Monthly Archives: January 2016

Mevsimler Değişimi I, II — Dream Theater

~ I. Kızılca gündoğuşu ~

Sözsüz

~ II. Masumluk ~

Hatırlarım bir zaman
Kırılgan ham aklım
Kızılca gündoğuşunu izledi
Neler bulacağını hayal etti
Hayat heyecanla doluydu
Sıcak esen rüzgarı duydum
Sınırları keşfetmek gerek
Kış karından daha çok derinleşmek

Masumluk okşarken beni
Hiç böyle genç hissetmedim
İçimde ne çok hayat vardı
Özlemim daha çoğunu aramaktı

Ama artık o günler geçti
Ağaçtaki yaprak gibi değişti
Ebediyen uzaklara savruldu
Serin güz melteminin içine
Kar yere düştü artık
Ve güneşim pek parlak değil
Tutunmaya uğraşırım
Kalan son kuvvetimle

Haksızlık sığınağımda
Fenalık ve incelikle
Acıyı geçirmeye uğraşırım
Aynıyı bulmaya uğraşırım

Cehalet çevremi sarmış
Hiç böyle korkuyla dolmadım
Bütün hayatım içimden çekilmiş
Son yaklaşıyor…

(III, IV)

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Aşırı yüklenme — Talking Heads

Korkunç bir sinyal
Tanınmayacak kadar zayıf
Nazikçe bir yıkılış
İçerilerin çıkarılması

Seslenmen beni etkiledi
Böyle anlara değer veririm
Sandığımızdan çok yaşlanmışız
… Birisinin gözlerinde

Sık sık geri dönülmesi
Ve hiç gözükmeden terk edilmesi
Merhametin bir koşulu
Havada bir değişiklik

Hatırlanacak bir manzara
Merkez kaybolmuş
Sorgulanan gelecekte ne olacağıdır
… Birisinin gözlerinde
Nazikçe yıkılışı
Bütün zeminlerin
Sakin yolda seyahat ediyoruz
… Aşırı yüklenme

(The Overload)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bu ve birçok diğer şarkı ve söze facebook rastlantı bağlamı sağlayan Žižek and the Slovenian School (kısa adıyla Zatss grubumuza teşekkürler.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Hakiki Kötüsöz: Pussy Riot Mahkumiyetine Dair — Slavoj Žižek

Pussy Riot [Pisi İsyanı] üyeleri kötüsöz [blasphemy] ve dinden nefret etmekle mi suçlanıyor? Yanıt vermek kolay: hakiki kötüsöz devletin yaptığı suçlamanın kendisidir, hakim klik karşısında politik protesto eylemi olduğu apaçık olan bu eylemi dinsel bir nefret suçu olarak formüle etmeleridir. Brecht’in Dilenciler Operası’ndaki o eski sözünü hatırlayın: “Bir bankayı soymak, yeni bir banka kurmaya kıyasla nedir ki?” 2008’de Wall Street bize bunun yeni versiyonunu tanıttı: birkaç bin dolar çalıp bu yüzden hapse atılmak, finansal spekülasyonlarla onlarca milyon kişiyi evinden ve kazancından yoksun bırakıp hem de bu sayede yüce ihtişamlı devlet desteğiyle ödüllendirilmeye kıyasla nedir ki? Şimdiyse Rusya’dan gelen, devlet iktidarından gelen başka bir versiyonla karşılaştık: Pussy Riot’un kilisede yaptığı müstehçen provokasyon, Pussy Riot karşısında yapılan suçlamaya kıyasla, devlet aygıtının her türlü makul kanun ve düzen mefhumuyla alay ederek yaptığı bu devasa müstehçen provokasyona kıyasla nedir ki?

Pussy Riot’un eylemi sinikçe miydi? İki tür sinisizm vardır: ezilenlerin iktidardaki ikiyüzlülerin maskesini düşüren buruk sinisizmi, ve bizzat kendi ilan ettikleri ilkeleri açıkça ihlal eden ezenlerin sinisizmi. Pussy Riot’un sinisizmi birinci türdendir, iktidardakilerin sinisizmi ise –neden onların otoriter gaddarlığına bir Pipi İsyanı demeyelim– çok daha uğursuz olan bu ikinci türdendir.

Ta 1905’te Leon Troçki çarlık Rusyasının karakterini “Asyanın kamçısı ile Avrupanın stok pazarının berbat bir bileşimi” diye nitelemişti. Bu niteleme günümüz Rusyasında da giderek daha geçerli olmuyor mu?

Kapitalizmin yeni evresinin yükselişini, Asya değerleri taşıyan kapitalizmin yükselişini de duyurmuyor mu? (Tabii bu evrenin Asya’yla hiçbir ilgisi yoktur, tamamen günümüz küresel kapitalizmindeki anti-demokratik eğilimlerle ilgilidir) Eğer sinisizmi kendine ait ilkelere gizlice gülüp geçen iktidarın insafsız pragmatizmi olarak anlarsak, o halde Pussy Riot anti-sinisizmin bedenlenişidir. Mesajları şudur: FİKİRLER ÖNEMLİDİR. Onlar sözcüğün en asil anlamıyla kavramsal sanatçılardır: bir Fikri bedenlendiren sanatçılardır. İşte bu yüzden kar maskeleri takarlar: bireysizleşmenin, özgürleştirici anonimliğin maskelerini takarlar. Kar maskeleriyle verdikleri mesaj, hangi birisinin tutuklandığının önem taşımadığıdır – onlar bireyler değildir, onlar bir Fikirdir. Ve işte bu yüzden onlar böylesine bir tehdittir: bireyleri hapse atmak kolaydır, bir de Fikri hapse atmayı deneyin!

İktidardakiler –gülünç ölçüde aşırı gaddar tepkiler vererek belli ettikleri gibi– paniğe kapılmakta bu yüzden tamamen haklıdırlar. Ne kadar gaddarca davranırlarsa Pussy Riot o kadar önemli bir simge haline gelecektir. Ezici tedbirler daha şimdiden Pussy Riot’un tam anlamıyla dünyanın her yerinde gönüllerde yer etmesiyle sonuçlanmıştır.

Bileşimindeki cesur bireylerin Pussy Riot’un küresel bir simgeye dönüşmesinin bedelini kendi canlarıyla ödemesinin önüne geçmek hepimizin kutsal vazifesidir.

Slavoj Žižek
7 Ağustos 2012

~~~

ç.n. “true blasphemy” karşılığı olarak “esas kötüsöz” veya “asıl kötüsöz” demek belki anlamayı kolaylaştırabilirdi ama kötüsöz hiçbir şeyin esası veya aslı sayılamaz. Burada hakikat [truth] üstüne (belki vérité üstüne, gerçek üstüne) bir belirsizlik sözkonusu (bir bahis [wager] değilse

1 Comment

Filed under çeviri

Amerika’nın IŞİD karşıtı savaşta en iyi müttefikleri, Bronx doğumlu bir liberter sosyalistten ilham alıyor

image

Akbar Shahid Ahmed — 18 Aralık 2015 — Huffington Post

Kaynak: Dünyadan Çeviri, Türkçesi: Serap Güneş

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Söz hazzı ve hal hazzı üzerine

~Yersiz Şeyler~ sitesini 2008’de açmıştım. Çeşitli sebeplerle çeviriler yaptıkça burada yayınlıyordum. 2012’de herkesin bildiği ve 2013’te herkesçe bilinen büyük politik gelişmeler yaşandı. 1 Mayıs 2014’ten itibaren neredeyse her gün bir şeyler çevirmeye başladım. Facebook’taki Žižek gruplarından güncel makaleleri takip edebiliyordum. Çevirileri biriktikçe derleyerek Yersiz Kitaplar‘ı oluşturmaya başladım. İlk derleme Yeni Bir Dünya İçin (McKenzie Wark) önsöz ve içeriğiyle yürüttüğüm bu ~çeviri çabasının~ ne olduğunu dile getiriyordu.

2015 başından itibaren ~Dünyadan Çeviri~ sitesinin hazırlamış olduğu “çeviri kaynakları” listesini genişleterek çevrilmiş ve çevrilmeye değer güncel makaleleri sürekli bir diyalog içinde takip etmeye ve diğer çevirmenlerle iletişim geliştirmeye başladık. 7 Haziran 2015 genel seçimleri ardından bir yandan ~Fraksiyon.org~ sitesi çevirmenleriyle çeviri emeğinin değerlenmesi noktasında beliren çatışkılar bağlamında, öte yandan ~Psikanalitik Şeyler~ sitesiyle özellikle Türkiye’de herkesin bildiği politik gelişmelerin herkesçe bilinmeyişi konusunda oluşturduğumuz iletişim kanallarıyla felsefe ve psikanaliz çevirilerini sürdürdük. Yunanistan’daki SYRIZA iktidarının Avrupa Birliği karşısında düştüğü borç krizinin şiddetlendiği Temmuz ayında ~Dünyadan Çeviri~ ve ~Hayal Gücü İktidara~ ile birlikte Syriza: Deneyimler derlemesini yayınladık.

Ağustos sonunda Encore Yayınları’ndan gelen bir “teklif” sayesinde onuncu Yersiz Kitap Küçük Panteon (Alain Badiou) olmuşsa da ne yazık ki bu ~çeviri çabası~ bir “emek” statüsü edinemedi ve kitapta anlatılan Fransız ~sosyetesi~ “toplum” nitelemesi altında Türk dil sahasına katılmayı tarihte olduğu gibi yine reddetti. Buradaki Mesele sonradan şu sorularda ifade buldu: Üstdil var mıdır yok mudur? (Yoktur) Suyunu çıkarmanın alemi var mıdır yok mudur? (Vardır.

Şimdi okuyacağınız yazının ilk taslağı “toplumun” ~sosyeteden~ Ekim başında ayrışmasından çok önce, SYRIZA iktidarının borç krizinin Temmuz ayında şiddetlenmesinden de önce, 28 Haziran 2015 Onur Yürüyüşü ardından yazılmış ve ait olduğu bağlamla birlikte dile getirilmesine yol açacak şartların oluşmasını beklemiştir.

Işık Barış Fidaner

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Barış İçin Yayıncılar: Biz de bu suça ortak olmayacağız

Kaynak: meseledergisi.com

Yayımladıkları bildirinin ardından baskıya maruz kalan Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’ne destek vermek amacıyla bildiri yayımlayan Barış İçin Yayıncılar’ın imzacı sayısı 110’a ulaştı [*]. Bildiride barıştan yana tavır alan akademisyenlerin ve yazarların yayıncısı olmaktan duydukları gururu dile getiren yayınevleri ve kitap dergileri “asla boyun eğmeyeceğimizi beyan ediyoruz” dedi.

Continue reading

Leave a comment

Filed under bildiri

flood

evet artık buranın varlık sebebini sorabiliriz: timeline nedir? timeline ortaklaşa bir önbilinçtir, dinamik bir önbellektir.

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Zaaf / Sinir — Depeche Mode

Bir zaafım mı var?
Bir zaafım mı var?
Antenim mi bozulmuş?
Antenim mi bozulmuş?

Düşünüyorum da sen batıyorsan
Demek ki ben boğulacağım
İtiraf etmeliyim
Beni de devirecek bunalımın

Doğru yolda mıyım?
Doğru yolda mıyım?
Kötü bir zaman mı seçtim?
Kötü bir zaman mı seçtim?

Sanki benim gözlerimden hayal kuruyorsun sen
Niye karşı çıkayım senin başarın benim ödülümken

Ah kardeşim, gel bana yardım et
Ah kardeşim, beni anladığını söyle

Seni sinir mi ettim?
Seni sinir mi ettim?

Bir zaafım mı var?
Bir zaafım mı var?

Düşünüyorum da sen batıyorsan
Demek ki ben boğulacağım
Öyle sanıyorum ki savunulamaz bir konum içindesin

Ah kardeşim, gel bana yardım et
Ah kardeşim, beni anladığını söyle

Seni sinir mi ettim?
Seni sinir mi ettim?

Bir zaafım mı var?
Bir zaafım mı var?

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Yıkılış Mantığına Karşı — derleme

yikilis-kapakSon versiyon: 17 Ocak 2016

(22 sayfa — PDFLaTeX)

Işık Barış Fidaner: 2012’de Emek Dünyası’nda yayınlanan yazılar. Gökhan Biçici ve Leyla Alp’e teşekkürler.

İçindekiler

Yayınlarda “doluluk” meselesi

Evrensel ajitatör Slavoj Žižek

İdeolojik söküğü dikme çabaları

İnternet bir teknoloji değildir

Nedir Mahmut bey?

Acı insanı böler

Anti-felsefe ve “liberal eğilimler”

Yıkılış mantığına karşı “kendine-göre zaman”

3 Comments

Filed under dergi, kitap

Yıkılış mantığına karşı “kendine-göre zaman”

Yıkım mantığına karşı ‘kendi-için zaman’ın (Emek Dünyası, 6 Ağustos 2012) versiyonudur.

Tahsin Yücel’in 1992’de yayınlanan Peygamberin Son Beş Günü romanının baş karakteri, “peygamber” lakaplı yaşlı bir “marksçı ozan” olan Rahmi Sönmez, bir gün bütün kitaplarını satmaya karar veriyor. Kitapçı soruyor:
Continue reading

1 Comment

Filed under makale