Benimle kal — Lavish Reynolds

İngilizcesi

Lavish Reynolds: Benimle kal. Kırık arka far lambası yüzünden kenara çekildik ve polis onun onun kan [duyulmuyor] erkek arkadaşımı öldürdüler. Ehliyeti var taşıyor yani taşıma ehliyeti var. Kimliğini ve cüzdanını cebinden çıkarmaya çalışıyordu ve memura bilgi verdi tabancam var dedi ve cüzdanını almaya uzanıyordu ve işte memur onu kolundan vurdu.

Memur: Bayan elini durduğu yerde tut.

Reynolds: Tutacağım efendim, endişe yok, tutacağım.

Memur: [Anlamsızca bağırır]

Reynolds: İşte ateş etti koluna. Larpenteur’de kenara çekildik.

Memur: Uzanma dedim ona. Kafanı kaldırma dedim ona.

Reynolds: Ona kimliğini çıkarmasını söyledin efendim, sürücü ehliyetini çıkarmasını söyledin. Tanrım lütfen öldü deme.

Memur: [Anlamsız sözler]

Reynolds: Lütfen erkek arkadaşım böyle gidiverdi deme.

Memur: Elini durduğu yerde tut rica ederim.

Reynolds: Tutacağım efendim. Elimi durduğu yerde tutacağım. Lütfen bana bunu deme Sahip lütfen İsa bana gitti deme. Lütfen bana o gitti deme. Lütfen memur, bana şimdi ona bunu yaptım deme. Ona dört kez ateş ettin efendim. O sadece ehliyet ve ruhsatını çıkarıyordu efendim.

[Sessizlik]

Memur: Dişi yolcuyu dışarı çıkart.

Öbür Memur: Derhal bayan ellerin üstte arabadan çıkış yap. Ellerin göreyim. Hadi çıkış yap. Tut üstte, tut üstte.

Reynolds: Kızım nerede? Kızım sizde mi?

Öbür Memur: Yüzün uzağa çevir ve yürü arka arka. Bana doğru yürü arka arka. Yürü devam. Yürü devam. Yürü devam. Çök dizin üstüne. Çök dizin üstüne. Derhal bayan gözaltına alındın biz bu her şeyi halledinceye kadar okey?

Reynolds: Telefonumu attılar Facebook. Lütfen deme bana Sahip İsa lütfen deme bana [duyulmuyor].

Memur: Bakayım çantana. Silah falan sende var mı hiç?

Reynolds: Hayır. Lütfen erkek arkadaşım gitti deme. Elimden alabilirsin. Lütfen bana o gitti deme. Lütfen İsa hayır. Lütfen hayır. Lütfen hayır o gitmesin izin verme Sahip.

Memur: [Anlamsız sözler]

Memur: [Anlamsız sözler]

Reynolds: O ona ehliyet ve ruhsatını çıkarmasını söyledi. O ona taşıma ehliyeti olduğunu ve tabancasının üzerinde olduğunu söyledi sonra o ateş etmeye başladı. Hiç neden yokken ateş etmeye başladı.

Memur: [Anlamsız sözler]

Memur: [Anlamsız sözler]

Memur: [Anlamsız sözler]

Memur: [Anlamsız sözler]

Memur: [Anlamsız sözler]

Reynolds: Cüzdanını ve ehliyetini ve ruhsatını çıkarmasını söyledin efendim. Ona söyledin ve o da taşıma ehliyeti olduğunu söylemeye çalıştı ve onu üzerinden çıkaracaktı. Lütfen bana erkek arkadaşım gitti deme. O bunu hak etmez. Lütfen. O iyi adamdır Aziz Pavlus Kamu okulunda çalışır. Sicilinde falan hiçbir şey yoktur. Hiç hapse falan girmemiştir. Hiç çete üyesi falan değildir.

Reynolds: [duyulmuyor] ve onu sakla Sahip. İzin ver gene bizimle burada olsun Sahip. Gene benimle [duyulmuyor] Sahip. Lütfen Sahip sarıl ona kollarınla. Lütfen Sahip emin ol, o iyi olsun, nefes alsın Sahip. [duyulmuyor] Lütfen Sahip hak etmedik biliyorsun Sahip masum insanlarız biliyorsun Sahip. Masum insanlarız. Masumuz. Dört yaşında kızım [duyulmuyor]

Reynolds: Lütfen telefonumu alır mısın benim için?

Öbür Memur: Konuşacağım amirimle.

Reynolds: İşte orada yerde duruyor. İşte orada.

Öbür Memur: Burada durar mısın canım?

Çocuk: Annemin çantasını almak istiyorum.

Öbür Memur: Ben onu halledeceğim okey? Sen sadece benim için burada dur.

Reynolds: Burada kal. Elimdeki kelepçeyi çıkarmadan önce acaba [duyulmuyor]

Öbür Memur: [duyulmuyor] ama önce üzerini arayabilir misin? Ben yapamam sürece uyması lazım okey?

Reynolds: Gel buraya (çocuğa).

Öbür Memur: Telefonun o mu ki?

Reynolds: Polis arabasının arka koltuğundayız. [duyulmuyor] arasın şimdi polis erkek arkadaşımı vurdu ortada hiç sebep yokken. Telefonum ölmek üzere. Onu vurdular. O ona üç kez ateş etti çünkü arka farımız kırıktı. O ondan ehliyet ve ruhsatı istedi o ona bunların cüzdanında olduğunu söyledi ama üstünde tabanca vardı çünkü taşıma ehliyeti var ve memur ona kıpırdama dedi ve ellerini geri koyarken memur onu kolundan vurdu dört ya da beş kez koluna ateş etti. Larpenteur ve Fry’dayım. Larpenteur ve Fry’a kim gelebiliyorsa işte oradayım. Biri beni eve götürmeli. Larpenteur ve Fry’dayız. [duyulmuyor] eğer Larpenteur ve Fry’a gelebilirseniz işte tam Roseville’deyiz. Roseville Polisi var beni kelepçelediler, telefonum ölmek üzere. Larpenteur ve Fry’dayım ve Roseville Polis Karakolu şimdi erkek arkadaşımı vurdu. Ona dört kez ateş ettiler. Taşıma ehliyeti var. Arka far lambamız kırıktı. Ve arabada biraz ot vardı hepsi bu kadar.

Çinli bir polis memuruydu onu vuran. Çinli ve 5.5, 5.6-1/2 boylarında tıknaz birisi. O ondan ehliyet ve ruhsatını istedi ve bunlar arka cebindeydi çünkü onun cüzdanı cebindedir. Ve o uzanırken memura bilgi verdi uzanmadan önce üstünde tabancası olduğunu söyledi ve daha memura bir şey diyemeden memur ateş etmeye başladı. Dört beş mermi atıldı ve erkek arkadaşım bilmiyorum ne haldedir. Bilmiyorum iyi midir iyi değil midir. Polis arabasının arka koltuğundayım, polis arabasının arka koltuğunda kelepçeliyim. Biri beni eve götürmeli. Larpenteur ve Fry’dayız makineli tüfekler çevirmişler.

Reynolds: Korkma. Kızım şimdi buna tanık oldu. Polis ortada hiç sebep yokken onu vurdu. Hiçbir sebep yokken. Ehliyet ve ruhsat istediler. İşte oradaki siyah giyinmiş polis memuruydu. Bir bok yapamıyorum çünkü kelepçelediler.

Çocuk: Tamam anne.

Reynolds: İnanamıyorum şimdi bunu yaptıklarına [Anlamsız sözler] [Çığlık atar].

Çocuk: Tamam ben burada yanındayım.

Reynolds: [Ağlar]

Reynolds: Hepiniz lütfen bize dua edin İsa lütfen hepiniz. Facebook’taki herkesten seyreden herkesten bizi izleyen herkesten dua etmesini istiyorum. Kardeşim biliyorum seni yeni indirmiştim ama beni almalısın [duyulmuyor] bana telefon etmelisin.

2 Comments

Filed under çeviri

2 responses to “Benimle kal — Lavish Reynolds

  1. Pingback: Günbahar — Yapay Zeka | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Bizim olmayacaksa kapat gitsin! — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER