Monthly Archives: December 2015

Bu bir yayıncılık komplosu değildir: Bosch Komplosu

boschh3(201 sayfa — PDFTanıtım)

Tarih: 10 Şubat 2006. Bu kitap, Fransız popüler edebiyatında, “Da Vinci’nin şifresi” gibi tarihin yeniden yapılandırılarak işlendiği gerilim-macera romanları kategorisinde yerini almış sağcı iki politikacı yazar olan Yves Jégo ile Denis Lépée’nin tarihsel kurgu romanı olarak piyasaya sürülmüştür. (Künye)

Tarih: 9 Kasım 2006. Türkiye’de 2006 yılında bağımsız çalışan bir editör tarafından çevirmene önerilmiş, çeviri sözleşmesi beklenmeden güven esasına dayalı olarak çevirmen göreve başlamış ve bu tarihte bitirmiştir.

Tarih: Ağustos 2009. Bu tarihe kadar çevirmenin “Editör, duy beni!” çığlıkları gerek sözel saldırganlık gerek psikolojik yoksayılma yöntemiyle taranmış ve bombalanmıştır. Ağustos 2009’da editör çevirmen ile iletişime geçmiş ve kurduğu butik yayın şirketi üzerinden kitabı yayına hazırladığını beyan ederek bir çözüm süreci başlatmıştır.

Tarih: Aralık 2016. Bu tarihe kadar çözüm sürecine ilişkin herhangi hiçbir somut adım atılmamış ve sonrasında editör tarafından psikolojik yoksayılmalar devam etmiştir. Çevirmen 10 seneliğine emeğini toprağa gömmüştür. Bugün itibariyle çevirmen kitabın çevirisinin bir mezar taşına gereksinim duyduğunu düşünmüştür. Sosyopolitik bağlam gereği, ölülerimizin bir geçmişi vardır. #28Aralık2011

“Mutato nomine de te Fabula narratur.” – Horatius.

4 Comments

Filed under çeviri, kitap

Bu Hayatın Ötesine — Dream Theater

Manşet: Cinayet, genç kız öldürüldü
Yankılar tepesindeki feci olayın
Dehşetli sonu, katil öldü
Belli ki intihar etti

Tanık korkunç bir ses duymuş
Koşup gittiğinde bir kadın ölmüş
Yerde yatıyormuş

Onun yanında ayakta duran adam
Elinde silah, sinirli, titriyormuş
Tanık ona yardım etmek istemiş
Ama o silahı kendi kendisine çevirmiş

Bedeni genç kızcağızın karşısına düşüvermiş
Boş yere bağırıp çağırdıktan sonra
Tanık koşarak yardım çağırmaya gitmiş
Kırık bir aşk öyküsünün üzücü sonu

Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz

Kadın ebediyen aşk istedi
Adamın başka bir planı vardı
Ve kötücül bir yola düştü
Kadın ayrılmak zorunda kaldı
“Aksi bir adamı sevemem” dedi

Kadın adamı affedecek bir neden bulabilirdi
Keşke adam değişmeye uğraşsaydı
Ölümcül buluşmaları önceden mi ayarlandı?

Sert bir boğuşma yaşanmış mıydı?
Bunu düşündürecek birçok işaret bulundu
Tanık yere düşmüş bir çakı buldu
Yoksa kurban bilmiyor muydu?
Araştırmaya devam ettiler
Katilin cebine konmuş bir not buldular
Bu bir intihar mektubu olabilirdi
Belki de kadının aşkını yitirmişti

“Hissediyorum. Yapacağım tek bir şey kaldı.
Seni yitirerek yaşamaktansa kendi canımı alırım.”

Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz

Bu sefer öğrendiğimiz herşey
(Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz)
Bu hayatın ötesine taşınır

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Öbür Acil Durum: İklimde Acil Durum — Bruno Latour

Bruno Latour, 20 Kasım 2015
Türkçesi: Işık Barış Fidaner, Canan Coşkan

Teröristlerin eylemine dair cesaret kırıcı bir şey de, güdülerine yönelik tartışmayı hareketlerindeki kadar mantıksız bir seviyeye çekmeye eğilimli olunmasıdır. Her saldırıyla birlikte büyük savaş dramını yeniden sahneliyoruz: tehlike altındaki ulus ve barbarlığa karşı donanır gözüken koruyucu-devlet oyunu. Bu şüphesiz ki gerçek fakat korkunç derecede regresif/gerileyici. Böylece “güvenlik sağlanmalı ve devlete bunu sağlayacağı araçlar verilmeli” demiş oluyoruz. İşte o kadar.

Güncel durumu daha da cesaret kırıcı kılan 13 Kasım’da işlenen suçların, başka trajediler içeren ve IŞİD’in yaptığı katliamların zıddına bambaşka tehditlere bambaşka cevaplar bulmamızı gerektiren başka bir milada birkaç gün kala gerçekleşmiş olması. Tabii ki Dünya İklim Değişimi Konferansı COP21’den bahsediyorum. Aşırı silahlanmış ipi çürüklerin düzenlediği kan gölüne polisin verdiği tepkiye kıyasla korkarım bunu artık pek ciddi ve acil saymama eğilimindeyiz.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Hadi Gidelim — Broadcast

Kendi başına bulamazsın
Yardıma ihtiyacın olacak
Ve kaybetmezsin ben varken
Hadi gidelim

Değişirsen söylerim sana
Ve kimin konuştuğunu
Burda kim gerçek anlaması zor
Hadi gidelim

Kime dönsen bilemiyorsun
Artık değişti herşey
Hadi gidelim
Cevaplar aramayı bırak
Herkesin yüzlerinde
Hadi gidelim

Ne yararı var zaman harcamanın
Asla bilemeyeceğin insanlarla
Hadi gidelim

Bir arkadaş aradığında ama
Bomboş kaldığında sonunda
Yalnız olmayacaksın

Telafi ederim istersen
Gözünde büyütürsen
Yani korkacak hiçbirşey kalmadı
Yalnız olmayacaksın
Kime döneceğini biliyorsun
Artık değişti herşey
Hadi gidelim
Cevaplar aramayı bırak
Herkesin yüzlerinde
Hadi gidelim

Ne yararı var zaman harcamanın
Asla bilemeyeceğin insanlarla
Hadi gidelim

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Öngörü/yetersizlik yasası — Gabriela van den Hoven

İmgenin birliği ile hareket yetersizliği arasında bir gerilim olduğunu söyledim. Bu gerilim imgeyle bir çekişmeyi, saldırgan bir gerilimi imletir. Ama bizce daha önemlisi bebeklerin bu çekişmeyi bedenin parçalanması tehdidi olarak tecrübe etmeleridir, ve bebeklerde özdeşime zemin hazırlayan şey bu korkudur. Sanki çocuk şöyle demiş gibidir, “Parçalanmış bir beden olacağıma bir serap olmayı yeğlerim.” Bebek kendi bedenini imgesi karşısında parçalanmış olarak tecrübe eder. O halde ayna evresi bedensel parçalanma düşlemleriyle ilişkili olarak okunabilir. Mantığını burada buluruz: öngörü/yetersizlik yasasıdır.

Gabriela van den Hoven “Aynadan bir çocuk” (The Later Lacan, 2007)

2 Comments

Filed under çeviri

A Constant Craving for Fresh Brains and a Taste for Decaffeinated Neighbours — Maria Aristodemou

This article is a radical rethinking of public international law through the use of Lacanian psychoanalysis. Its central thesis is that while contemporary scholarship addresses what Lacan calls the symbolic and imaginary registers including law, politics, and ideology, it continues to ignore and repress the dimension of the real. The article illustrates this with a clinical example examined by Kris and discussed by Lacan. Imagining public international law as an indefatigable neurotic in search of ‘fresh brains’, the article shows why meeting her in the domains of law and politics is not enough to satiate her appetite. What continues to resist is the ‘extimate’, the inhuman element within the human that the subject hides so well from herself that it is excluded in the interior. A major instance of the extimate is the ‘caffeinated neighbour’, that is, the neighbour who is not in our image because her disturbing core has not been subtracted. The article argues that unless international law comes to terms with this inevitably ugly and obscene core, in oneself as well as in the neighbour, it cannot hope to achieve any meaningful changes. That the need to recognize the extimate is the ethical demand facing international law now; unless we address it, our symptoms will continue to grow and we will continue to crave fresh brains. Continue reading

Leave a comment

Filed under makale

Renk nedir? — çeviri derlemesi

renk-nedir-kapakSon versiyon: 6 Aralık 2015

(42 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Çocuk Zamanla (Deep Purple)

Nişan Altında Bedenler: Canlı Kalkanları Anlama Çabası (Léopold Lambert)

Biyo-ahlak üzerine (Alenka Zupančič)

Ayrılma (Slavoj Žižek)

Aşk üzerine (Jacques Lacan)

Entropi üzerine (Jacques Lacan)

Termodinamik üzerine (Jacques Lacan)

Soyut cebiri icat eden kadın: Emmy Noether (Katie Mack)

Yas, yasaya dönüşür (Judith Butler)

Düşlemi savunarak: Slavoj Žižek’e bir yanıt daha (Sam Kriss)

Olsa Olsa Yaya (Courtney Barnett)

Kod Maymunu (Jonathan Coulton)

Hiç (Depeche Mode)

10 Ekim Ankara açıklaması (SYRIZA)

Kardeşlik üzerine (Jacques Lacan)

İmleyen, İmlenen, İmleten, İmlendiren

10 Comments

Filed under çeviri, kitap

#KüçükPanteon Çevirmen Versiyonunun Hazırlanması

1) Bir kitapçıya gidip Alain Badiou’nun Küçük Panteon kitabını isteyiniz. Size kırmızı ciltli bir kitapçık verilecek. Elinizdeki kitap #KüçükPanteon Editör Versiyonu’dur:

2) Şu sayfalarda geçen ‘toplum’ sözcüklerini daksille silerek yerine ‘sosyete’ yazınız: ve ‘toplumsal’ sözcüklerinin üstüne küçük stickerlar yapıştırıp ‘sosyete’ ve ‘sosyal’ yazınız:

19, 23, 32, 102, 108, 109, 110, 134

3) Şu notu küçük bir kağıda yazıp kitabın iç yüzüne yapıştırınız:

Fransızca société ve İngilizce society sözleri Türkçede “toplum” sözcüğü ile karşılanıyor. Türkçede ayrıca “toplum”la zıtlaşan “sosyete” diye bir kavram var. İlk bakışta birbirlerinden uzak gibi gözükseler de “toplum” ile “sosyete” arasındaki zıtlık iki yönden ele alınırsa derin bir çağrışım açığa çıkar: Sosyete, toplum değildir. Yani biz onları anlamayız. Toplum, sosyete değildir. Yani biz onlara benzemeyiz. Böylece iki terim arasındaki zıtlık, biz ve onlar zamirleri arasında gelişen bir zıtlaşmaya dönüşür. Kısacası Fransızca société sözü “toplum” diye çevrilmeyi reddetmiştir ve dilimizde enformel bir kalıntı bırakmıştır. “Toplum” sözü böylece iki temel desteğe yaslanmıştır: Sosyeteyi anlamıyoruz. Sosyeteye benzemiyoruz. Bu destekler ve getirdikleri yüklerden kaçınabilmek için bu kitapta sociétéyi sosyete olarak bırakmayı tercih ettik.

Evet bu kadar. Artık kitabı güvenle okuyabilirsiniz. İyi okumalar!

Not: Bu işlemleri hayata geçirmeniz esnasında size şaşkınlıkla bakıp ne yaptığınızı anlamaya çalışıyormuş gibi tavırlar takınan Türklerle karşılaşma ihtimalinize karşı şöyle bir yanıt vermenizi tavsiye edeceğiz:

