Neden Syriza’dan Koptuk (2) — Syriza Gençlik

Syriza Gençlik Merkez Komite Üyeleri — 1 Eylül 2015 — jacobinmag.com

(1)

Ne Yapılacak

Bu yeni şartlar altında, ve gelecek seçimlere dair bir beyanat yapmanın acil politik gerekliliği karşısında, Syriza Gençlik Merkez Komitesi’nin onsekiz ve ondokuz Temmuzdaki son toplantı kararını hayata geçiriyoruz sadece, bu karar üçüncü memorandumun oylanması ve uygulanmasına karşı çıktığımızı açıkça bildiriyordu, çünkü bu memorandum “ideolojik kaynaklarımıza, seçim bağlılıklarımıza, kolektif kararlarımıza terstir, ve Syriza’nın eylemlerle sağladığı akışı bozmaya dönük bir çabadır, Sol’un tarihsel zafere ulaştığı tek Avrupa ülkesindeki alternatif yola dair fikir ve umutları darbelemektedir.”

Aslında aynı kararın içinde kapitalin Avrupa Birliği ve Avrupa Sahası [eurozone] gibi politik kurumlarına karşı duruşumuz gibi mühim meselelere dair analizimizi geliştirerek şöyle bildirmiştik:

AB ve AS’nin her şeyden önce anayasal neoliberalizm gibi işlediğini ve dönüşüm potansiyellerine derinden engel olduğunu anlamalı ve incelemeliyiz. Enternasyonalist stratejimizi, bu ulusüstü oluşumlardan kopuş ve çekilme prizmasında, demokrasi ve popüler egemenlik talebi gibi, aynı zamanda neoliberal ortodoksların sorgulanması için gerekli bir önşart gibi tekrar gözden geçirmeliyiz.

Sonunda açıkça bildirdik:

adil dünya kavgası ahlaki/manevi bir tercih değil, günlük hayatlarımızı değiştirmenin, yaşam tarzımızı ve sosyeteyi toplumu dönüştürmenin bir yoluydu. Biz bu yolda yürümeyi sürdüreceğiz, tarihin bir imkanlar arazisi olduğunu aklımızda tutarak, ve başkalarına imkansız gelebilen şeyleri imkanlı kılmak için sürekli uğraşarak.

Bu bildiri ışığında, Syriza’ya katılmaya ya da destek verme hakkına sahip olmadığımız kamusal konumumuza uygun olarak, seçimlere katılan antikapitalist oluşumlardan, Syriza Gençlik Merkez Komite’nin yukarıda verilen son kararındaki önermeleri yankılayanlara, ve tasarruf [austerity] bakımından TINA’nın [Hiçbir Alternatif Yok] reddini içerenlere oy verilmesini salık veririz, böylece “Sonuna Kadar Hayır” politik bir ifade kazanabilir, ayrıca geniş sosyal toplumsal ve politik değişim ihtimallerini getirebilir.

Bu çerçevede kendi yaşadığımız ve müdahil olduğumuz sosyal toplumsal alanlarda – okullar, üniversiteler olsun, mahalleler ya da işyerleri olsun – mücadeleye devam edeceğiz, böylece referandumda büyük çoğunluğu “Hayır” oyu veren gençlik, anti-politik tercihler ya da çekimser kalmak yerine direniş ve politik kopuş yolunu seçebilecektir.

Özellikle referandum bakımından gençliğin yaratıcılığı ve Hayır kampanyasına yaptıkları spontane katkılar müthiş önemlidir ve bu sosyal toplumsal dinamiklerin evrim ve dönüşümünün öngörüleceği öğeleri teşkil eder.

Sosyalizm Mücadelesi

Fakat eylemlerimizin ufku seçimlerle sınırlı değildir. Dahası, bu yeni politik durum, politik ufkumuzu kurumsal taleplere veya salt parlamenter değişikliklere indiren geleneksel bir tasavvura bağlanamaz, ne de biz böyle olmasını isteriz. İnanıyoruz ki, hiçbir şey bize verili olamayacağından, sosyete toplum her şeye el koyabilmelidir, biz de bu nedenle sosyal toplumsal örgütlenme biçimlerine ve iktidarın aşağıdan örgütlenmesine odaklanıyoruz.

Bu yolu izleyerek, AS ve AB’den kopuşun sol ve radikal anlamla yüklendiğini, hem de Avrupa işçi sınıfının enternasyonalist stratejisini açımladığını öne sürüyoruz. Ulusal siperlenmelerle ya da krizden çıkmak için getirilen “rekabetçilik” mefhumlarıyla bunun hiç alakası yoktur. Ayrıca, yararlanmaya ve sınırsız üretimciliğe dönük sosyal-demokratik talep ve programların zaten tarihten süpürülmüş kavramlar olduğuna inanıyoruz.

Sosyal Toplumsal özgürleşmeye yönelen kopuş ve dönüşümler içeren bir sürece ihtiyacımız var. O yüzden bizce nasıl bu noktaya gelmiş olduğumuza dair stratejik bir tartışma, emin olunmayacak ve ödün verilmeyecek bir tartışma gereklidir, çünkü Sol çerçevesi altında yeni herhangi bir şey kurulmasının önkoşulu budur. Memorandumlara ve kapitalist barbarlığa alternatif eksikliğine bağlı olarak genç insanların reddedilmesi, Yunanistan sosyetesi toplumu ve özellikle de emekçi sınıflar karşısında tarihsel boyutlara varan bir problemdir.

Çevremizde eski dünyamız her gün ölüyor. Kriz ve kapitalizmin düşüşü derinleştiğinden, politik güçler giderek kendi krizlerini yoğunlaştırarak otoriterleşiyor ve günden güne, dünyanın her tarafında, kapitalizmin entegre edemedikleri, sömürü ve zulme karşı başkaldıranlar, başka bir üretim modelinin ve başka bir sosyetenin toplumun tohumlarını atanlar, giderek geçerlilik kazanıyor.

Gençlik, emekçi sınıflar, kadınlar, göçmenler ve mülteciler, LGBTQİ topluluğu hakikaten devrimci bir sosyal toplumsal çoğunluğun potansiyel “maya”sıdır. Bu bağlamda, kolektif direniş örgütünün kurulması, bir anlamda varolan kuvvetler dengesini hakikaten tehdit edebilecektir, gelecek süreçte başlıca derdimiz bu olacaktır. Buna göre, konumumuz bakımından, başka bir dünyayı kurma meselesinin gündemde kalmasında, bu tarihsel görevde ısrar edeceğiz.

Radikal ve antikapitalist sol kuvvetlerin biçimlenmesi, yirmibirinci yüzyıla göre sosyalizm planımızı genişletip güncellemenin gerekli bir koşulu olarak, gelecekteki anahtar hedeflerimizden birisidir. Esas derdimiz hala Yunanistan ve Avrupa gençliğinden geniş grupların böyle bir perspektife katılmalarıdır, ayrıca kaba tasarrufun TINA’sı [Hiçbir Alternatif Yok] karşısında sağlam politik cephe hareketlerinin varolması ve tatbik edilmesidir.

Kapitalist “sağduyu”yu [common sense] sorgulama hedefiyle genç insanların bilgi ve becerilerinden bütünüyle yararlanan bir “yaratıcı anti-kapitalizm” kültürünün hegemonya kurmasına duyulan ihtiyacın altını çiziyoruz. Bu bağlamda, yeni örgütlenme biçimleriyle deney yaparak hiyerarşisi az ve pek eskimiş olmayan sosyal toplumsal mücadelelere etkili katılımımızdan kazandığımız bilgi ve deneyimi test etmeye, hatta kendi kendimizi test etmeye niyetliyiz.

Syriza Gençliğinin ilk manifestosunda beyan ettiğimiz gibi,

Yunanistan ve Dünyadaki bütün öne çıkan tarihsel anlarda, gençlik her zaman anahtar bir rol oynadı: EPON (yani Yunanistan gençliğinin Nazi işgaline karşı örgütlenmesi) ve diktatörlük karşıtı mücadeleden, diktatörlük sonrası savaşlara ve modern hareketlere kadar. Mayıs ’68’den Tunus, Mısır, Türkiye ve diğer ülkelerde son yıllarda olan ayaklanmalara kadar.

Fakat biz kahramanlar peşinde değiliz, büyüyünce anlatacağımız hoş hikayeler peşinde de değiliz. Yunanistan’da gençlik hareketinin tarihsel anları ve kolektif bilgi, beceri ve tecrübemiz bize devam etme gücünü vermektedir. Bu günler güzellik günleridir. Sadece kaybedecek hiçbir şeyimiz olmadığı için her şey uğruna savaşabildiğimiz günlerdir. Neoliberalizmin tutulmamış vaatlerinin canlanmasını beklemiyoruz. Kendimizin çok ötesine geçen bir sürecin parçası olma iradesi taşıyoruz ve bu da bizi tamamlıyor: Yeni dünyamızın inşa süreci, haysiyet ve dayanışmanın dünyası.

Biz bu yolu takip etmeye devam edeceğiz.

Bu duyuru Syriza Gençliğinin tüm üyelerine yöneliktir, uzlaştıkları takdirde imzalara katılabilirler. Bu metin temelinde, 20 Eylül’de yapılacak seçimin hemen ardından yerel tartışmalar örgütlemeye niyetliyiz, ayrıca ulus çapında bir tartışma toplantısı düzenleyip bugünden itibaren kavgayı nasıl sürdüreceğimizi tartışmak istiyoruz, yukarıda kabaca çizdiğimiz bağlam dahilinde ve bildiğimiz anlamda Syriza Gençliğinin sona erdiği bu şartlarda bunları tartışmak istiyoruz.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Comments

Filed under çeviri, bildiri

2 responses to “Neden Syriza’dan Koptuk (2) — Syriza Gençlik

  1. Pingback: Neden Syriza’dan Koptuk (1) — Syriza Gençlik | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Altı sanat projesi | YERSİZ ŞEYLER