Yoksa daha-çok lojistik üstünlüğüyle mi ilgilidir? Walmart veri yönetimi ile, dağıtımı önceden hayal edilemez ölçeklerde yönetmenin yolunu buldu. Amazon, perakende mağazalara ihtiyaç duymayan bir lojistiğin işleyebileceği belirli türlerdeki ürünleri tek tek seçip aldı.

Belki de sürmekte olan iktidar türü, kapitalizmden bildiğimiz, üretim araçlarına sahip olarak değer döngüsünün denetlenmesiyle daha-az alakalıdır. Belki de daha-çok alakalı olduğu, aracılık araçlarına (4) sahip olarak üretim araçlarının ve dolayısıyla değer döngüsünün denetlenmesidir. Gerçek üretim dışarıya yaptırılabilir, ve imalat firmaları başka birinin markası altında satılmak üzere başka birinin fikri mülkiyetini taşıyan ürünler yapma ayrıcalığı için rekabet etmek zorunda kalacaktır.

Üretimin belirli anahtar kısımları tabi ki muhafaza edilebilir, hatta ele geçirilebilir. Google robotik ve ‘şeylerin interneti’ alanında gerçek işler yapan firmaları kepçeyle topluyor. Fakat son yarım yüzyılda fikri mülkiyet denen şeyin muazzam genişletilişi, giderek etkinleşen iletişim ve veri yönetimi yöntemleri ile birlikte, iktidarın çok çok büyük bir miktarının yalnızca aracılık araçlarına sahip olmaktan geçtiği anlamına geliyor.

Peki bu neden daha-çok kapitalizm değil de başka bir şeydir? Üretim araçlarına ne olduğuna biraz daha yakından bakalım. Marx buhar gücünün üretim kuvvetlerini dönüştürdüğü o büyük devirde yazıyordu. İşçi artık aletin denetleyicisi değildi; makine işçiyi denetliyordu. İşçiler değiştirilebilir oldular. İşçinin fiziksel eylemleri zaptedilebilir ve nicelenebilirdi, ve Marx’ın büyüklük edip (5) gösterdiği gibi, işçi kendi emeğinin değerinin yalnızca bir parçasını alıyordu.

Üretim kuvvetlerinin işleyişi halen böyle midir? Çok sayıda işçi için, evet. Başka güç kaynakları buharın yerini almıştır, ama işçi halen makine tarafından denetlenmektedir, ve işçinin emeği makine tarafından denetlenmekte ve nicelenmektedir. Çin’deki sanayi işçilerinin sayısına dair tahminler değişiyor, ama en azından 80 milyon işçi var. Bu devir elbette ki üretimin sanayi kuvvetlerinin büyük devridir. (6)

Sanayileşme, tarım arazisine dayalı olarak çiftçilerden kira toplayan toprak sahibi sınıfın elinden iktidarı alarak, bu yeni üretim araçlarına sahip olan ve emek sömürerek kâr toplayan sınıfa verdi. Buradaki soru, iktidarın bugün bir kez daha yer değiştirip değiştirmediğidir.

İlginçtir, üretim kuvvetlerindeki daha-çok çağdaş gelişmeler, fiziksel emekten değer ele geçirmekle daha-az ilgili, her türlü etkinlikten veri ele geçirmekle ise daha-çok ilgilidir. Fiyat sinyalinin tek ‘etkili’ sinyal oluşu bugün geçerli değildir. Peki ya artakalan-değeri (7) ele geçirmeye değil de artakalan-enformasyonu ele geçirmeye dayalı bir üretim biçimi varsa?

Bu durum Google için olduğu kadar Walmart için de geçerli olabilir. Evet, Walmart, işçilerinden artakalan-değer ele geçirir, ama aynı zamanda işçilerinden, müşterilerinden, tedarikçilerinden, hatta kendi ürünlerinin hareketinden artakalan-enformasyon da ele geçirir. Bu enformasyonun ‘artakalan’ oluşu, dışa açılan her parça veri için bir yığın verinin ve üstverinin hususi (8) olarak kalması anlamındadır.

Google bunu mükemmelleştiriyor. Aslında dışarı açtığı şey sadece belirli enformasyonlara erişimdir —ki bunları da Google’ın üretmesi gerekmez. Aldığı ise bütün bu verilerden çıkarsayabileceği tümleşik örüntülerdir. Ve tabi ki bu günlerde elinde bulunanlar bildiğimiz arama verilerinin yanısıra, Android OS çalıştıran bir cep telefonu bulunduran herhangi bir insanın hareketlerine dair temel telemetriyi de içeriyor.