“Ne var birader, üstdil mi gördün?”

~~~ Yersiz Kitaplar ~~~

1 Comment

Filed under çeviri, kitap

Bir Amerikalı Ütopyası: İkili İktidar ve Evrensel Ordu — Fredric Jameson

amerikan

(penguinrandomhouse.com)

Editör: Slavoj Žižek
Kategori: Felsefe

İngilizce yayımlanacak kitabın tanıtım metni

Takdir edilen kültürel kuramcının ihtilaf yaratan manifestosunu önde gelen yazarlar tartışıyor

Fredric Jameson’un çığır açan denemesi Bir Amerikalı Ütopyası özgürleşmiş topluma dair standart solcu mefhumları sorgularken —başka şeylerin yanısıra— toplumun komünist tekrar-örgütlenmesinin bir modeli olarak evrensel zorunlu askerliği savunmaktadır, komünist bir toplumda merkezi meselenin haset ve hınç olduğunu tamamen kabullenmekte ve çalışma ile boş zaman arasındaki bölünmenin aşılması rüyalarını reddetmektedir. Dünyayı değiştirmeye, özgürleşmiş toplumu nasıl hayal ettiğimize dair rüyaların değiştirilmesiyle başlanmalı aksiyomunu benimseyen Jameson’un bu metni küresel kapitalizmin imkanlı ve hayal edilebilir alternatifleri üstüne tartışma tetiklenmesi için ideal bir yerdedir. Jameson’un denemesine ek olarak bu ciltte filozofların, politik ve kültürel analistlerin verdiği tepkilerin yanısıra Jameson’dan bir sonsöz bulunuyor. Çoğu okur karşılaşacakları şeyi itici bulacak — kan çıkacak. Ama, ya sola yeni bir şans vermek için böyle (ideolojik) kan dökülmesi gerekliyse?

Katkı yapanlardan bazıları Kim Stanley Robinson, Jodi Dean, Saroj Giri, Agon Hamza, Kojin Karatani, Frank Ruda, Alberto Toscano, Kathi Weeks, ve Slavoj Žižek.

ç.n. Sözkonusu denemeyi ve kitabı okuyamadığım için çeviri isabetli olmayabilir. Zizek Paris üstüne yazısında “militarizm” için bu kitaba işaret etmişti. Bkz. Dünyadan Çeviri, ViraVerita, Sendika#.org. Ayrıca Zizek’in militarizmine karşı düşlemi (fanteziyi?) savunan Sam Kriss de okunabilir. Bkz. ViraVerita.

2 Comments

Filed under kitap

Sinança — Şirin Cemgil, Ali Taylan Cemgil

sinanca

(ayrintiyayinlari.com.tr)

Sinança için sosyalist bir kadının, Şirin Cemgil’in hikâyesi denebilir. Bir anlamda, 1970’lerden bu yana Türkiye’de yaşanan mücadele süreçleri düşünüldüğünde, sayısız devrimci-sosyalist kadının duygularının, dirençlerinin ifade bulmuş hali.

Bu romansı kitap, kısa süren bir “dün” ile uzun süren bir “bugün” arasında gidip gelen mektuplaşmalardan oluşuyor. Sancılı, gerilimli, sevinçli. Hasret ve yalnızlık da var kaçınılmaz olarak.

Anlatılanlar, Türkiye sosyalist siyasi tarihinin bir parçası.

Şirin bu kitabın adını “Bitmemiş Yazılar” koymuştu ölümünden önce. Kaleme alacağı pek çok şeyi yazamadı ama bu kitap onun sevgisinin ve hayatının en yalın özeti.

Sinança, hem bitirilememiş bir aşk mektubu, hem bir otobiyografi, hem de siyasi bir anlatı olarak okunabilir.

Şirin’in cümleleri hafızaları tazeleyecek.

ISBN: 978-605-314-032-0
Baskı: 1.Baskı – 2015
Yayın No: 920
Dizi No: 16
Alt Başlık: Şirin Cemgil Sinan Cemgil’i Anlatıyor
Dizi: Yakın Tarih
Yazar: Şirin Cemgil
Derleyen: Taylan Cemgil
Yayıma Hazırlayan: Enis Rıza, İlbay Kahraman
Son Okuma: Müslüm Yücel
Düzelti: Yiğit Can Canbatar
Kapak Tasarımı: Gökçe Alper
Dizgi: Kâni Kumanovalı

Leave a comment

Filed under kitap