Cinsel ilişkinin yokluğu ve iki evrensel — Jacques Lacan

Gelin biz gene bu yanıt işlevini bir apologla örnekleyelim, psikologun bize sağladığı bağıran bir logla örnekleyelim, çünkü can bağırır, hatta, petit (a) telaffuzu ile, b(a)ğırır [1].

Sorun şu ki psikolog, kendi sahasını ancak teolojiyle destekleyebildiğinden, psişik olanın normal olmasını ister, sonuçta onu baskılayacak şeyler geliştirir.

Özellikle de Innenwelt ve Umwelt, böylece insanın hiç çıkmadığı labirenti yapan voltacı-insana [homme-volte] dikkatini vermekle daha iyi edecektir.

Uyaran-yanıt çifti ona bu icatlarını itiraf ettirir. Yanıt bireyin kendini canlı tutmasını sağlayan şeydir, ne güzel, ama bunun çabucak ve kötü bitmesiyle beliren soruyu, hayatla bireyin tekrar-üremesi çözer, dolayısıyla soru da tekrar-üremiş olur, yani bu durumda tekrar-LAN!-mış olur. [2]

Bilinçdışında keşfedilen şey aslında budur, sonradan bunun bir yanıt olduğu anlaşılır, ama uyaran olmasından dolayı.

Gene bu yüzden, ne olursa olsun, psikolog voltacı-insanın tekrarlamasına geri döner, bunun da bilinçdışında üretildiğini biliriz.

Hayat kuşkusuz ürer, niye ve nasıl Allah bilir. Yanıttan gelen şeyse olsa olsa bir soru olur, hayatın üremesini destekleyen bir ilişki barındırmaz.

Bilinçdışından gelen şu formül hariç: “İnsan nasıl ürer?”

— “Sorunun üremesiyle” diye yanıtlanır. Ya da “seni konuşturmak için” denir, ya da bilinçdışında varol-muş olur [3].

İşte buradan iki tane evrensel elde etmemiz gerekir, (“lar” olup kendi oluşlarına inanan) konuşmacıları birbirinden ayırmaya yetecek tutarlılıkta iki tane bütün, eş-adımlarla ulaşırken ayakları fazla birbirine dolanmayacak iki tane yarım-benlik [4] elde etmemiz gerekir.

(L’Étourdit, EN: C. Gallagher)

[1] ç.n. Fransızcadaki sözcüğün “köşeye sıkışmak” “havlamak” gibi anlamları var.

[2] ç.n. Fransızcadaki ré-pète, İngilizcede re-fart yani tekrar-osurmak anlamına geliyor.

[3] ç.n. Fransızcadaki ex-sister: buradaki “ex-” “dış” diye çevrilebiliyor ama bilinçdışı bilincin dışındaymış diye illa tutup dışarıya çıkarılması gerekmez. Böyle uzamsal yerleştirmeler yerine “-miş” gibi kipsel bir fark bu bilinçdışı mesafeyi daha iyi ve daha incelikle yakalayabilir.

[4] ç.n. Fransızcadaki moitiés: “yarımlar” demek ama hemen sonraki cümlede “moi” (ben) ile ilişkilendirilecek.

4 Comments

Filed under çeviri