Kapital politikayı nasıl ele geçirdi – Slavoj Žižek

WikiLeaks artık batılı demokrasilerin bizzat özgürlük kavramını yozlaştıran pazar kuvvetlerinin hükmünde olduğunu bize göstermiştir

Slavoj Žižek
13 Temmuz 2014, theguardian.com

A stock market graph going down

‘Hizmette Ticaret Antlaşması finansal hizmetlerin daha fazla regüle edilmesini yasaklamaktadır —2007-08 erimesinin sebebinin genelde regülasyon eksikliği olarak algılanmış olmasına rağmen.’ Fotoğraf: Andy Mueller/Reuters

Mayıs ayında imzalanan uluslararası bir ticaret antlaşması, esas olarak, dünya pazarlarının yeniden yapılandırılması için bir tür legal omurga hizmeti görmektedir. Hizmette Ticaret Antlaşması (Trade in Services Agreement – Tisa) için yapılan müzakereler, doğrudan doğruya sansürlenmemişse de medyamızda çok az konu edildi. Bu marjinalleştirme ve gizlilik hali, müzakere edilen şeyin küresel tarihsel önemiyle tam bir karşıtlık içindedir.

WikiLeaks Haziran ayında antlaşmanın gizli taslak metnini kamusallaştırdı. Bu taslak 50 ülkeyi ve dünyadaki hizmet ticaretinin çoğunu kapsıyor.

Antlaşma, regülatif bariyerlerin önüne geçerek, finansal çok-uluslu şirketlerin diğer uluslara doğru yayılmalarına yardımcı olacak kurallar koymaktadır. Finansal hizmetlerin daha fazla regüle edilmesini yasaklamaktadır —2007-08 erimesinin sebebinin genelde regülasyon eksikliği olarak algılanmış olmasına rağmen. Dahası özellikle ABD, sınır ötesi veri akışını (kişisel ve finansal veri trafiği dahil olmak üzere) teşvik etmeye heveslidir. Bütün bunlara rağmen bu antlaşma hakkında pek bir şey duymadık.

Peki taşıdığı önem ve gizli tutulması arasındaki bu uyuşmazlık şaşırtıcı mıdır gerçekten? Daha ziyade biz batılı liberal demokratik ülkelerin demokrasi bakımından durduğu yerin, üzücü de olsa, isabetli bir belirtisi değil midir? Bir buçuk yüzyıl önce Das Kapital’de Karl Marx işçi ve kapitalist arasındaki pazar mübadelesini “insanın kalıtsal hakları için tam bir Cennet” olarak karakterize etmişti, “Orada hüküm süren yalnızca Özgürlük, Eşitlik, Mülkiyet ve Bentham’dır.” Marx’ın ironik olarak eklediği Jeremy Bentham, egotistik faydacılığın filozofu olmasıyla, özgürlüğün ve eşitliğin kapitalist sistem altında ne demek olduklarının anahtarını sağlar. Komünist Manifesto’yu alıntılarsak: “Özgürlükle kastedilen —mevcut burjuva üretim koşulları altında— serbest ticaret, serbestçe satmak ve satın almaktır.” Eşitlikle kastedilense alıcı ve satıcının legal formel eşitliğidir, bunlardan biri her koşulda emeğini satmak zorunda bırakılıyorsa da (günümüzün güvencesiz işçileri gibi).

2008 finansal erimesinin esas suçluları bugün, finansal iyileşmenin sancılı yolunda bizlere rehberlik eden uzmanlar olarak kendilerini dayatmaktalar. Tavsiyeleriyle parlamenter politikaya baskın çıkmaları lazımdır. Ya da Mario Monti’nin deyişiyle: “Yönetenler, parlamenterlerin tam olarak bağlayıcı olmalarına izin vermemelidirler.” Peki nedir o halde, demokratik olarak seçilmiş halk temsilcilerinin kararlarını otoritesiyle askıya alan bu yüksek kuvvet? Ta 1998 yılında o zaman Deutsche Bundesbank’ın yöneticisi olan Hans Tietmeyer, ulusal hükümetlerin “sandığın plebisitine karşı küresel pazarların sürekli/kalıcı plebisitini” tercih etmelerini överek bu soruyu yanıtlamıştı.

Bu müstehçen beyanın demokratik retoriğine dikkat ediniz: küresel pazarlar parlamenter seçimlerden daha demokratiktir, çünkü oylama süreci onlarda sürekli/kalıcı olarak ve küresel bir seviyede devam eder, ulus devlet sınırları içinde kalmaz (ve sürekli/kalıcı olarak pazardaki dalgalanmalara yansır).

İşte demokrasi bakımından durduğumuz yer budur ve Tisa antlaşması bunun mükemmel bir örneğidir. Ekonomimizi ilgilendiren kilit kararlar gizlice müzakere edilip dayatılır ve böylece kurulan koordinatlar kapital’in engellenmemiş hükmü içindir. Bu şekilde, demokratik olarak seçilmiş politikacıların karar verme alanları ciddi olarak sınırlanır, politik süreçte ele alınan başlıca meseleler, kapitalin kayıtsız kaldığı meseleler olur (kültür savaşları gibi).

İşte bu yüzden Tisa taslağının açığa çıkarılması WikiLeaks stratejisinde yeni bir aşamayı işaret ediyor: şimdiye kadarki etkinliklerin odak noktası, yaşamlarımızın istihbarat ajansları tarafından nasıl gözetlenip regüle edildiğinin kamusallaştırılmasıydı —standart liberal konu: baskıcı devlet aygıtlarının tehdit ettiği bireyler. Şimdiyse özgürlüğümüzü çok daha çarpık bir yolla —bizzat bu sözcükle ne kastedildiğine dair duyumuzun sapkınlaştırılması yoluyla— tehdit eden, başka bir denetleyici kuvvet ortaya çıkıyor: kapital.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri

One response to “Kapital politikayı nasıl ele geçirdi – Slavoj Žižek

  1. Pingback: Kapital ve Politika — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER