Kötüsözün Dönüşü — Jacques-Alain Miller

Jacques-Alain Miller: [Charlie Hebdo üzerine: (1) Kötüsözün Dönüşü, (2) Lirik Yanılsama, (3) Fransa Polislerini Sever, (4) Charlie’nin Sırrı, (5) Wolinski, Santo Subito!]

Jacques-Alain Miller — 8 Ocak 2015 — lacan.com

“Barbarlar!” deniyor. Buna kuşku yok. Ama bu kör terörizm değildir, gözleri açıktır ve hedefini net görmektedir. Dilsiz de değildir: seslenmektedir: “Peygamber Muhammed’in öcünü aldık!”

Son yüzyılın bitiminde, kötüsöz, kutsalın bozulması, küfür gibi nosyonların geçmiş bir çağın kalıntıları olduğuna inandık. Böyle değillerdi. Bilim çağı kutsal olanın duyusunu ortadan kaldırmadı; kutsal, geçersizlenmiş bir kavram değildir. Evet kabul ederim, gerçekliği zemin almaz; yine de, bir söylem olgusu —bir kurgu— olarak bir topluluğu oluşturan işaretlerin bedenini bir arada tutar, simgesel düzenin belkemiği işlevi görür. Kutsal olan, hürmet ve saygı talep eder. Bu sağlanamazsa kaos hüküm sürer. Sokrates baldıranotu içmeye davet edilmiştir. Hiçbir yerde, asla, konuşan varlıklar var olduğundan beridir, ne herhangi bir şeyin söylenmesi ne de her şeyin söylenmesi hoşgörülebilir olmuştur.

Bunun istisnası psikanalizdedir ki bu çok belirli, tahrip gücü yüksek bir deneyimdir ve daha halen bebeklik çağındaki bir pratiktir. Bir diğer istisna Birleşik Devletlerdir, ama Anayasa güvencesindeki konuşma özgürlüğü, kendini bayağı keskin bir nezihlik duyusu ile sınırlanmış bulur. Bunun sonucunda oradaki basının çoğunluğu, Müslümanların ‘büyük acıları’na saygıları gereği Muhammed’in karikatürlerini yeniden üretmekten kaçınırlar. ‘Politik doğrucu’ duyuları için de aynısı geçerlidir.

Acıtan hisler libidonun sözkonusu olduğunu belirtir. Kutsal olanın gerçek olduğu geçerlenemese de, kutsal etrafında yoğunlaşan jüisans gerçektir. Kutsal olan, kendinden geçişi ve hiddeti harekete geçirir. Bir psikanalist, başkasındaki ‘dayanılması-imkansız-olan’ı dürten kişilerin nasıl bir risk aldıklarını bilir. Baudelaire’in Bossuet’yi alıntılaması, “Bilge kişi kahkaha attığı zaman titrer,” ve komik olanı şeytansal kaynaklara bağlaması bundandır. Yine de, Aydınlanma’nın başat kaldıracı kahkaha değilse nedir? Geleneğin doktrinleri çürütülmediler, diye belirtir Leo Strauss, kahkaha ile kovalandılar.

Charlie Hebdo, bizim dünyamızda, bu kurucu alaycı kahkahanın son görünür izlerinden ya da çıkmalarından biriydi. Cabu, Charb, Tignoux, Wolinski’nin yazgıları, La Barre Şövalyesiyle yan yana aynı sıraya konmak değildi; 1825’ten beridir Fransa’da hiçkimse kötüsöze karşı yeniden bir yasa tesis etmeyi denememiştir. Peki nasıl oldu da bu insanlar basın özgürlüğünün şehitleri olarak ölmüş oldular? Olan şudur ki, önceden birbirlerinden ayrık ve yalıtılmış olan söylemsel evrenler, şimdi iletişim kurmaktadırlar.

Daha fazlasıdır: iç içe geçmektedirler. Ve yine de, birinin kutsal olanı ile diğerinin ‘kutsal hiçbir şey’ olmayanı, karşıt uçlardadır. Zamanı, modern çağı geri çevirecek değilsek, bütün azınlık nüfusları ülkeden sınırdışı edecek değilsek eğer, mesele —bir ölüm kalım meselesi— şunun bilinmesidir: hicve dönük, dalga geçme hakkına dönük, saygısızlıkla ikonkırıcı olmaya dönük temayülümüz, bu haklar, bizim jüisans şeklimizde özsel midir değil midir, İslami gelenekteki Bir-olana itaatteki kadar özsel midir, değil midir?

Legal tartışmaya gelirsek, karmaşıktır, ve şu anda batılı demokrasileri ajite etmektedir (bu doğrultuda, üç ay önce Kaliforniya Üniversitesince yayınlanan azımsanmayacak çalışma: Kafir: Çokkültürlü Bir Dünyada Küfürlü Dışavurum bahsedilmeye değerdir). 1999’dan beri her yıl, İslami İşbirliği Örgütü girişimiyle, BM bu konuda müzakereler gerçekleştirmiştir. Almanya’da, Avusturya’da ve İrlanda’da kutsal olana yönelen hakaretleri yasaklayan yasalar bulunmaktadır. Birleşik Krallık 2008’e kadar Anglikan Kilisesini kötüsözden korumuştur. Fransa ise sadık laiklik savunusuyla ayrık bir durum. Daha ne kadar süreliğine? Bunu daha görecegiz. Hé, la France ! Ton café fout le camp. [1]

Gerçekten en çok istediğin nedir? Çatışma mı taviz mi?

[1] Onbeşinci Louis’nin akşam yemeğinden sonra kendine kahve yapma alışkanlığı vardı. Bir gün kahve cezvenin kenarlarından taştı ve Madam Barry seslendi, “Eh, Lafrance, ton cafe f —- le camp.” http://www.gutenberg.org/files/2563/2563-h/2563-h.htm Dahası, sözkonusu kahve (ki 18. yüzyılda egzotik bir şeydir) ve kaynarken taşması da Fransa’nın kolonici tarihinin metinleri arasına kapılmıştır.

EN: Jennifer Murray
TR: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri

One response to “Kötüsözün Dönüşü — Jacques-Alain Miller

  1. Pingback: Charlie Hebdo üzerine — Jacques-Alain Miller | YERSİZ ŞEYLER