Monthly Archives: September 2015

30 Eylül

Uluslararası Çeviri Günü, çevirmenlerin azizi olarak kabul edilen İncil çevirmeni Aziz Jerome adına her yıl 30 Eylül’de düzenlenen kutlamadır. Kutlama ilk başladığı 1953 yılından bu yana FIT (İng. kısaltma, Uluslararası Çeviri Federasyonu) tarafından düzenlenir. 1991 yılında FIT farklı ülkelerdeki uzman çevirmenleri (Hıristiyan olması gerekli değil) desteklemek için uluslararası bir dayanışma günü fikriyle ortaya çıktı. Bu, giderek küreselleşme sürecinde olan bir dünyada uzman çevirmenleri onurlandırmanın bir yoludur.

jerome1

jerome2

jerome3

jerome4

1 Comment

Filed under çeviri

Kapitalist Günlük Yaşamın Eleştirisi Olarak Sitüasyonist Enternasyonel

“Zafer, karmaşaya aşık olmadan onu yaratabilenlerin olacaktır.”
Guy Debord

Sitüasyonist Enternasyonel, 20. Yüzyılın ortalarında kurulmuş ve 1968 Fransa öğrenci ayaklanmalarında adını tüm dünyaya duyurmuş, gündelik hayatta estetik ve politik bir devrimi amaçlayan, 1956-1972 yılları arasında faaliyet göstermiş, kıta avrupası orjinli enternasyonel muhalif bir örgüttür. Sitüasyonizmin beslendiği ideolojiler politikada anti-otoriteryen Marksizm ve anarşist sosyal demokrasi; sanatta ise Dada, Sürrealizm, CoBrA, Lettrism ve Enternasyonel İmajinist Bauhaus olmuştur. Grubun amacı kabaca “oyunlar” vasıtasıyla günlük yaşamdaki tahakkümü ve yabancılaşmayı kırarak bireylerin yaratıcı potansiyellerini tamamiyle ortaya koydukları “kurulmuş durumlar” yaratmaktır. Sitüasyonistler 20. Yüzyılda kapitalizmin toplumsal ve günlük yaşama müdahalesi üzerine yaptıkları analizlerle Marksizm’i çağdışılığından kurtarmış ve radikal sola yeni bir rota çizmişlerdir.  “Dérive”, “Psikocoğrafya”, “Détournement” ve “Gösteri Toplumu” gibi önemli analiz ve eylem biçimlerini devrimci terminolojiye kazandırmışlardır.

Kaynak: Fraksiyon.org

Leave a comment

Filed under çeviri

Herşey Yerli Yerinde — Radiohead

Çocuk A, Çocuk A, Çocuk A, Çocuk A
Herşey, herşey, herşey, herşey..
Yerli yerinde
Yerli yerinde
Yerli yerinde
Yerinde

Dün uyandığımda limon emiyordum
Dün uyandığımda limon emiyordum
Dün uyandığımda limon emiyordum
Dün uyandığımda limon emiyordum

Herşey, herşey, herşey..
Yerli yerinde
Yerli yerinde
Yerinde

Kafamda iki tane renk var
Kafamda iki tane renk var
Nedir demeye çalıştığın?
Neydi demeye çalıştığın?
Demeye çalıştığın.. demeye çalıştığın..
Demeye çalıştığın.. demeye çalıştığın..

Herşey yerli yerinde

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Küçük Panteon — Alain Badiou

(192 sayfa — idefixencore)kucuk_panteon

İçindekiler

Çevirmen önsözü

Açılış

— Jacques Lacan

— Georges Canguilhem ve Jean Cavaillès

— Jean-Paul Sartre

— Jean Hyppolite

— Louis Althusser

— Jean-François Lyotard

— Gilles Deleuze

— Michel Foucault

— Jacques Derrida

— Jean Borreil

— Philippe Lacoue-Labarthe

— Gilles Châtelet

— Françoise Proust

Metinler Üzerine Notlar

Kitabı yayımladığı için Encore Yayınları’na teşekkür ediyoruz.

#KüçükPanteon Çevirmen Versiyonunun Hazırlanması

9 Comments

Filed under çeviri, kitap

Neverland’e Yolculuk, Paramaz Kızılbaş’ı (Suphi Nejat Ağırnaslı) ANIYORUZ

anma

Menkıbe: Mevcut, menkul ve müşterek komünizmde ısrar beyanı

Leave a comment

Filed under şey

İşte bu gecedir — G.W.F. Hegel

İşte bu gecedir, basitliğiyle her şeyi içeren bu hiçtir insan; hiçbiri kendine ait olmayan, yahut mevcut olmayan, bir sürü temsil, imgeden oluşan bitimsiz bir zenginliktir. Bu gece –doğanın tam burada, fantazmagorik temsillerde var olan bu içyüzü, saf benlik– kendisini aşarak kendi etrafını kaplayıveren o kapkara gecedir; o gecede, bir yerde kanlı bir baş düşer, başka bir yerdeyse ölü gibi bembeyaz bir siluet ansızın peyda olur, düşen başın dibinde yine ansızın bitiverir ve bir anda yok olur. Bu geceyi görebilmenin tek yolu, insanın gözlerinin içine, korkunç ve dehşetengiz bir karanlığa dönüşen bu kara geceye dosdoğru bakmaktan geçer.

G.W.F. Hegel, “Jenaer Realphilosophie”, Frühe politische Systeme içinde, Frankfurt: Ullstein, 1974, s. 204’ten alıntılayan Slavoj Žižek, Hiçten Az, çev. Erkal Ünal, İstanbul: Encore, 2015, s. 353

Leave a comment

Filed under çeviri

Bir hayvan bana bakıyor — Jacques Derrida

Bir hayvan bana bakıyor. Bu cümle hakkında ne düşünmem lazım? Çıplağım ve bir kedi bana bakıyor, bahsettiğim gerçekten küçük bir kedi; bu kedi, ki aynı zamanda dişi, Montaigne’in kedisi değil… Hayır, hayır, yatak odamda veya banyoda bana bakan kedi, belki de “benim kedim” veya “pisi pisim” olmayan bu kedi, La Fontaine’den Tieck’e (Çizmeli Kedi’nin yazarıdır), Baudelaire’den Rilke’ye, Buber ve daha pek çoklarına kadar, kültürümüzün kedigillere yüklediği o muazzam sembolik sorumluluğu taşıyan bir temsilci veya elçi olarak belirmiyor burada.

Kaynak: e-skop

acat

Leave a comment

Filed under çeviri

Küçük Panteon

Küçük Panteon, Önsöz

Günümüzde yaşayan en saygıdeğer filozoflardan birisi olan Alain Badiou, kendi kuşağından Fransız düşünürler onuruna düzenlenen anma toplantılarında yaptığı konuşmaları ve onlar anısına yazdığı katkıları bir kitapta toplamıştır. Yazarın Cenaze Söylevleri diye adlandırmayı düşündüğü kitap, Fransız yayımcının önerisiyle Petit panthéon portatif adını almıştır. Küçük, taşınabilir tapınak anlamındaki bu başlığı biz de Türkçeye Küçük Panteon adıyla aktardık.

Politik idealleri, umut ve çatışmaları, güçlü yoldaşlık bağları ve yoğun düşünsel çalışmalarıyla geçmiş bir felsefi kuşağın üstün tuttuğu değerleri temsil eden bu Fransız düşünürlere yine onlardan birisi olarak hürmet sunan Alain Badiou, bu yazılarında, hem küçük anekdotlarla bu insanların kişiliklerine değiniyor, hem de bu onları sürükleyen mefhumları ve onlar aracılığıyla ayırdına vardığımız kavramsal dünyaları tarif ediyor – tabii ki kendi felsefi ufkunun ona verdiği bakış açısıyla.

Kitapta ondört benzersiz düşünür anlatılıyor: Lacan’ın olağanüstü düşünce etiği; Canguilhem’in felsefi sahiciliği; matematikçi Cavaillès’in mantıksal direnişçiliği; kolektif faaliyetin imkanlarını araştıran Sartre’ın isyan analizleri; Hyppolite’in kaçakçılığı, örgütleyiciliği, tetikleyiciliği, dolayımlayıcılığı, okuyuculuğu, doğaçlamacılığı, idareciliği; Althusser’in bilimsel ve politik alanları birbirine dikişlediği stratejik ve taktiksel müdahaleleri; Maocuları ve kitle kavramını reddeden Lyotard’ın sonunda gece içinde sabahı gözeten figürlerin peşine düşmesi; Althusser’in antitezi olan Deleuze’ün yadsınamaz felsefi yoldaşlığı; Foucault’nun dünyadaki bütün kabalık karşısında felsefi ve etik duruşu; Derrida’nın felsefeyi savlayıcı ve yadsıyıcılıktan çıkarıp inşasızlaştırması; Borreil’in seyahat eden sorgulamalarının düşünsel şahitliği; Lacoue-Labarthe’ın geleceğe doğru fırlattığı şiddetli formüller; Châtelet’nin bilimsel uzamları epik düşünsel jestlerle açımlaması; Proust’un Kant eleştirisi ve etkinlik-edilginlik üzerine çalışması.

Bu eşsiz insanları kendi gençliğinde görüp tanımış ve ölümlerinin ardından onların temsil ettikleri değerleri büyük bir sabır ve yoğunlukla yazıya geçirmiş olan Alain Badiou’nun bu eserini siz Türkçe okuyuculara ulaştırmış olmaktan biz de büyük bir mutluluk duyuyoruz.

idefix.com

1 Comment

Filed under çeviri, kitap

Güncel ile Sanal — Gilles Deleuze

Gerçel ile Görcül ve Fiilî ile Virtüel‘in diğer versiyonudur.

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk güncel ve sanal öğelerden müteşekkildir. Saf güncel nesneler varolmaz. Her güncel kendisini bir sanal imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Sanal imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu sanallar hem türce hem de onları neşreden ve soğuran güncel partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara sanal denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Sanallar, günceli çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka sanallar neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp günceli tepkiler: ‘sanalın bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir sanal bulunur … her sanal partikül kendisini sanal bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: güncel bir algı kendisini sanal imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine sanal imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Çocuk zamanla — Deep Purple

Tatlı çocuk zamanla göreceksin çizgiyi
İyi ile kötü arasına çizilen çizgiyi
Şu kör adama bak dünyaya ateş eder
Mermiler uçar, insanlar ölür
Yaramazlık ettiysen ki etmişsin Allah bilir
Ve uçan çelik vurmamışsa seni
En iyisi sen gözünü kapat, başını eğ
Ve bekle sekmesini

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı