Sınır Tanımayan Doktorlar Dünya İnsani Yardım Zirvesi’nden Çekilme Kararı Aldı

“MSF to pull out of World Humanitarian Summit” başlıklı metin ve Türkiyeli tıp doktorlarınca Türkçe’ye yapılmış veya yaptırılmış çevirisidir. Bu çevirinin kime göre ve neye göre yapıldığı bir yana, metni tıp doktorlarının kendilerinin mi çevirdikleri yoksa metni başkalarına mı çevirtip kendileri mi yayınladıkları dahi anlaşılamamakta zira kendileri metni kimin çevirdiğini çeviriyi yayınladıkları sayfaya yazma veya yazdırma gereği duymamışlar. Çevirinin İngilizceden mi yoksa başka bir dilden mi (diyelim ki Fransızcadan mı) yapıldığını da benzer sebeplerle bilemiyoruz. Fakat İngilizce metinle karşılaştırıldığında Türkçedeki sözcük seçimlerinde en iyimser deyişle sakarca davranıldığı açıkça görülmektedir.

Elbette bir kurumda görülen sakarca davranışlar o kuruma yönelik bomba düşmesi roket düşmesi gibi beklenmedik vukuatlara gerekçe oluşturamaz fakat tıp ve benzeri alanlardaki doktorların nelere özen gösterirken nelere özen göstermediklerine dikkat çekmek de biz çevirmenlerin hakkı ve tarihsel görevidir. Sağlıklı çeviriler yapacaksak özellikle sağlıkla ilgili alanlardaki doktorlar ve doktor adayları karşısında (bu doktor ya da doktor adayı kendimiz olsak bile) dikkatli ve acımasız olmak zorundayız.

5 Mayıs 2016

2015’te Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) işlettiği veya desteklediği hastanelerin 75’i bombalı saldırıların hedefi olmuştur. Bu saldırılar, savaşın en temel kurallarından biri olan, sivil veya muharip olup olmadığına bakılmaksızın sağlık tesislerinde tedavi gören tüm hastaların korunma ve saygı görme hakkının çiğnendiği anlamına gelmektedir.

Hastanelere yönelik saldırıların yanı sıra, Suriye, Yemen, Güney Sudan, Afganistan ve daha pek çok ülkede süregelen çatışmalarda siviller ayrım gözetilmeksizin katledilmektedir. Avrupa sınırlarının ötesinde göçmen ve mültecilere uygulanan muamele ise, insaniyet yoksunluğunun boyutunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Devletlerin, Birleşmiş Milletler (BM) kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) bir araya gelerek bu gibi önemli konuları tartıştığı bir insani yardım zirvesi, belki de daha önce hiç bu kadar önem arz etmemiştir. Dolayısıyla bu ay gerçekleşecek olan Dünya İnsani Yardım Zirvesi (DİZ) aslında bu konuları ele almak için olağanüstü bir fırsattır.

Last year, 75 hospitals managed or supported by Médecins Sans Frontières (MSF) were bombed. This was in violation of the most fundamental rules of war which gives protected status to medical facilities and its patients, regardless if the patients are civilians or wounded combatants. Beyond the hospitals, civilians are being wounded and killed by indiscriminate warfare in Syria, Yemen, South Sudan, Afghanistan and elsewhere.  At the same time, the treatment of refugees and migrants in Europe and beyond has shown a shocking lack of humanity. A humanitarian summit, at which states, UN agencies and non-governmental organisations come together to discuss these urgent issues, has never been more needed. So the World Humanitarian Summit (WHS) this month could have been a perfect opportunity.

MSF geçtiğimiz 18 ay boyunca çeşitli konularda bilgilendirme notları hazırlayarak yoğun bir biçimde Dünya İnsani Yardım Zirvesi’ne hazırlanmıştır; bu, bizlerin zirveye katılmak için ne kadar istekli olduğunu ortaya koyan bir göstergedir. DİZ, insani yardım sektörünü farklı kuruluşlara açarak geniş çaplı bir perspektife oturtmuş, bu yönüyle takdire şayan bir adım atmış ve kapsamlı bir sürece öncülük etmiştir.

MSF has been significantly engaged in the WHS process over the past 18 months, including preparing briefing notes on various themes – a sign of our willingness to be involved. The WHS has done an admirable job in opening up the humanitarian sector to a much wider group of actors, and leading an inclusive process.

Ancak gelinen noktada, üzülerek zirveden çekilme kararı almış bulunuyoruz. DİZ’in özellikle çatışma bölgelerinde ve salgın hastalık durumlarında insani yardım faaliyetlerinin ve afet müdahalelerinin güçlendirilmesi gereken zayıf yönlerini ele alacağına dair umudumuz yok olmuştur. Bunun yerine DİZ’in, insani yardımı kalkınmanın bir parçası haline getirme eğiliminde olduğu görülmektedir. Dahası zirve, insani yardım ve mültecilerle ilgili uluslararası yasaların altına imza atan devletlerin, aynı yasalara uyma ve bu yasaları uygulama yükümlülüklerini desteklemekten uzaktır.

However, with regret, we have come to the decision to pull out of the summit. We no longer have any hope that the WHS will address the weaknesses in humanitarian action and emergency response, particularly in conflict areas or epidemic situations. Instead, the WHS’s focus would seem to be an incorporation of humanitarian assistance into a broader development and resilience agenda. Further, the summit neglects to reinforce the obligations of states to uphold and implement the humanitarian and refugee laws which they have signed up to.

Dehşet verici bir seviyeye ulaşmış olan Uluslararası İnsani Hukuk ve mülteci hakları ihlallerinin bir rutin haline gelmesi, zirve katılımcılarını iyi niyetli, fakat alelacele bir biçimde “standartları uygulama” ve “ihtiyaçlara karşılık verme” gibi genelleyici kararlar almaya zorlayacaktır. Zirve, her şeyden önce hükümetler tarafından gerçekleştirilen bu sistematik hak ihlallerinin göz ardı edilmesine olanak veren bir iyi niyet kılıfı haline gelmiştir.

As shocking violations of international humanitarian law and refugee rights continue on a daily basis, WHS participants will be pressed to a consensus on non-specific, good intentions to ‘uphold norms’ and ‘end needs’. The summit has become a fig-leaf of good intentions, allowing these systematic violations, by states above all, to be ignored.

Zirve sonunda, hükümetler, BM kurumları ve STK’lardan oluşan katılımcılardan yeni ve iddialı “taahhütlerde” bulunmaları istenecektir. Ancak hükümetlerle aynı güce ve yükümlülüklere sahip olmayan BM kurumları ve STK’ları aynı seviyede ele almak, hükümetlerin sorumluluklarını minimuma indirmektedir. Buna ek olarak, zirvede alınacak kararların bağlayıcılığının olmaması, katılımcılardan yalnızca çok küçük bir kısmının, daha önce imzalamadıkları taahhütlerin altına girmesine sebep olacaktır.

Summit participants, whether states or UN agencies or non-governmental organisations, will be asked to declare new and ambitious “commitments”. But putting states on the same level as non-governmental organisations and UN agencies, which have no such powers or obligations, the Summit will minimise the responsibility of states. In addition, the non-binding nature of the commitments means that very few actors will sign up to any commitments they haven’t previously committed to.

Dünya İnsani Yardım Zirvesi’nin, hayati önem arz eden erişim ve koruma konularına öncelik vereceğini, bağımsız ve tarafsız insani yardımın rolünü ön plana çıkaracağını ve afet yardımının iyileştirilmesi ihtiyacına dikkat çekeceğini umut etmekteydik. Ne yazık ki DİZ, bu konuda başarısız oldu; bunun yerine “afet yardımını farklı şekilde yapma” ve “ihtiyaçları ortadan kaldırma” arzusuna odaklandı. İnsani yardım; kulağa hoş gelen bu kelimeler; kalkınma, barışın inşa edilmesi ve siyasi gündemler karşısında insani yardımı ortadan kaldırma yönünde bir tehdit oluşturmaktadır.

We hoped that the WHS would advance these vital access and protection issues, reinforcing the role for independent and impartial humanitarian aid, and putting particular attention on the need to improve emergency response. Unfortunately it has failed to do so, instead focusing on its ambitions to “do aid differently” and “end need”, fine-sounding words which threaten to dissolve humanitarian assistance into wider development, peace-building and political agendas.

Suriye’de, Yemen’de, Güney Sudan’da hastalara ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin; Ürdün, Türkiye ve Makedonya sınırlarında Avrupa’ya kaçmaya çalışan sivillerin karşı karşıya kaldıkları engellemelerin; Yunanistan’da ve Avustralya’da güvenli bir liman arayan mülteci ve göçmenlerin maruz kaldığı insanlık dışı muamelenin, Ebola salgınına karşı harekete geçmede yaşanan ve küçük çaplı da olsa tekrarlanan boşluğun, bugün Angola’da yaşanan sarıhumma salgınının, bazı ülkelerin temel ihtiyaçlara erişim hakkını yok sayarak insani yardıma erişim konusunda uyguladığı katı sınırlamaların, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde tekrar tekrar nükseden salgınlara cevap vermedeki yetersizliklerin tartışılmadığı bir zirve, bizleri, bu ihtiyaçlara cevap vermede DİZ’in insani yardım sektörüne ne şekilde katkıda bulunacağını sorgulamaya itmiştir. Burada sayılan örneklerin her birinde devletlerin üzerine düşen sorumluluklar ve insani yardım sisteminin ihtiyaca cevap verme kapasitesinin azalmış olması, dolayısıyla daha çok ölüm ve acıya sebebiyet vermesi, zirvede ele alınmayacaktır.

We can no longer see how the WHS will help the humanitarian sector to address the massive needs caused by continuing violence against patients and medical staff in Syria, Yemen and South Sudan; by civilians intent on fleeing being blocked at borders in Jordan, Turkey and Macedonia; by the inhumane treatment of refugees and migrants desperately trying to find safe haven in Greece and Australia; by the serious gaps we faced during the response to the Ebola epidemic, repeated again, albeit on a smaller scale, in the yellow fever epidemic in Angola today; by the serious restrictions placed by some states on humanitarian access, denying people basic services; and by the continuing lack of effective mobilisation to address recurring disease outbreaks in Democratic Republic of Congo. In all of these situations, the responsibilities of states in their making, and the diminished capacity of the humanitarian system to respond causing yet more suffering and death, will go unaddressed.

Sınır Tanımayan Doktorlar, yukarıda belirtilen nedenlerle ve büyük bir hayal kırıklığıyla Dünya İnsani Yardım Zirvesi’nden çekilme kararı almıştır.

For these reasons, and with considerable disappointment, MSF has decided to pull out of the World Humanitarian Summit.

(MSF Türkiye, MSF)

Leave a comment

Filed under çeviri, bildiri

Comments are closed.