Büyücülük ve bilim üzerine – Jacques-Alain Miller

Kilise daha en baştan bilimsel söylemin gelip doğa diye koruduğu gerçeğe bulaşacağını algıladı, ama Galileo’yu hapsetmek karşı konulmaz bilimsel dinamiği durdurmaya yetmedi. Latince torpitudo diye, kâr, kazanç iştahı diye nitelenmesi kapitalizmin dinamiğini durdurmaya nasıl yetmediyse öyle – kâr anlamında Latince torpitudo sözcüğünü kullanan Aziz Thomas’tır.

Ümitsiz dava, ama Lacan şunu da demişti: Kilisenin davası belki de bir galibiyeti duyurur. Peki neden? Çünkü doğadan azat edilen gerçek o kadar beterdir ki giderek daha dayanılmaz hale gelir; kaybedilmiş düzene dair nostalji gibi bir şey vardır ve telafi edilemese de bir yanılsama gibi geçerliliğini sürdürür. Bilimsel söylemin fiilen açığa çıkışından önce, gerçeğe dokunmak için bir arzu; doğa üstüne eylemek, ona itaat ettirmek, onun gücünü harekete geçirmek ve yararlı kılmak biçimi altında ortaya çıkıyordu. Nasıl? Bilimden önce, diyelim ki bilimsel söylemin açığa çıkışından yüz yıl önce, bu arzu büyü denen şeyde tezahür etmişti. Büyü, çocukları eğlendirmek için kullandığımız gözbağı numaralarından farklı bir şeydir. Lacan büyüye o kadar önem verir ki Yazılarının son metni “Bilim ve Hakikat”te büyüyü hakikatin dört aslî konumundan biri olarak işaretler: büyü, din, bilim, psikanaliz. Bu dört terim ünlü dört söylemden bir şeyleri sezinler. Büyüyü doğrudan doğadaki imleyenin çağrısı diye tanımlar, ruh çağırma [incantation] imleyeni temelinde. Konuşulması –birinin, yani büyücünün konuşması– doğayı konuşturmak içindir, onu aksatmak içindir, bu da gerçeğin ilahi düzenini ihlal eder, öyle ki büyücülük bir cadılık türü sayılarak büyücülere eziyet edilmiştir. Fakat bu büyücülük, bu büyü deliliği, bilimsel söyleme duyulan özlemin dışavurulması gibiydi. Bilge Francis Yates’in savı buydu, ona göre hermetisizm bilimsel söylemin yolunu hazırlamıştır. Şu da tarihsel bir olgudur ki bizzat Newton seçkin bir simyacıydı. Ekonomist Keynes bu konuda yazdı, Newton’un yerçekimi yasalarına kıyasla çok daha fazla vaktini simyaya adadığını söyledi… Bilim tarihi branşında araştırma konusudur diye söylüyorum. Ama Alexandre Koyré’yi takip etmekle daha iyi ederiz, o aradaki farkta ısrar etmiştir: Büyü doğayı konuştururken bilim onun çenesini kapar. Büyü retorik ruh çağırma ya da kovuşturmadır [purgation]. Bilimde konuşma yazıya döner. Galileo’nun dediği gibi: Doğa matematiğin dilinde yazılmıştır. Şunu hatırlamalıyız ki öğretisinin aşırı ucunda Lacan –artık psikanalizi bilimsel kılma hırsı olmadığında– korkmadan sormuştu: Psikanaliz bir çeşit büyü değil mi? Bunu sadece bir kere söyledi, ama düşünülecek bir yankısı vardır. Böylece elbette doğanın mutasyonu başlar, Lacan’ın aforizmasıyla ifade edersek: “gerçekte bilgi vardır”. Yenilik budur, doğanın içine bir şey yazılmıştır.

Jacques-Alain Miller 2012 “21’inci Yüzyılda Gerçek” sunumundan

1 Comment

Filed under çeviri

One response to “Büyücülük ve bilim üzerine – Jacques-Alain Miller

  1. Pingback: İşte böyle — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER