Rüya işi ve resimli yazı ~Rebus~

Freud’un en önemli eseri Rüyaların Yorumu‘dur. Şakalar ve Bilinçdışıyla İlişkileri ve Gündelik Hayatın Psikopatolojisi bu eserin ardından gelir. Breuer’le hazırladığı Histeri Üzerine Çalışmalar da bu önemli eseri hazırlamıştır.

Kendimi psikanaliz uzmanı sayamam, psikanalistlerle herhangi bir bağ yürütmüşlüğüm yoktur (tabi burada ister istemez analitik bağ kastediliyor çünkü aktarım [transference] kavramı buna dayanır [*]) ama 2007’den itibaren sürekli Žižek, sonraki yıllarda da sürekli Freud  ve Lacan okudum. Başka birçok şey de okudum ama kavramsal zemin olarak bu hattın bütün hatları birleştiren ana hattı oluşturduğunu söylemek incorrect olmaz. Yani rüya işlerimizin (ya da gerekiyorsa kabus işlerimizin) dayanabileceği her türlü rüya düşüncesini bu hat üzerinde bulabiliriz.

Düşlemlerin [Phantasie] gelip rüya düşüncelerini belirleyebilmesi, makalenin sonunda söylendiği gibi hayal gücü [imagination] sayılabilmeleri, yani “hey ahbap saçmalama ha,” “ama dostum bu dediğin tam bir zırva,” vb. ayarında kalmayıp, yağmur yağıncaya kadar gökteki belki bulutlarına da asılı bırakılmayıp, “evet işte bu,” “evet bir de bunu deneyelim,” “evet bu olabilir,” gibi aktarım [transference] konusu olabilecek (ve buna aktarım demeliyiz, zira gerçelleşmiş [actualized] aktarımların elektrik su şebekelerine (telefon demiyoruz çünkü telefonda çok ciddi bir spam problemi sözkonusu ve kendisi sıkıntılı bir problem, network filan) ve toplu taşıma araçlarına kadar (iş ve eğlence arasındaki ayrıma da müsaadenizle şimdilik hiç girmeyelim çünkü ona bir girildi mi çıkılamıyor) yolu vardır.

Demek ki aktarım konusu olabilecek (ve buna aktarım demeliyiz) düşlemleri ayırt edeceksek bu ana hattı takip etmek zorundayız. Freud’u inkâr eden kendini kandırır. Mesele bu kadar açık ve nettir.

Bu ek açıklamayı yazmamın esas sebebi, yazıdaki geçen rebus teriminin birkaç hafta sonra savunacağım doktora tezimdeki yerini göstermek >>> REBUS: İzdüşüm Entropisi ile Sözcüklerin Öbeklenmesi. The rest is history diyemesek de the rest will be history diyelim. Artık tarih mi olur yoksa tarih mi olur bilinmez. Çeviriler imkân buldukça sürecektir.

İmkânı olanların bu makaleyi okumalarını özellikle tavsiye ederim.

İmkânı olmayanlar da … bilmem?

Edebiyat okuyabilirler. Türk halk edebiyatı çok zengindir. Türküler okunmuştur sözlü edebiyat aşklar savaşlar ölümler ve ihtiras ve ızdırap masallarıyla doludur. Kürtler de keza öyledir.

Ya da sosyoloji okunabilir, o da olur. Felsefe bile olur. Platon’dan Aristo’dan başlayın. Fark etmez. Bilmiyorum bana sormayın. Foucault okuyun. Marx falan okuyun.

İster Nazım Hikmet’ten başlayın ister Yaşar Kemal’den başlayın, ister Mahir Çayan’dan başlayın, ister Lenin’den başlayın, aynı ağbiselliğe çıkarsınız. Onların ölümle işi olmaz. Onlar ağbidir. Ölüm başkalarının işidir.

Freud’la başlayan psikanalitik aktarım hattının dışına çıktığınızdan itibaren ne okuduğunuzun hiçbir önemi kalmaz.

Freud’u inkâr etmek kendini Küresel Editorya Güçlerinin Keyfine teslim etmekle aynı şeydir.

Işık Barış Fidaner

[*] Bu yazı Mart 2016’da yazılmış. Haziran 2016 itibariyle Boston Lacan Çalışma Grubu’na katıldım.

2 Comments

Filed under çeviri, makale