Bunların hiçbirisi, hemen eklemeliyiz ki, ‘maddi-olmayan’ şeyler değildir. Bunun berbat bir kavram (ki kavram bile değil) olduğunu lütfen kabul edebilir miyiz? Eski toprak sahibi sınıftan iktidarı ele geçirmek nasıl inanılmaz miktarda altyapı gerektirdiyse, kapitalist sınıftan iktidarı alıp başka bir kılıfa sokmak da güçlü bir altyapı gerektiriyor, ve bu gereken şey artık bir şeyler yapmak ve dağıtmakla değil, bu yapmanın ve dağıtmanın denetlenmesiyle ilgili bir altyapı.

Kısacası, gerçekten kaba bir şekilde, üretim kuvvetleri terimleriyle bakarsak, belki yeni bir şeyler gerçekleşiyor olabilir. Üretim ilişkilerinin bazıları tanıdık gözüküyor. Bu ekonomi halen marketleri ve fiyatları, firmaları ve kârları vb. olan bir ekonomi. Ama belki iktidar, emekten artakalan-değer çıkarmakla yetinen üretim aracı sahipliğinden uzaklaşarak, herhangi bir etkinlikten artakalan-şey çıkarabilen aracılık araçları sahipliğine doğru yöneliyor.

Şu ana kadar Heilbroner merkez metninin tartışılması eski büyük anlatılar etrafında gidip geldi. Ama belki de ortalıkta bulunan kimi küçük öyküler, ortaya çıkan farklı gerçekliklere işaret ediyordur. (9)

1: Sıklıkla “more x” => “daha x” olarak çevrilmekte, ama bu kullanımdaki “more x less” karşıtlığının anlamı ancak “daha-çok x daha-az” ile verilebildi. “Worse”, “closer” gibi belirli kıyaslarda ise bu karşıtlık bulunmadığı için “daha kötü”, “daha yakın” diye çevirmek uygundu.

2: “Knowledge” => “bilgi” olacağından “information” => “enformasyon” oldu.

3: Geometrik anlamı gereği “vector” sözcüğü, sabit bir koordinat sistemi üzerinde bulunan iki nokta (“kaynak” ve “sonuç”: ikinci paragrafta bu ayrım kırılmaya çalışılmış) çağrıştırsa da, burada “vector” => “taşıyıcı” anlamında kullanılmış, yani aslında bu dolambaçlı yol ile “ara / araç / aracı” anlamlarına ulaşılmak isteniyor. Ama kaynak/sonuç ayrımından ve onu destekleyen koordinat sistemi = çerçeve çağrışımından çıkılamıyor.

4: “means of mediation” => “aracılık araçları”. Türkçe ifadedeki tekrarlama, aradalık çağrışımını vurguluyor. İngilizce terimin bileşenleri olan “means” ve “media”da ise “ara” çağrışımı yok, “orta” çağrışımları var.

5: “grandly” => “büyüklük edip”. Buradaki “grand” muhtemelen “grand narrative”den çağrışmış, ama tabi sözün gelişinden anlaşıldığı gibi “grand” olan şey “narrative = çerçeve = koordinat sistemi” değil, Marx’ın tarihsel aracılığı, taşıyıcılığı, “vektör”lüğü. Ama kaynağı ya da sonucu olmayan böylesi vektörler farklı bir geometri gerektirir.

6: “great era” => “büyük devir”. Marx’ın “grand”liğini tarihselliğinden koparabilmek için güncel bir çerçeveye kaydırarak “great era” yapılmış. “Grand narrative”den kaçınmak istendiği halde sayısal çokluktan “great era” çıkartmakta başka bir mantık görülemiyor.

7: Sıklıkla “surplus value” => “artı değer” veya “artık değer” olarak çevirilir. “Artı” ve “artık”tan gelen çağrışımlardan kaçınarak süreç vurgusu yapmak üzere “surplus” yerine “artakalan” dendi.

8: “proprietary” => “hususi”. Burada “hususi olarak kalma” aslında “artakalma” anlamına geliyor. Yani “hususiyet” artakalmanın niteliğini ifade ediyor.

9: Bu son cümlede tekrarlanan “orta” aslında şu ikisinden oluşuyor: “out there” => “ortalık” ve “emerging” => “ortaya çıkan”.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri, bilim, programlama

One response to “Bu halen kapitalizm midir? – McKenzie Wark

  1. Pingback: Yeni bir dünya için — McKenzie Wark derlemesi | YERSİZ ŞEYLER